toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2025 Salı

TOPLUM AHLAKI...Bireylerin Sorumluluğu...

Toplumlar kendi coğrafyalarında, yüzyıllar boyunca, her çağın şartlarına göre yapılan düzenlemelerle süregelen bir ahlak anlayışına sahiptir. Bu ahlak anlayışı toplumdan topluma değişiklik gösterir. Her toplumun ahlak anlayışı farklıdır. Ancak, bazı temel prensipler vardır ki; en ilkel toplumdan en gelişmiş toplumlara kadar aynıdır, değişmez. Örneğin, cinayet ve hırsızlık her toplum için suçtur. 


Toplum ahlakını, toplumu meydana getiren bireylerin oluşturduğunu düşünebiliriz ama bu çok da doğru değildir. Kişilerin ahlakı her zaman toplum ahlakıyla bağdaşmayabilir. Çünkü, toplum homojen bir yapıdır ve bu yapı içerisinde her bireyin hakkı, hukuku vardır ve korunması gerekir. Kişilerin ahlakı, toplumu bağlamaz. Toplum içinde ahlaksız insanlar olur ama ahlaksız toplum olmaz, olamaz. Ahlaksız toplumlar, varlıklarını uzun süre devam ettiremezler. İnsanlık tarihinde bu yüzden yok olmuş, bu güne gelememiş kavimlerin varlığını biliyoruz.

27 Ekim 2018 Cumartesi

ŞORTUMA DA BAŞÖRTÜME DE KARIŞMA...Kadın Dayanışması...

Son yıllarda sosyal medyada, televizyonlarda bir takım adamlar kimisi modern görünümlü kimisi sakallı, kerameti kendinden menkul hoca efendiler kameraların karşısına geçip, ahkâm kesiyorlar. İnsanların yaşayışlarına, giyim kuşamlarına, hal ve tavırlarına karışmak diyebiliriz ama bence karışmanın da ötesinde hüküm veriyorlar. Kendilerince olması gerekeni din üzerinden empoze etmeye çalışıyorlar. Toplum bilimci, sosyolog veya psikologların alanına girecek konularda bile gayet rahat, fütursuzca fetva vermeye kalkıyorlar.


Halbuki bir dindara, insanları *zemmetmek yakışmaz. Dindar insan, hele ki din alimi ise insanlara kusur atfetmez. Onları rencide etmez. Şeytanın aklına gelebilecek fikirleri insanların aklına sokmaz. Aksine, insanlarda gördükleri iyi hasletleri överler. Yanlış yolda olanları münasip bir lisanla ikaz ederler. İlim sahibi, alim kişi büyüklenmez, bilmeyenleri hakir görmez. Alaycı bir dil kullanmaz. Duruşu ciddidir ama insanlarla olan münasebetlerinde her daim mütebessimdir.

19 Nisan 2017 Çarşamba

VATANDAŞ...Karındaş...Vatan Kardeşliği...

Son seçimlerde oy kullandıktan sonra facebook'daki sayfamda duygularımı paylaşmış, vatandaşlık görevimi yerine getirdiğimi ve kısaca temennilerimi yazmıştım. Ancak, kendi yazdığıma kendim yabancı kalmıştım. Zira, vatandaş kelimesini günlük hayatımızda kullanmadığımızı, sadece seçim günlerinde hatırladığımızı farkettim. Halbuki, vatandaş olmanın derinlikli bir manası var. Sonuna aldığı "daş" ekiyle kardeş manasına gelen karın-daş gibi birleştirici ve aidiyet hissi taşıyan bir kelime. Burada haksızlık yapmak istemem, vatandaş kelimesini bir de seyyar satıcılar kullanırlardı eskiden. Gel vatandaş! diye bağırarak müşteri toplamaya çalışırken.


Kardeşi olmayan insanlara belki izah edemem ama kardeşi olanlar bilir. Kardeşlik, annenin kendi içinde büyüttüğü çocuğuyla arasındaki bağa benzeyen, aynı annede beslenip, büyümenin yarattığı bir sevgi bağı ile bağlanmaktır. Çocukları üzerinde anne babaların emekleri olduğu gibi kardeşlerin de birbirleri üzerinde emekleri vardır. İnsanlar aile kurup, kendi çocuklarını büyütürken kardeşleriyle olan bağlarında bir gevşeme hissedilse bile o bağ hiç bir zaman kopmaz.

1 Mart 2017 Çarşamba

ÜÇGEN BÖREK...Çay Sofrasında Bereket...

Misafir ağırlanan çay sofralarında ev sahibesinin en çok dikkat ettiği husus ikramlık servisinin pratik olmasıdır. Zira, sofrada tabaklara servis edilecek börek çeşitleri, tuzlular, tatlılar, salatalar sıra beklemektedir. Bu arada değinmeden geçmeyelim çay sofralarının en baş ikramlığı börek çeşitleridir. Hele ki; el açması börek olan sofrada diğer ikramlıklar sadece teferruattır. Hem göze hem de mideye hitap eden bir veya iki çeşit el açması börek hazırlamış olan ev sahibesi ne kadar gururlansa hakkıdır. Nar gibi kızarıp, kabarmış böreklerin görünüşü en iştahsız insanı bile baştan çıkarabilir.


İkramlıkların pratik olması istenir ama nar gibi kızarmış böreğin önceden dilimlenerek sofraya getirilmesini de gönül arzu etmez. Çünkü, sofralarda sunum da önemlidir. Şık bir servis tepsisinde sofraya getirilen böreğin önce gözleri şenlendirmesi gerekir. Daha sonra dilimlenerek tabaklara servis yapılır. Bu durum arzu edilendir ama kalabalık sofralarda çok da uygun değildir. Kalabalık sofralar için gerekli olan pratik çözümlerdir. Masaya yerleştirilen ikramlıklar kesip, dilimlemeye gerek bırakmayacak şekilde servise hazır olmalıdır. Bunun için de görsellik bir tarafa bırakılarak börekler önceden dilimlenerek sofraya getirilirler.

3 Haziran 2015 Çarşamba

HARİÇTEN GAZEL OKUMAK...Yıllar öncesinden...

Hayatın hoş ve güzel taraflarından bahsetmek istiyorum ve bunun için kendimi zorluyorum ama nafile! Toplumu sarıp,sarmalamış olan güvensizlik ve gelecek endişesi ile öyle bir karamsarlık havasına büründük ki; gördüğüm, yaşadığım güzellikler sanki görünmeyen bir el tarafından aklımdan silinip, gidiyor. 



Memleketim öyle bereketli topraklar üzerinde kurulmuş ki her bir yerinden ayrı sesler çıkıyor. Olan bitene duyarlı insanlar olarak başımızı tenis maçındaki seyirciler gibi bir sağa, bir sola çevirerek hareketleri kaçırmamaya çalışıyoruz. Tamam buna da razıyız. Tenis maçı seyreder gibi bir sağa bir sola dikkat kesilelim ama ortada tek bir oyun yok ki! 

10 Nisan 2014 Perşembe

SADE KEK...İkram Kültürümüz...

Tedbirli olmak arzu ettiğimiz bir şeydir ama bunun her zaman mümkün olmadığını da bilenlerdeniz. Dünya hali diye bir şey vardır. Bazen, herhangi bir sebeple evlerde telaş yaşanır. Böyle günlerde, derin dondurucuda sakladığınız ürünleri birer ikişer ortaya çıkarır, "Zaten, bu günler için pişirip, kotarmıştım, işe yaradılar, bu telaş içinde yemek pişirmekle uğraşmadık" dersiniz.



Yapıp ettiklerinin işe yarıyor olması, zor günlerinde imdada yetişmesi hoşuna gider. Gider de tam o günlerden bir gün yani dolabında hiçbir şeyin kalmadığı günlerde bir arkadaşın geliyorum derse ne yaparsın. Caddenin karşısındaki pastahanede su böreğini çok güzel yapıyorlar, minik ekler pastalardan da alırım, çay da demledim mi; Oh! ne güzel, diyemiyoruz. Çünkü, ikramlarımızın kendi ellerimizle pişirdiğimizden, el emeği olması bekleniyor.

10 Mart 2014 Pazartesi

NÜ...Sanat ve Ahlak...

Bir haftadan fazla olmuştur herhalde o yazıları göreli. Sokağa her çıkışımda gözüme ilişiyorlar. Baskı şeklinde, siyah kalın çizgilerle yazılmış. Duvarlara, kaldırıma hatta mazgal kapaklarının üzerine büyük harflerle 'NÜ' AHLAKSIZLIKTIR diye bir yazı basmışlar. Aslında, çok da görünür yerlerde değiller. Ya yerde, ya da yere yakın duvarlara basmışlar. Bu yazıları kim veya kimler, niçin yazmışlar hiç bilmiyorum. Ama, görmezliğe de gelemedim.



Evvela ahlak nedir ona bakalım. En dar anlamıyla bir toplumda yaşayan bireylerin iyi ve rahat yaşamak için uymak zorunda oldukları kurallar ve davranış biçimleri olarak düşünebiliriz. Dolayısıyla, ahlak anlayışı toplumlara göre değişir. İnsanlık tarihi boyunca toplumlar gerekli kuralları koyarak kendi törelerini yaratırken, dinler de tamamlayıcı olarak başka ahlak kuralları ilave etmişlerdir.

2 Nisan 2013 Salı

İŞSİZLİK... Ahlâk Sükût Ederse!

Uygun fiyatlarla hediyelik eşya satan dükkanlardan birinde diğer bir kaç müşteri ile birlikte raflardaki ufak-tefek ev ve süs eşyalarına bakınarak, dolaşıyoruz. Bu arada bebeğinin arabasını iterek dükkana girerken bir yandan da telefonuyla konuşan genç bir kadın dikkatimi çekti. Dükkan küçük olduğu için anlattıklarını ister, istemez hep beraber dinliyoruz. Genç kadın eşinin çok çalıştığını, işlerinin yoğun olduğunu yanayakıla anlatıyorken biraz durdu, dinledi. Karşı taraf ne dedi ise genç kadın eşinin hem iş yoğunluğunun devam ettiğini, hem de maaşına üç yıldır zam alamadığını söyledi. 



Bunları söylerken üzgün ve bir o kadar da kızgındı. Eşinin bu duruma bir süre daha katlanmak zorunda olduğunu ilave etti, yüksekliği giderek artan ses tonuyla. Ve zannediyorum o an nerede olduğunu da unuttu, çok sinirlenmişti, bağırırcasına, "Patron efendinin işleri çok iyi" dedi. "İyi olmasa evini değiştirir mi?"
"Çalışanlarına beş kuruş zammı çok görüyor ama kendine caddede yeni ev alabiliyor."

26 Nisan 2012 Perşembe

ÖLDÜRÜLEN KADINLAR... Toplumun Vebali!

Bir sen olsan bir de ben, 
Sevsek birbirimizi.
Ben sevmekle kalmasam; 
Öldürsem hem kendimi hem de seni.  
                                                                                                Ağustos /2011

Kadınlar öldürülüyor! Hem de kocaları veya sevgilileri tarafından. Genç kızlar veya kadınlar, kendi iradeleri veya ailelerinin tasarrufu ile seçilmiş -emanet edildikleri- adamlar tarafından acımasızca öldürülüyorlar. Fakirlik veya yaşlılık nedeniyle kendilerini güçsüz hisseden ebeveynler kızlarının ağır gelen sorumluluğunu bir erkeğe devretmek istiyorlar. 



Hiç düşünmüyorlar ki; canları, ciğerpareleri gözlerinden sakındıkları kızlarını o güne kadar tanımadıkları veya tanımış olsalar dahi iç yüzünü asla bilemeyecekleri bir erkeğe emanet ediyor olmak ne büyük bir gaflettir. 

9 Şubat 2012 Perşembe

KENDİMİZ OLABİLMEK...Dayatmalara Karşın

Günlük yaşantımızda bazı şeyleri istediğimiz için yaparız ama çoğu şeyi de istemediğimiz halde yapmak zorunda kalırız. Bu gibi durumlarda, yani kendi irademiz dışında başka bir irade devreye girdiğinde orada kendimizden, kendi kişiliğimizden bahsedemeyiz. Bu nedenle, bir insanın başka bir insana boyun eğmesini, râm veya bende olmasını yaradılışa aykırı buluyorum.


Kendi iradeniz dışında, hatır için ya da mecburiyetten bulunduğunuz ortamlarda kendinizi boşuna aramayın bulamazsınız. Bu yüzden, istemeden yaptığımız işlerde kendimize ihanet ettiğimiz duygusuna kapılırız. Birbirlerine yabancı insanların bulunduğu ortamlarda tanıştığınız kişiler aslında -kendileri- değildir. Sizin de kendiniz olmadığınız gibi. 

1 Aralık 2011 Perşembe

ÖZÜR DİLEMEK...Zor Olsa Gerek...

-Pardon!  Özür dilerim.  
-Bu gün çok telaşlıyım da, 
-Ayağınıza çok kötü bastım. Lütfen affedin! 
-Canınızı acıtmak istemezdim.  

Ne hoş, ne güzel bir özür dileme seremonisi değil mi?



Akşam üzeri iş çıkışında şehrin caddeleri, hafta sonu veya diğer tatil günlerinde alışveriş ve eğlence yerleri kalabalıktır ve o kalabalıkta birileri, birilerinin ayağına da basar, omuzuna da çarpar. Bu durum alışılagelmiş olduğu için çok kızmazsın ama üstünkörü de olsa bir özür cümlesi duymak istersin. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...