Mutfak Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mutfak Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2019 Cuma

MANTI...Aile Hatırası...

Kim ne derse desin hamur işini seviyoruz. Ailece bir araya geldiğimizde eskileri anarken aklımıza hemen rahmetli annemizin çeşit çeşit börekleri gelir. Benim hazır yufka ile hazırladığım börekler maalesef onların yerini tutmuyor. Aksine, onları daha da özlettiriyor. Bu özlemi bitirmek için yapmam gerekeni biliyorum ama bir yandan da ekmeğimi bile dikkatli tüketirken bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimi alamıyorum.


Bizim evde mutfak annemizindi ama babamız boğazına düşkündü ve yemekten anlardı. Çok sık olmasa da annemden börek pişirmesini de isterdi. Bir keresinde, başka bir şehirden gelen yatılı misafirimizin hediye getirdiği böreği o kadar çok beğenmişti ki rica minnet misafir teyzemizi hamur sofrasının başına oturtmuştu. Bir keresinde de akrabalarımıza dünür olan bir teyzemizin böreklerinin methini işitince o hanım teyzemizi de evimizde ağırlamak için annemi ikna etmişti. Her iki olayda da okuldan gelen ben o tepsi tepsi el açması böreklerin ihtişamını ve babamın hanım teyzelere yağdırdığı iltifatları, hala hatırlarım.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

İMAM BAYILDI...Yaz Sofralarının Yakışanı...

Kendine has, özel ismi olan yemekleri seviyorum, bana enteresan geliyor. Mesela, Kapuska, Karnıyarık veya İmam Bayıldı...aklıma ilk gelenler. Diğer yemekler genellikle malzemenin adıyla anılır. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Barbunya'nın barbunya fasulyesinin zeytinyağ ile pişirilmiş hali olduğu bellidir. İmam Bayıldı ise hele ki esprili isminden dolayı bilmeyen biri ancak önüne geldiğinde anlayabilir. Patlıcanın zeytinyağı ile porsiyon şeklinde pişirilmesidir. Bu sebeple, İmam Bayıldı isminin başına zeytinyağlı diye açıklama getirilmesine gerek yoktur.


Zeytinyağlı yemeklerin bir özelliği de yemeğin yağına kalmasıdır. Bunun manası da yağından tasarruf yapılmamalı. Çünkü, sebzeler yağ ile lezzet kazanır. Bununla ilgili olarak İmam Bayıldı'nın bir de hikayesi vardır. Başka köyden gelin gelen eşinin zeytinyağını bol kullanmasından dolayı bu müsriflik karşısında imam efendinin düşüp bayıldığı anlatılır. Bana sorarsanız, imam efendi boğazına düşkündür ve bol zeytinyağında pişmiş yemeğin lezzetine bayılmıştır.

18 Mayıs 2018 Cuma

ETLİ YAPRAK DOLMASI...Üzeri Yoğurtlu Lezzet Bombası...

Yazımın başlığı biraz abartılı oldu kabul ediyorum ama bu lezzetli yemeği başka nasıl takdim ederim bilemedim. Şairin dediği gibi "bilmezdim kelimelerin bu kadar kifayetsiz olduğunu" etli dolmanın tadına varmadan önce. Aslında, benim dolma sevgim çok eskilere gitmez. Küçükken bu yemeği sever miydim hatırlamıyorum. Tüm çocuklar gibi benim de favori yemeğimin köfte patates olma ihtimali çok yüksek. Hele yaz mevsiminde köfte patatesin yanına karışık kızartma da eklenmişse bugün bile değmeyin keyfime.


Neyse, anlatmak istediğim aslında başka. Henüz 9-10 yaşlarında ilkokul öğrencisiydim. Kış sonu ilkbahar gelmiş, bir tatil günü evde öğle yemeği için sofraya oturmuştuk. Biraz önce annem kocaman bir tencereden tabaklarımıza etli yaprak dolmalarımızı doldurmuş, elindeki yoğurt dolu kaseden tabaklarımıza yoğurt almamızı gözleriyle takip ediyordu. Ben de tabağıma iki kaşık yoğurdumu almış beklerken pencereden görünen masmavi gökyüzünde tembel tembel gezinen ufak beyaz bulutları seyrediyordum. Dışarıda tam bir bahar havası vardı, günlük güneşlik.

20 Mart 2018 Salı

KARNIKARA (KURU BÖRÜLCE) SALATASI...Ekşili...Bol Yeşillikli...

Karnıkara'yı nerede görsem çok eskilere giderim. Bir tarihte resmi bir işin takibi için annemle babam birlikte Ankara'ya gitmişlerdi. Gidişleri ani bir kararla olduğu için annem eve yemek bırakamadı. Bir miktar para bırakarak bizi Allah'a emanet edip, gittiler. Çocukluktan yeni çıktığım genç kızlığa adım atacağım günlerdi. Mutfakla ilgim sadece annemi seyretmekle kısıtlıydı. Radyodaki şarkılara eşlik ederek yemek pişirmesini izlemek hoşuma giderdi. Yardımlarımızı kabul etmez, ayak altında dolaşmamızdan hoşlanmazdı.


Yasak olanları yapmanın bir çekiciliği vardır ya ben de fırsat bu fırsattır diye ev hanımlığına soyundum ve mutfağa girdim. Niyetim yemek pişirip, kardeşlerimi doyurmak ama farklı tariflerle. Annemin rutin menüsünün dışına çıkıp, değişik yemekler denemek istiyordum. Evde ne kadar yemek kitabı, dergi, gazete ilaveleri varsa hepsini gözden geçirdim. Evimizde pek pişmeyen bir kaç yemek tarifini sıraya koydum. Hiç unutmam, ortasına haşlanmış yumurta konularak pişirilen Rulo Köfte'yle hiç üşenmeden uğraşmıştım.

19 Ocak 2018 Cuma

PANCAR TURŞUSU...Pazar Alışverişi...

Madem kış mevsimi geldi turşular kurulsun diyorduk ama havaların hali ne böyle. Arada bir kaç gün yağışlı kış havasını gördük görmedik ardından hava bir açtı mis gibi yazdan kalan günler yaşadık, hala da yaşıyoruz. Ama biz bu yazdan kalan günlere kanmadık tabii ki. Yine o günlerden birinde hava pırıl pırıl günlük güneşlik iken turşuluk sebze almak için semtimizin pazarını gezmeye çıktık. Pazarın sonuna kadar yürürken bir yandan ürünlerin tazeliğine bir yandan da fiyatlara göz atıyorduk.


Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.

28 Aralık 2017 Perşembe

ISPANAK YEMEĞİ...Lezzetinde Sağlık Gizli...

Geçen kış, yıkaması zor geldiği için her pazara çıkışta görmezden gelip ıspanak tezgahının yanından geçip, gidiyordum. Kış sonunda bir gün markette demet halinde görünce hoşuma gitti. Pazarcıların kaç kilo diye sormalarından mıdır bilmiyorum yarım kilo sebze almaya alışkın değilim. Market tezgahındaki bağlanmış az miktar ıspanak cazip geldi. Ancak, kazın ayağı öyle değilmiş. Pazardan kilolarca ıspanak alsam yıkamakta bu kadar zorlanmazdım. Demetin bağcığını açtığımda ne göreyim? Ispanağın dallarına, yapraklarına yapışmış kalmış el kadar çamurlar vardı. Temizleyebilmek için kaç su değiştirdiğimi hatırlamıyorum. Bu kötü deneyimden sonra ıspanak yeniden kara listeye girdi elbette.


Ancak, yanlış veya gereksiz olduğuna inandığım hiç bir düşünce ve davranışta ısrar etmem. Kendimde beğendiğim iyi huylarımdan biridir. Bu defa da böyle oldu. Geçen hafta pazara gittiğimde tezgahta gördüğüm ıspanağa bu defa duyarsız kalamadım. Yemeğini özlediğimi farkettim. Tadını özlemişim. Başkalarına kötü, tuhaf gelebilen o kekremsi tadını. Ama yine de tedbirli davrandım ve 750 kg. tarttırdım.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

ATATÜRK'ÜN EN SEVDİĞİ YEMEK...Etsiz Kuru Fasulye-Pilav...

Facebook'da "Mustafa Kemal Atatürk İle İlgili Az Bilinenler" başlıklı bir yazı paylaşıldı. Daha önce okuduğum bir yazıydı ama unuttuklarım vardır diye yeniden okudum. Verilen bilgilerin hepsi ayrı ayrı değerliydi. İçlerinde en çok, Atatürk'ün sevdiği yemeğin "Etsiz Kuru Fasulye ve Pilav" olması hoşuma gitti. Takipçilerim bilirler babamın Kuru Fasulye sevgisini ve biz çocuklarına Kuru Fasulyeyi sevdirme çabasını. Rahmetli babam her gün yese bıkmayacak kadar sevdiği kuru fasulye yemeğine sofrada bize "En birinci yemek kuru fasulye" diye tezahürat yaptırırdı.


Kurtuluş Savaşı Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün adını olur olmaz yerde, olur olmaz şekilde, gerekli-gereksiz kullanmak, başkalarıyla kıyaslamak gayretkeşliği içerisinde değilim, hiç de olmadım. Atatürk'ü önce evimizde, daha sonra ilk okuldan başlayarak eğitim hayatımız boyunca öğrendik ve sevdik. Bu vatan topraklarında herkesin de aynı duyguları taşıdığını zannederek büyüdük. Daha sonraki yıllarda, dünyadaki çeşitli ideolojilerin etkisinde kalan gençler Atatürk hakkında hadlerini aşan laflar ettiler. Güneş balçıkla sıvanmaz dedik ve bizim yüreğimizdeki Atatürk sevgisi hiç eksilmedi.

19 Aralık 2016 Pazartesi

PAÇA ÇORBASI...Kemiklerin Gıdası

Yaşadığımız müddetçe bazı kazalara maruz kalırız. Bilhassa, trafik kazaları vücudumuz için büyük risk oluştururlar. Takla atan arabadan sağ çıkanlara veya arabanın çarpıp, havalandırdığı yayanın sağ kurtulmasına seviniriz ve ucuz atlatmış deriz. Ne büyük yanılgı. O an veya yıllar boyunca bile ortaya çıkmayabilir ama emin olun er-geç bir gün o kaza size kendini hatırlatır. Sadece, trafik kazası değil elbette. Evde, yolda, merdivenden hatta damdan düşenler de dahil olmak üzere vücut, düşme hızı ve düştüğü yüksekliğe göre etkilenir. Düşmeler sırasında çok organ tehlike altında ise de asıl tehlike kemikler içindir.


Kemikler bebeklerde yumuşak ve esnektir. Ergenlik çağının bitiminde gelişimi duran kemiklerin esnekliği kaybolur ve sertleşirler. Bu nedenle, yetişkinlikte düşmelere bağlı kemik kırılmaları çok görülür. Yaşlılıkta ise kemikler zaten kırılgandır. Yoğunluklarını kaybettikleri için ters bir harekette bile kırılabilirler. Öyle ki; yaşlılıkta kendiliğinden kırılan kemiklerin düşmeye sebebiyet verdiği bilinmektedir.

8 Temmuz 2016 Cuma

ZEYTİNYAĞLI AYŞE KADIN FASULYESİ...Yaz Yemekleri...

Yaz aylarını uzun yıllardır Trakya'nın Kuzey Ege sahillerinde geçiriyoruz. İl ve ilçe merkezinde veya yakın illerde yaşayan ailelerin çoğunluğu teşkil ettiği bir nüfusu vardır. Ancak, Türkiye'nin her köşe bucağına gitmekte hiçbir beis görmeyen İstanbul'lular burada da trakyalı nüfusla yarıştalar. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında yazlık evimize doğru yola çıkarız. İlçe merkezine vardıktan sonra sahile kadar olan yol boyunca yolun her iki tarafında ayçiçeği tarlaları uzanır. Bol yapraklı bodur gövdelerinden tanımanın mümkün olmadığı ayçiçeği bitkisi Temmuz ayına doğru boy atar ve gövdenin en ucunda meşhur sarı yapraklı çiçekleri günden güne büyür, çekirdeklenir.


Köylü, yağlık ayçiçeği, buğday gibi sanayi ürünleri dışında tarlalarının bir bölümünü sebze yetiştirmeye ayırır. İkliminin gereği Temmuz ayında ancak olgunlaşan kırmızı ve pembe domatesler, bamyalar, acı-tatlı sivri, çarliston ve dolmalık biberler ve top patlıcanların lezzetleri ve tazelikleri ile sofralarımız her öğün bayram sofralarına dönüşür. Ağustos güneşinin bereketiyle dalında olgunlaşan çeşitli meyveler ve tarlalarda yata yata büyüyen kavun ve karpuzlar ayın sonuna doğru bostanların bozulmasıyla traktör kasalarında yazlıkçılara satış için dolaştırılır.

14 Haziran 2016 Salı

ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR...Muhteşem İkili...

Mevsimindeyiz ya ardarda yeniden yeniden enginar pişirme günlerindeyim. Biri bitiyor, yenileri alınıyor ve farklı tariflerle pişiriliyor. Zannedersiniz ki, enginar festivali var da yer gök enginar olmuş. Sebze pişirmek istediğim zaman gözüm sadece enginar tezgahlarında. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum ama bir an önce bitse iyi olur. Çünkü, yaz sebzeleri burnumda tütüyor. Her defasında son bir defa daha diyerek enginar tezgahına yöneliyorum. Yok yok! hakikaten bu son olsun.


Madem ki son defa pişiriyorum yine annemin usulünde olsun istedim. İyi ki de öyle düşünmüşüm zira iç baklalı enginarı özlemişim. Şu anda bu sayfada ziyaretçi olanlar yani tarifimi merak edip gelenler mutlaka enginarı sevenlerdir. Ancak, enginarı sevmeyen ve asla yemem diye direten çok insan var maalesef.

2 Haziran 2016 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR...Garnitürlü

Bizim evin mutfağı annemize aitti ve yemek pişirirken ayak altında dolaşmamıza tahammülü yoktu. Annemiz, yemek pişirmesini kimden ve nasıl öğrenmiş bilmiyorum ama kendine ait özel bilgilere ve yemek zevkine sahipti. Herhangi bir et yemeğine ilave edilecek sebzelerin çeşidi onun için belliydi ve yemeklerinde en ufak bir farklılık olmazdı. Keza, zeytinyağlıların da pişirme tekniği ve ilave edilecek sebzeleri değişmezdi. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Enginar yemeği tüm malzeme çiğden konularak pişirilir ve garnitürü de mutlaka iç bakla olurdu.


Annem yaşlandıkça ve bazı rahatsızlıklarından dolayı gücü azalınca, yavaş yavaş mutfakla ilişiğini kesti ama o üzülmesin diye her yemeği ona sorarak pişirdim. Yeni tarifler her zaman için ilgimi çekmiştir ve denerim ama anne yemeği diye de bir gerçek var. Annemin yemekleri, pişirme usulleri bakımından sağlıklı olduğu kadar lezzetleri de yerindedir. Damak tadımızı şekillendiren anne yemekleri hiçbir zaman unutulmuyor.

1 Mayıs 2016 Pazar

TAVUK BAGET HAŞLAMA...Tavuk Etinin En Besleyici Hali

Haşlama kelimesi günlük hayatta bir çok mana da kullanılsa da aynı zamanda mutfak literatüründe bir pişirme şeklinin adıdır. Eti veya sebzeleri tencerede suyun içinde pişirmeye haşlama denir. Bu tanımlama doğru olsa da benim lügatımda haşlama, kuzu incik veya dana incikle pişirilen, incik bulunmazsa koyun veya dana etinin yumuşak kısımlarından iri parça etlerle yapılan çok lezzetli, sağlıklı, besleyici nefis bir yemektir. Dışarıda, bir lokantada öğle yemeği için haşlama istediğimizde de biliriz ki; önümüze kuzu veya dana etiyle pişirilmiş bir yemek gelecektir.


Durum böyleyken, tavuk etinin hayatımıza girmesiyle diğer bir çok yemekte olduğu gibi haşlama yemeğinde de anlayış değişti. Eskiden etle yapılan tüm yemek çeşitlerinin tavuk eti ile yapılan yeni versiyonları ortaya çıktı. İlk başlarda direndik, hatta hâlâ kuzu ve dana eti tercihimiz ama tavuk etini de tüketmeye başladık. Zaman zaman, tavuk eti hakkında çıkan olumsuz haberlerin etkisiyle uzaklaştığımız oldu ama son zamanlarda tavuk etinin de kaliteli proteine sahip olduğunu söyleyen uzmanların önerileriyle, tavuk yemeklerine mutfağımızda daha sık yer verir olduk.

11 Ocak 2016 Pazartesi

SAHANDA TEREYAĞLI YUMURTA KAPAMA...Akıllı Telefon ve Instagram

Akıllı telefon kullanmayı düşünmüyordum ama bir vesileyle aniden telefon sahibi oluverdim. Çeşitli özelliklerini birer birer kullanmaya başlayınca da hoşuma gitti. Bu arada, digital fotoğraf makinemi kullanmadığımı bir köşede unuttuğumu farkettim. Halbuki, bir zamanlar Digital makine benim için adeta bir mucizeydi. Eski makinemle her gördüğümü çekemez, filmi boşuna harcamamak için çok dikkatli davranırdım. Çektiğim pozları, fotoğrafçıda negatifinden görebiliyor iken dijital makinenin getirdiği kolaylık müthişti.


Antalya'ya yapacağımız bir seyahat öncesinde digital makinelerin özelliğini öğrenmiştim de son anda ne yapıp, edip makineyi satın almıştım. Hiç kısıtlama olmadan her gördüğümü, istediğim kadar çekebilmek ne büyük özgürlüktü. Yüzlerce kare çekip, beğendiklerimi seçme şansımın olması akıl almaz bir kolaylıktı. Şimdi ise yeni telefonla güzel fotoğraflar çekince işler yine değişti. Bu sefer, digital makine bir köşede bekliyor. Kim uğraşacak ki; tükenen pilleri makineden çıkart, şarj cihazına tak, bekle piller şarj olsun yeniden makineye tak ki fotoğraf çekesin.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

EVDE YOĞURT MAYALA...Gerek Yok Sarıp, Sarmalamaya...

Çocukluğumda soframızdaki yoğurt Silivri'nin Kaymaklı Tepsi Yoğurdu idi. Kapımızın önünden geçen sokak satıcısından alınırdı. Daha sonraları da bakkal ve marketlerdeki çeşitlere göre değişiklik gösterdi. Bir zamanlar özel yapım cam kaselerde, bazen toprak, genellikle de plastik kaplarda ve de son zamanlarda da Kaymaklı Tava Yoğurdu alır olduk. 



Kış mevsiminde durum böyle de yaz gelip de biz tebdil-i mekan eyleyince bana bir haller oluyor. Sabahları yeni sağılmış, sıcağı üstünde mis gibi sütlerle gelen köylüleri görünce tenceremle süt almaya koşasım geliyor. Yaz evimizdeki ilk yıllarımızda komşularımızın sabahları köyden gelen sütçülerden sık sık en az beş kilo -sıvı ölçü birimi litre kullanılmıyor- süt aldıklarını görünce merak etmiş sormuştum. Meğer, evde yoğurt mayalarlarmış. Ben bunu duydum ya, durur muyum?
-Ben de yapacağım, dedim ve tüm bilgileri aldıktan sonra ilk yoğurdumu mayaladım. 

8 Mayıs 2015 Cuma

TURFANDA! Cömert Elinden Tatmak Lâzım...

Sebze ve meyvelerin mevsiminde üretildiği ve tüketildiği eski zamanlarda, mevsim başında ilk defa pişirilen Zeytinyağlı Taze Bakla, özel bir önemle sofraya getirilirdi. Sofranın baş köşesinde oturan evin babası, üzeri bol dereotuyla bezenmiş zeytinyağlı taze baklayı sofrada gördüğünde hemen yoğurdu da sorar ve bol yoğurt döktüğü bakladan ilk lokmasını alırken illâki "Eski ağıza yeni taam" derdi.






"Eski ağıza yeni taam" sadece ilkbahar mevsimine has bir deyim olsa gerek. Zira, kış mevsiminde lahana veya pırasa yemeğini pişiren bir hanımın "Eski ağıza yeni taam" dediğini duymadım. Bu deyim sevilen bir sebzeye kavuşmanın sevincini yansıtmasından ziyade kış mevsiminden sağsalim çıkıp, yeni bir bahara daha kavuşulduğunun yani kısaca hayatta, yaşıyor olmanın memnuniyetini anlatır. 

27 Ocak 2015 Salı

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA FASULYESİ...Kuru Barbunya'dan Mamûl...

Geçen yıl mutfakta kış hazırlıklarını biraz abarttığım için olsa gerek kış bitmiş, neredeyse yaz geliyorken ve turfanda taze ürünler pazar tezgahlarında boy göstermeye başlamışken almıştı beni bir telaş. Derin dondurucuya tıka-basa doldurduğum sebzeleri bitirmek için başlamıştım dolaptan çıkarıp, çıkarıp pişirmeye. Bunlardan biri de barbunya fasulyesiydi.


Zeytinyağlı barbunya fasulyesi günlük soframızda sıklıkla yer almaz ama misafir sofralarımızın olmazsa olmazıdır. Sadece misafir soframızda yer aldığı için tüketemediğimiz barbunya fasulyelerini bitirmek için çok sık pişirince biraz bıkkınlık geldiğini itiraf edeyim. Yaşadığım bu tecrübenin ışığında bu kış için dondurucuya bir kaç pişirimlik barbunya koymak yeter diye düşünmüştüm.

18 Temmuz 2014 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...Özel Sofraların Olmazsa Olmazı...

Bayramlarda veya özel günlerde ailece toplandığımız sofralar için menü hazırlamak bazen zor olur. Davetliler yakınlarımız olduğu için onların yemek zevklerini biliriz. Dolayısıyla, menüyü ona göre hazırlamak zorunda kalırız. Aile sofralarında ninesiyle, torunuyla gencinden yaşlısına her yaş grubundan birey olacağı için onların hepsine ayrı ayrı hitap edebilecek bir menü ortaya çıkarmak gerekir. Bütün bunlar, aslında aile sıcaklığını hissetmenin bedeli olsa gerek.


Aile sofralarında insan kendini ayrıcalıklı hisseder. Ne güzel bir iltifattır; teyzenizin veya yengenizin menüdeki bir yemeği sırf siz seviyorsunuz diye pişirmiş olması. Çocukluk yaşlarından itibaren aile büyüklerinden ilgi gören, özel zevklerine saygı duyulan kişiler, hayatları boyunca tatminkâr ve mutlu insan olurlar. Çünkü, gösterilen bu özen ailedeki çocukların adam yerine konması demektir. Söz hakkı verilmesi demektir. Kişilik haklarına saygı demektir. Farklılıklara saygı demektir.

19 Nisan 2014 Cumartesi

PATATES SALATASI...Hardal Soslu...

Patatesi sevmeyen var mı?


Belki de vardır,  hiç bilemeyiz. Bizim için çok lezzetli olan bir çok yiyeceği bırakın sevmeyi tabağında görmeye tahammül edemeyenler var. Et yemeyen çok insan olduğu gibi et sevip de sebzeyi yemekten saymayanlar da. Sofrada çeşit çeşit mezeler isteyenlerin yanında menüdeki etli kuru fasulye yemeğini gördükten sonra başka bir şey aramayan insanlar olduğu gibi. Dolayısıyla, damak tadı kişiye özeldir ve kendi zevkimize göre donattığımız sofralarımıza iltifat beklemek ne kadar doğrudur, düşünmek lazım!

15 Nisan 2014 Salı

DİŞ BUĞDAYI...Mutfakta Bahar Temizliği...

Bahar geldi. Yaz ise muzip bir çocuk gibi Bahar'ın arkasına saklanmış, bize göz kırpıyor. Yaz, güneş demek. Yaz, parlak güneş ışığı demek. Yaz bunu bildiği için saklandığı yerden çıkıp-çıkıp, birden üzerimize güneşin parlak ışıklarını ok gibi fırlatıyor. Biz de hemen aldanıp, telaşa kapılıyoruz. Kışlıkları kaldırmanın zamanı geldi, yazlık giysilerimiz ne durumda acaba? gibi düşünceler aklımızdan geçerken bir bulut yolluyor ki tüm hevesimiz kırılıyor. Böyle durumlarda Yaz'ın, Bahar'ın arkasına saklanmış kıs kıs güldüğünü görür gibi oluyorum.




Bahar'ın aldatıcı güneşine, bir açık bir kapalı günlerine kanmayan yoktur. Bilhassa sabah erken evden çıkıp, işine gidecek insanlar hiç bilemezler. Bu soğuk, sabah ayazı mıdır? Güneş çıkacak mı? Meteoroloji yağmur mu demişti? Binbir soru kafasında dönerken bilhassa kadınlar dolabın başında ne giyeceğini bilemez halde kalakalırlar.

12 Şubat 2014 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI PIRASA...Saray Mutfağına Girebilmek...

Kış mevsimine özel zeytinyağlıların en bilineni Zeytinyağlı Pırasa'dır. Pırasa'yı takiben Kereviz ve Yer Elması kış günlerinin soğuk yemekleridir. Benim için kış soğuğunda zeytinyağlı yemek pek tercih edilesi bir şey değil. Daha ziyade sıcak yemekleri severim. Et çeşitleri, etli sebze ve bakliyat yemekleri, sıcacık çorbalar daha cazip gelir. Kış soğuğunda sıcak yemek ve çorbalar tercihimdir dedim ama zeytinyağlı pırasanın yeri ve önemi apayrıdır benim için. 


Etli kurufasulye sevgisini daha önce Kurufasulye'den bir hikaye başlıklı yazımda bir nebze anlattığım rahmetli babam, sofrada eğer zeytinyağlı pırasa varsa mutlaka annesini hatırlar ve her seferinde yüzünde beliren sıcak bir gülümseme ile ""rahmetli anacığım bu yemeği yediğinde içim açılıyor oğlum derdi"" diye annesini anardı. Hayal-meyal hatırladığımız babaannemizi bu vesile ile bize hatırlatan babamız hem babaannemizin hatırasını canlı tutmaya çalışıyordu, hem de zeytinyağlı pırasa yemeğini iştahla yerken bize de sevdireceğini düşünüyordu zahir!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...