yemek tarifleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek tarifleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2019 Cuma

MANTI...Aile Hatırası...

Kim ne derse desin hamur işini seviyoruz. Ailece bir araya geldiğimizde eskileri anarken aklımıza hemen rahmetli annemizin çeşit çeşit börekleri gelir. Benim hazır yufka ile hazırladığım börekler maalesef onların yerini tutmuyor. Aksine, onları daha da özlettiriyor. Bu özlemi bitirmek için yapmam gerekeni biliyorum ama bir yandan da ekmeğimi bile dikkatli tüketirken bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimi alamıyorum.


Bizim evde mutfak annemizindi ama babamız boğazına düşkündü ve yemekten anlardı. Çok sık olmasa da annemden börek pişirmesini de isterdi. Bir keresinde, başka bir şehirden gelen yatılı misafirimizin hediye getirdiği böreği o kadar çok beğenmişti ki rica minnet misafir teyzemizi hamur sofrasının başına oturtmuştu. Bir keresinde de akrabalarımıza dünür olan bir teyzemizin böreklerinin methini işitince o hanım teyzemizi de evimizde ağırlamak için annemi ikna etmişti. Her iki olayda da okuldan gelen ben o tepsi tepsi el açması böreklerin ihtişamını ve babamın hanım teyzelere yağdırdığı iltifatları, hala hatırlarım.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

İMAM BAYILDI...Yaz Sofralarının Yakışanı...

Kendine has, özel ismi olan yemekleri seviyorum, bana enteresan geliyor. Mesela, Kapuska, Karnıyarık veya İmam Bayıldı...aklıma ilk gelenler. Diğer yemekler genellikle malzemenin adıyla anılır. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Barbunya'nın barbunya fasulyesinin zeytinyağ ile pişirilmiş hali olduğu bellidir. İmam Bayıldı ise hele ki esprili isminden dolayı bilmeyen biri ancak önüne geldiğinde anlayabilir. Patlıcanın zeytinyağı ile porsiyon şeklinde pişirilmesidir. Bu sebeple, İmam Bayıldı isminin başına zeytinyağlı diye açıklama getirilmesine gerek yoktur.


Zeytinyağlı yemeklerin bir özelliği de yemeğin yağına kalmasıdır. Bunun manası da yağından tasarruf yapılmamalı. Çünkü, sebzeler yağ ile lezzet kazanır. Bununla ilgili olarak İmam Bayıldı'nın bir de hikayesi vardır. Başka köyden gelin gelen eşinin zeytinyağını bol kullanmasından dolayı bu müsriflik karşısında imam efendinin düşüp bayıldığı anlatılır. Bana sorarsanız, imam efendi boğazına düşkündür ve bol zeytinyağında pişmiş yemeğin lezzetine bayılmıştır.

18 Mayıs 2018 Cuma

ETLİ YAPRAK DOLMASI...Üzeri Yoğurtlu Lezzet Bombası...

Yazımın başlığı biraz abartılı oldu kabul ediyorum ama bu lezzetli yemeği başka nasıl takdim ederim bilemedim. Şairin dediği gibi "bilmezdim kelimelerin bu kadar kifayetsiz olduğunu" etli dolmanın tadına varmadan önce. Aslında, benim dolma sevgim çok eskilere gitmez. Küçükken bu yemeği sever miydim hatırlamıyorum. Tüm çocuklar gibi benim de favori yemeğimin köfte patates olma ihtimali çok yüksek. Hele yaz mevsiminde köfte patatesin yanına karışık kızartma da eklenmişse bugün bile değmeyin keyfime.


Neyse, anlatmak istediğim aslında başka. Henüz 9-10 yaşlarında ilkokul öğrencisiydim. Kış sonu ilkbahar gelmiş, bir tatil günü evde öğle yemeği için sofraya oturmuştuk. Biraz önce annem kocaman bir tencereden tabaklarımıza etli yaprak dolmalarımızı doldurmuş, elindeki yoğurt dolu kaseden tabaklarımıza yoğurt almamızı gözleriyle takip ediyordu. Ben de tabağıma iki kaşık yoğurdumu almış beklerken pencereden görünen masmavi gökyüzünde tembel tembel gezinen ufak beyaz bulutları seyrediyordum. Dışarıda tam bir bahar havası vardı, günlük güneşlik.

26 Kasım 2016 Cumartesi

HUMUS...Nohut...Ve Daha Fazlası...

Son yıllarda beslenmeyle ilgili hemen hemen her ürün için farkındalık yaratılıyor. Bildim bileli soframızda yer alan, yediğimiz-içtiğimiz gıdalarla ilgili gün geçmiyor ki yararlarını anlatan bir yazı karşıma çıkmasın. Bunlardan biri de nohut. Bizim soframızda nohut değişik şekillerde yeteri kadar yer alır. Rahmetli babamın tabiriyle "ağır makineli" Etli Nohut yemeği, yanında pilav ve karışık turşu ile soğuk kış günlerinin sevilen bir yemeğidir. Derin dondurucuda sakladığım haşlanmış nohutla da ihtiyaç halinde nefis Nohutlu Pilavlar pişiririm. Bazen de çay sofralarında değişik bir renk ve çeşni olarak kızarmış ekmek dilimlerine sürülmek üzere Humus hazırlarım.


Velhasılı biz nohutu seviyoruz ve yeteri kadar da tüketiyoruz. Ancak, bazı insanlar veya aileler nohut yemeklerini sevmiyor olabilir. Çünkü, nohutun sayılamayacak kadar çok faydasının yanı sıra bazı olumsuz yönleri de var. Mesela, bazı insanlarda aşırı tüketime bağlı olarak şişkinlik, gaz ve hazımsızlığa neden olabilmektedir. Aslında, dikkatli davranılırsa hiç bir sorun yaşanmaz. Şöyle ki; iki öğün üst üste değil de belli aralıklarla günde bir öğün tüketildiği takdirde nohutun içeriğindeki zengin protein, vitamin, mineral ve liflerinden mahrum kalmamış oluruz.

8 Temmuz 2016 Cuma

ZEYTİNYAĞLI AYŞE KADIN FASULYESİ...Yaz Yemekleri...

Yaz aylarını uzun yıllardır Trakya'nın Kuzey Ege sahillerinde geçiriyoruz. İl ve ilçe merkezinde veya yakın illerde yaşayan ailelerin çoğunluğu teşkil ettiği bir nüfusu vardır. Ancak, Türkiye'nin her köşe bucağına gitmekte hiçbir beis görmeyen İstanbul'lular burada da trakyalı nüfusla yarıştalar. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında yazlık evimize doğru yola çıkarız. İlçe merkezine vardıktan sonra sahile kadar olan yol boyunca yolun her iki tarafında ayçiçeği tarlaları uzanır. Bol yapraklı bodur gövdelerinden tanımanın mümkün olmadığı ayçiçeği bitkisi Temmuz ayına doğru boy atar ve gövdenin en ucunda meşhur sarı yapraklı çiçekleri günden güne büyür, çekirdeklenir.


Köylü, yağlık ayçiçeği, buğday gibi sanayi ürünleri dışında tarlalarının bir bölümünü sebze yetiştirmeye ayırır. İkliminin gereği Temmuz ayında ancak olgunlaşan kırmızı ve pembe domatesler, bamyalar, acı-tatlı sivri, çarliston ve dolmalık biberler ve top patlıcanların lezzetleri ve tazelikleri ile sofralarımız her öğün bayram sofralarına dönüşür. Ağustos güneşinin bereketiyle dalında olgunlaşan çeşitli meyveler ve tarlalarda yata yata büyüyen kavun ve karpuzlar ayın sonuna doğru bostanların bozulmasıyla traktör kasalarında yazlıkçılara satış için dolaştırılır.

14 Haziran 2016 Salı

ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR...Muhteşem İkili...

Mevsimindeyiz ya ardarda yeniden yeniden enginar pişirme günlerindeyim. Biri bitiyor, yenileri alınıyor ve farklı tariflerle pişiriliyor. Zannedersiniz ki, enginar festivali var da yer gök enginar olmuş. Sebze pişirmek istediğim zaman gözüm sadece enginar tezgahlarında. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum ama bir an önce bitse iyi olur. Çünkü, yaz sebzeleri burnumda tütüyor. Her defasında son bir defa daha diyerek enginar tezgahına yöneliyorum. Yok yok! hakikaten bu son olsun.


Madem ki son defa pişiriyorum yine annemin usulünde olsun istedim. İyi ki de öyle düşünmüşüm zira iç baklalı enginarı özlemişim. Şu anda bu sayfada ziyaretçi olanlar yani tarifimi merak edip gelenler mutlaka enginarı sevenlerdir. Ancak, enginarı sevmeyen ve asla yemem diye direten çok insan var maalesef.

2 Haziran 2016 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR...Garnitürlü

Bizim evin mutfağı annemize aitti ve yemek pişirirken ayak altında dolaşmamıza tahammülü yoktu. Annemiz, yemek pişirmesini kimden ve nasıl öğrenmiş bilmiyorum ama kendine ait özel bilgilere ve yemek zevkine sahipti. Herhangi bir et yemeğine ilave edilecek sebzelerin çeşidi onun için belliydi ve yemeklerinde en ufak bir farklılık olmazdı. Keza, zeytinyağlıların da pişirme tekniği ve ilave edilecek sebzeleri değişmezdi. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Enginar yemeği tüm malzeme çiğden konularak pişirilir ve garnitürü de mutlaka iç bakla olurdu.


Annem yaşlandıkça ve bazı rahatsızlıklarından dolayı gücü azalınca, yavaş yavaş mutfakla ilişiğini kesti ama o üzülmesin diye her yemeği ona sorarak pişirdim. Yeni tarifler her zaman için ilgimi çekmiştir ve denerim ama anne yemeği diye de bir gerçek var. Annemin yemekleri, pişirme usulleri bakımından sağlıklı olduğu kadar lezzetleri de yerindedir. Damak tadımızı şekillendiren anne yemekleri hiçbir zaman unutulmuyor.

1 Mayıs 2016 Pazar

TAVUK BAGET HAŞLAMA...Tavuk Etinin En Besleyici Hali

Haşlama kelimesi günlük hayatta bir çok mana da kullanılsa da aynı zamanda mutfak literatüründe bir pişirme şeklinin adıdır. Eti veya sebzeleri tencerede suyun içinde pişirmeye haşlama denir. Bu tanımlama doğru olsa da benim lügatımda haşlama, kuzu incik veya dana incikle pişirilen, incik bulunmazsa koyun veya dana etinin yumuşak kısımlarından iri parça etlerle yapılan çok lezzetli, sağlıklı, besleyici nefis bir yemektir. Dışarıda, bir lokantada öğle yemeği için haşlama istediğimizde de biliriz ki; önümüze kuzu veya dana etiyle pişirilmiş bir yemek gelecektir.


Durum böyleyken, tavuk etinin hayatımıza girmesiyle diğer bir çok yemekte olduğu gibi haşlama yemeğinde de anlayış değişti. Eskiden etle yapılan tüm yemek çeşitlerinin tavuk eti ile yapılan yeni versiyonları ortaya çıktı. İlk başlarda direndik, hatta hâlâ kuzu ve dana eti tercihimiz ama tavuk etini de tüketmeye başladık. Zaman zaman, tavuk eti hakkında çıkan olumsuz haberlerin etkisiyle uzaklaştığımız oldu ama son zamanlarda tavuk etinin de kaliteli proteine sahip olduğunu söyleyen uzmanların önerileriyle, tavuk yemeklerine mutfağımızda daha sık yer verir olduk.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

EVDE YOĞURT MAYALA...Gerek Yok Sarıp, Sarmalamaya...

Çocukluğumda soframızdaki yoğurt Silivri'nin Kaymaklı Tepsi Yoğurdu idi. Kapımızın önünden geçen sokak satıcısından alınırdı. Daha sonraları da bakkal ve marketlerdeki çeşitlere göre değişiklik gösterdi. Bir zamanlar özel yapım cam kaselerde, bazen toprak, genellikle de plastik kaplarda ve de son zamanlarda da Kaymaklı Tava Yoğurdu alır olduk. 



Kış mevsiminde durum böyle de yaz gelip de biz tebdil-i mekan eyleyince bana bir haller oluyor. Sabahları yeni sağılmış, sıcağı üstünde mis gibi sütlerle gelen köylüleri görünce tenceremle süt almaya koşasım geliyor. Yaz evimizdeki ilk yıllarımızda komşularımızın sabahları köyden gelen sütçülerden sık sık en az beş kilo -sıvı ölçü birimi litre kullanılmıyor- süt aldıklarını görünce merak etmiş sormuştum. Meğer, evde yoğurt mayalarlarmış. Ben bunu duydum ya, durur muyum?
-Ben de yapacağım, dedim ve tüm bilgileri aldıktan sonra ilk yoğurdumu mayaladım. 

18 Temmuz 2014 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...Özel Sofraların Olmazsa Olmazı...

Bayramlarda veya özel günlerde ailece toplandığımız sofralar için menü hazırlamak bazen zor olur. Davetliler yakınlarımız olduğu için onların yemek zevklerini biliriz. Dolayısıyla, menüyü ona göre hazırlamak zorunda kalırız. Aile sofralarında ninesiyle, torunuyla gencinden yaşlısına her yaş grubundan birey olacağı için onların hepsine ayrı ayrı hitap edebilecek bir menü ortaya çıkarmak gerekir. Bütün bunlar, aslında aile sıcaklığını hissetmenin bedeli olsa gerek.


Aile sofralarında insan kendini ayrıcalıklı hisseder. Ne güzel bir iltifattır; teyzenizin veya yengenizin menüdeki bir yemeği sırf siz seviyorsunuz diye pişirmiş olması. Çocukluk yaşlarından itibaren aile büyüklerinden ilgi gören, özel zevklerine saygı duyulan kişiler, hayatları boyunca tatminkâr ve mutlu insan olurlar. Çünkü, gösterilen bu özen ailedeki çocukların adam yerine konması demektir. Söz hakkı verilmesi demektir. Kişilik haklarına saygı demektir. Farklılıklara saygı demektir.

28 Nisan 2013 Pazar

ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR...Eski Ağıza Yeni Taam.

Eskiden çok eskiden bahar aylarında çok tekrarlanan bir deyim vardı. "Eski ağza, yeni taam". Şimdiki gibi senenin her günü her sebze ve meyvenin olmadığı, ürünlerin kendi mevsiminde yetiştiği, yaz ürünleri ile kış ürünlerinin aynı tezgâhta yer almasının mümkün olmadığı bir başka zamanlardı o günler. 



Komşu teyzelerin konuşmaları daha dün gibi kulaklarımda. Mesela, taze baklayı pişiren komşu teyze halis-muhlis zeytinyağı, bol dereotu ile pişirdiği yemeği ballandıra-ballandıra teferruatıyla anlatır, arkasından da "eski ağza yeni taam" diye sözünü bitirirdi. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...