misafir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
misafir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2019 Salı

TAHİNLİ KEK...Üzeri Susamlı...

Yazlık sitelerde bazı ev sahipleri evlerinin bir bölümünü kiraya verirler. Bu durum aniden ortaya çıkan bir ihtiyaç sebebiyle olabileceği gibi gelir kaynağı olsun diye sırf kiraya vermek üzere ev satın alan aileler de vardır. Ev sahipleri, pansiyon işletir gibi kiraya vermektense evlerini sezonluk vermeyi tercih ederler. Böyle bir komşumuz yani kiraya vermek üzere fazladan evi olan komşumuz evvelki yıl evine sezonluk bir kiracı bulduğu için çok memnundu. Bu kiracı aileyi bizlerde sevdik ve yaz boyunca komşuluk yaptık. Ailenin babası Susam-Tahin ticareti işindeydi ve ev sahibi komşumuzun anlattığına göre çok da cömert insanlardı.


Günlerden bir gün aynı komşumuzun balkonunda ailece oturmuş sohbet ederken çayın yanında ikram edilen kekin aroması ve lezzeti o kadar hoşuma gitti ki gayrı ihtiyari tarifini istedim. Komşum hatırlamaya çalışarak kekin malzemesini sayarken, tahin ticareti yapan kiracısının verdiği tahin ile yine onların verdiği tarifle pişirdiğini söyledi. Yanlış hatırlamıyorsam hamuruna ve piştikten sonra da üzerine olmak üzere iki su bardağı tahin ile pişirmişti. Aramızda şakasını yaptığımız bedava tahinle yapılan kek muhabbeti yaz boyunca sohbetlerimizde bizi güldürmeye devam etti.

28 Temmuz 2018 Cumartesi

HİNDİSTAN CEVİZLİ KEK...Hoş Kokulu...Yumuşacık...

Her yıl bahar aylarının gelmesiyle aklımıza düşen ve yaz sıcaklarının başlamasıyla da koşup geldiğimiz yazlık evimizde benim için son derece sıkıcı olan yerleşme sürecinin sonunda nihayet komşularla günlük olağan görüşmelerimiz başladı. Site içinde, kumsalda, denizde, çarşı-pazarda, akşam yürüyüşlerinde karşılaştıkça birbirimizden haberdar oluyoruz. Bu karşılaşmalarımız sırasında hal hatır sorar, birbirimizi kahve veya çay içmeye davet ederiz.


Çaylı, kahveli balkon sefalarını hepimiz severiz ama arkadaşlarla önceliğimiz bütün kış iple çektiğimiz deniz sefalarıdır. Ne yapacaksak programımızı deniz saatlerine göre ayarlarız. Denizde günlük en az bir-birbuçuk saatlik yüzme seansları ve sonrasında güneşlenmenin ardından ancak bir program yaparız. Bu konuda hiç bir arkadaşım taviz vermez. Ancak, program yapmamızı her ne kadar deniz belirliyormuş gibi göstermiş olsam da esas belirleyici yatılı misafirlerdir.

19 Haziran 2018 Salı

KOL BÖREĞİ...Kıymalı...Hazır Yufkadan...

Ailelerin beslenmelerinde tercih ettikleri yemek çeşitleri mutlaka farklıdır. Çünkü, aile mutfakları yaşanan coğrafi ve sosyal çevreye göre şekillenir. Bu sebeple, her ailenin hamur ve börek çeşitleriyle ilişkileri de muhteliftir. Benim ailemde hepimiz böreği severdik ve severiz de ama börekle aramızda belli bir mesafe vardır. Rahmetli annem her gün kahvaltıdan sonra yemek pişirmek üzere mutfağa girerdi. Elbette olağanüstü bir olay yoksa, hayat normal seyrindeyse.


Akşam yemeği için toplanacak aile bireyleri için genellikle çorba, etli ve zeytinyağlı yemekler ile tatlıdan oluşan bir menü oluştururdu. Günlük yemek menümüzde böreğin yeri yoktu. Sadece, bazı hafta sonları eğer evde isek bu ritüelin dışına çıkılır ve o gün doyasıya börek yenirdi. Annemizin puf börekleri, çiğ börekleri ve kulak mantısı muhteşem olurdu. O yıllarda annem genç ve hamarat bir kadın olarak ailesini beslemenin şevkiyle hamurunu tutar, bizler de çocuk yaşlarımızda yediklerimiz bize dost iken nar gibi kızarmış puf böreklerinin veya çiğ böreklerin, tavşan kanı çayların eşliğinde tadına varırdık da tadına doyamazdık.

25 Mayıs 2017 Perşembe

GÜL BÖREK...Ufacıcık...Yumuşacık...

Sofra düzeninde, ikramlıkların servisinde, misafir sayısı önemlidir. Beş-on arkadaşımızı ağırladığımız sofralardaki düzen bellidir. Her kadın, mutlaka yakın-uzak akrabalarını, arkadaşlarını veya komşularını evinde ağırlamıştır. Çünkü, evde misafir ağırlamak geleneklerimizde var. Avrupai yaşam tarzına özenen, evlerinde misafir kabul etmeyen ve bu şeklin savunuculuğunu yapan çok kadın biliyorum ki, evlerde toplanmanın zevkini inkar etmezler.


Ancak, yaşam içinde öyle tanışmalar oluyor ki; mesela, bir tatil köyünde veya mesleki toplantılardaki tanışmalarda, yani devam etmesi zamana muhtaç olan veya yakın olmayı istemediğiniz bazı tanıdıkları dışarıda ağırlamak en doğrusu. Evimiz mahremimizdir. İyi tanımadığımız insanları evimize kabul etmemek gibi bir hakkımız vardır. Her ne kadar sosyal çevrenin genişliği önemli olsa da ailemizi korumak adına dikkatli olmakta fayda var.

1 Mart 2017 Çarşamba

ÜÇGEN BÖREK...Çay Sofrasında Bereket...

Misafir ağırlanan çay sofralarında ev sahibesinin en çok dikkat ettiği husus ikramlık servisinin pratik olmasıdır. Zira, sofrada tabaklara servis edilecek börek çeşitleri, tuzlular, tatlılar, salatalar sıra beklemektedir. Bu arada değinmeden geçmeyelim çay sofralarının en baş ikramlığı börek çeşitleridir. Hele ki; el açması börek olan sofrada diğer ikramlıklar sadece teferruattır. Hem göze hem de mideye hitap eden bir veya iki çeşit el açması börek hazırlamış olan ev sahibesi ne kadar gururlansa hakkıdır. Nar gibi kızarıp, kabarmış böreklerin görünüşü en iştahsız insanı bile baştan çıkarabilir.


İkramlıkların pratik olması istenir ama nar gibi kızarmış böreğin önceden dilimlenerek sofraya getirilmesini de gönül arzu etmez. Çünkü, sofralarda sunum da önemlidir. Şık bir servis tepsisinde sofraya getirilen böreğin önce gözleri şenlendirmesi gerekir. Daha sonra dilimlenerek tabaklara servis yapılır. Bu durum arzu edilendir ama kalabalık sofralarda çok da uygun değildir. Kalabalık sofralar için gerekli olan pratik çözümlerdir. Masaya yerleştirilen ikramlıklar kesip, dilimlemeye gerek bırakmayacak şekilde servise hazır olmalıdır. Bunun için de görsellik bir tarafa bırakılarak börekler önceden dilimlenerek sofraya getirilirler.

27 Ocak 2017 Cuma

ELMALI TURTA...Doyulmaz Tadına...

Geçtiğimiz yaz bahçe elmaları ile pişirdiğim Elmalı Pay'ı bir önceki yazımda anlatmıştım. Yazlık komşularımla bir araya geldiğimiz ikindi çaylarında ikram etmek için bir kaç defa daha pişirdim. Her defasında da beğenildi. Çok yıllar öncesinden bildiğim Elmalı Pay'ları yeniden pişirmeye başlamamın aslında bir sebebi var. Onları pişirdiğim zaman annem-babam ve ailenin diğer büyükleriyle hep beraber olduğumuz o eski güzel günleri hatırlıyorum.


Şimdi rahmetle andığımız annem o günlerde tüm akraba ve arkadaşları için ayda bir gün kabul günü düzenlerdi. Kabul günlerinin en büyük özelliği misafirleri zengin bir sofrada ağırlamaktı. O sofralar için ben de anneme yardım ederdim. Bir gün önce akşam iş dönüşü mutfağa girer meyveli bir yaş pasta ile bir tepsi de Elmalı Pay pişirirdim. Ertesi sabah, Elmalı Pay'ları üzerlerine pudra şekerlerini serpip, servis tabağına dizer, yaş pastamı da süsledikten sonra işime giderdim.

7 Ocak 2017 Cumartesi

BOHÇA BÖREĞİ...Çay Sofralarının Lezzeti

Bu yaz, yazlık komşuma akrabası bir hanım misafir geldi. Ben de bir kaç gün sonra komşumla misafirini çaya davet etmek istedim. İstanbul'da bilmediğimiz ama Anadolu'nun dört bir tarafından göçle gelen komşularımızdan öğrendiğimiz güzel bir adettir komşunun misafirini ağırlamak. İstanbul'da komşuluk vardı hatta bazı komşularımızı akraba yakınlığında sever ve sayardık ama misafirlerine evimizi açtığımızı hatırlamıyorum. Eğer müsait olunursa sadece hanımlar olarak gündüz çaya davet edilirdi.


Anadolu'da yatılı misafiri olan evin hanımına bir nefes aldırmak, onun yükünü hafifletmek ve hep birlikte hoşça vakit geçirmek için misafirle beraber tüm aile köylüler tarafından sırayla yemeğe davet edilir. Hatta gelen misafirler kalabalık ise yatıya bile alınır. Yatıya kalmış olan misafirler, sabah kahvaltısında da ağırlandıktan sonra gitmelerine izin verilir. Bütün bunları nereden bildiğimi soracak olursanız, genç kızlığımda komşularımızın gelin alma töreni için otobüsle Adapazarı'na gitmişliğim vardır.

12 Kasım 2016 Cumartesi

YALANCI TAVUK GÖĞSÜ...Üzeri Kakao Soslu

Evde misafir ağırlamak adeti yavaş yavaş terkedilecek gibi görünüyor. Gençler yani çalışan kesim, iş hayatının yorucu temposu, ulaşım zorlukları ve zaman darlığı nedeniyle dışarıda buluşmaya başladılar. İleri yaşlardaki hanımlar da misafir ağırlama zahmetinden kurtulmak için paralı günlerini dışarıda bir mekanda yapıyorlar. Benim çevremde ise her şekilde görüşebiliyoruz. Kış aylarının soğuk günlerinde evlerde toplanmak hoşumuza gidiyor. Bahar aylarında ise açık havadan istifade etmek için deniz kenarında veya deniz manzaralı açık mekanlarda buluşuyoruz. Grubumuz küçükse şehir içinde nostalji gezileri yaptığımız da oluyor.


Hal böyleyken, rahmetli dayımın kızlarından küçüğü telefonla ziyaretime geleceğini bildirdi. Malûm, yakın zamanda annemizi kaybettiğimiz için taziye ziyaretleri tek-tük de olsa devam ediyor. Dayı kızı beni de düşünerek dışarıda buluşmayı teklif etti ise de taziye ziyareti olduğu için eve davet ettim. Aynı semtte büyüdüğümüz için ortak çok hatıramız vardır. Adeta kardeş gibi bir yakınlık hissederim. Geleceğini söyleyince çok sevindim. Başbaşa sohbetimiz de benim için mutluluktu ama bir kaç akraba daha davet ederek ziyareti daha da anlamlı hale getirmek istedim. Her şey istediğim gibi oldu. Çağırdıklarım davete icabet ettiler ve misafirime de çok hoş bir sürpriz oldu.

9 Şubat 2016 Salı

ELMALI KEK...Arkadaş Yadigârı

Arkadaşlarımızla buluştuğumuz davet sofralarında ikramların tadına bakarken bir yandan da tattığımız her yiyecek için beğenilerimizi ifade etmeye çalışırız. Ne şanslıyım ki; bu güne kadar oturduğum sayısız yemek ve çay sofrasında bu hiç zor olmadı. Tüm hanımlar sofraları birbirinden lezzetli yiyeceklerle donatırlar. Sofraların her zaman bu derece kusursuz olmasının bir sebebi var tabii.


Arada yeni bir ürün yer alsa da diğerleri o sofrada her defasında var olan, arkadaşımızın ustalığını konuşturduğu yiyeceklerdir. Ancak, her arkadaşın evinde yılda bir kere buluşabildiğimiz için haliyle sofralarını özlemiş oluruz. Bazen de bu yiyecekleri o kadar çok beğeniyoruz ki, istediğimiz zaman pişirebilmek için tarifini alıyoruz. Bu karşılıklı tarif alışverişi eminim her kadını heyecanlandırır. Mesela, arkadaş sofrasında çok beğendiğim kıyır kıyır ağızda eriyen bir kurabiyeyi canım çektiği zaman yapabilmek imkanı bana heyecan verir.

13 Kasım 2014 Perşembe

ACIKA...Sür Ekmeğine Bolca...

Hey gidi günler hey! Eskiden ev hanımlarının kabul günleri olurdu. Ne kadar eskiden diye sorarsanız; kabaca bir hesapla 70'li yılların başlarından itibaren 80'li yılların sonlarına kadar hanımlar, ayda bir gün misafirlerini evde kabul ederlerdi. Annemi hatırlıyorum da kabul gününe bir hafta kala evin içinde deyim yerindeyse pala çalardı. Zannedersiniz ki; annem misafir bekleyen bir ev hanımı değil de; Ankara'dan müfettiş bekleyen bir daire başkanıydı sanki.




Kıyı-bucak evin her yeri temizlendikten sonra kabul gününden iki gün önce, zeytinyağlı yaprak sarmaları ile ikramlıkların yapılmasına başlanırdı. Annemin kabul günü her ayın ikinci cumartesisiydi. Misafirlerin arasında çalışan hanım yoktu ama kabul gününü benim tatil günüme denk getirmişti. Annem, bütün hafta sabırsızlıkla beklediğim cumartesi gününde misafirlerine hizmet etmemi beklerdi. Amma ve lâkin benim içimde hiçbir zaman böyle bir arzu doğmadı.

18 Temmuz 2014 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...Özel Sofraların Olmazsa Olmazı...

Bayramlarda veya özel günlerde ailece toplandığımız sofralar için menü hazırlamak bazen zor olur. Davetliler yakınlarımız olduğu için onların yemek zevklerini biliriz. Dolayısıyla, menüyü ona göre hazırlamak zorunda kalırız. Aile sofralarında ninesiyle, torunuyla gencinden yaşlısına her yaş grubundan birey olacağı için onların hepsine ayrı ayrı hitap edebilecek bir menü ortaya çıkarmak gerekir. Bütün bunlar, aslında aile sıcaklığını hissetmenin bedeli olsa gerek.


Aile sofralarında insan kendini ayrıcalıklı hisseder. Ne güzel bir iltifattır; teyzenizin veya yengenizin menüdeki bir yemeği sırf siz seviyorsunuz diye pişirmiş olması. Çocukluk yaşlarından itibaren aile büyüklerinden ilgi gören, özel zevklerine saygı duyulan kişiler, hayatları boyunca tatminkâr ve mutlu insan olurlar. Çünkü, gösterilen bu özen ailedeki çocukların adam yerine konması demektir. Söz hakkı verilmesi demektir. Kişilik haklarına saygı demektir. Farklılıklara saygı demektir.

10 Nisan 2014 Perşembe

SADE KEK...İkram Kültürümüz...

Tedbirli olmak arzu ettiğimiz bir şeydir ama bunun her zaman mümkün olmadığını da bilenlerdeniz. Dünya hali diye bir şey vardır. Bazen, herhangi bir sebeple evlerde telaş yaşanır. Böyle günlerde, derin dondurucuda sakladığınız ürünleri birer ikişer ortaya çıkarır, "Zaten, bu günler için pişirip, kotarmıştım, işe yaradılar, bu telaş içinde yemek pişirmekle uğraşmadık" dersiniz.



Yapıp ettiklerinin işe yarıyor olması, zor günlerinde imdada yetişmesi hoşuna gider. Gider de tam o günlerden bir gün yani dolabında hiçbir şeyin kalmadığı günlerde bir arkadaşın geliyorum derse ne yaparsın. Caddenin karşısındaki pastahanede su böreğini çok güzel yapıyorlar, minik ekler pastalardan da alırım, çay da demledim mi; Oh! ne güzel, diyemiyoruz. Çünkü, ikramlarımızın kendi ellerimizle pişirdiğimizden, el emeği olması bekleniyor.

10 Mayıs 2013 Cuma

TAVUK SALATASI...Tadı Damakta Kalan Lezzet!

Geçtiğimiz günlerde eski bir arkadaşımı ağırlamak kısmet oldu. Hayat gailesi denilen ve bilhassa İstanbul gibi büyük şehirlerdeki insanları etkileyen işler-güçler nedeniyle bir türlü bir araya gelemediğimiz arkadaşım ile nostalji dolu bir-kaç saat geçirdik.  



Birbirinden habersiz ama karşılıklı istek olmuş olunca nasip oldu buluştuk. Bu güzel buluşmada çaya düşkünlüğünü bildiğim arkadaşım için uzun sohbetler yapacağımız bir çay sofrası hazırlamayı uygun gördüm. Eski günleri yâd ederken, bizi yormayacak hafif ikramlıklar hazırlamak istedim. Ortak bir arkadaşımızı da aramıza alınca üç çocukluk arkadaşı olarak bol bol eski günlerden, biraz da bu günlerden bahsettiğimiz keyif dolu bir sofra başı sohbeti yaşadık. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...