Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2015 Salı

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA FASULYESİ...Kuru Barbunya'dan Mamûl...

Geçen yıl mutfakta kış hazırlıklarını biraz abarttığım için olsa gerek kış bitmiş, neredeyse yaz geliyorken ve turfanda taze ürünler pazar tezgahlarında boy göstermeye başlamışken almıştı beni bir telaş. Derin dondurucuya tıka-basa doldurduğum sebzeleri bitirmek için başlamıştım dolaptan çıkarıp, çıkarıp pişirmeye. Bunlardan biri de barbunya fasulyesiydi.


Zeytinyağlı barbunya fasulyesi günlük soframızda sıklıkla yer almaz ama misafir sofralarımızın olmazsa olmazıdır. Sadece misafir soframızda yer aldığı için tüketemediğimiz barbunya fasulyelerini bitirmek için çok sık pişirince biraz bıkkınlık geldiğini itiraf edeyim. Yaşadığım bu tecrübenin ışığında bu kış için dondurucuya bir kaç pişirimlik barbunya koymak yeter diye düşünmüştüm.

18 Temmuz 2014 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...Özel Sofraların Olmazsa Olmazı...

Bayramlarda veya özel günlerde ailece toplandığımız sofralar için menü hazırlamak bazen zor olur. Davetliler yakınlarımız olduğu için onların yemek zevklerini biliriz. Dolayısıyla, menüyü ona göre hazırlamak zorunda kalırız. Aile sofralarında ninesiyle, torunuyla gencinden yaşlısına her yaş grubundan birey olacağı için onların hepsine ayrı ayrı hitap edebilecek bir menü ortaya çıkarmak gerekir. Bütün bunlar, aslında aile sıcaklığını hissetmenin bedeli olsa gerek.


Aile sofralarında insan kendini ayrıcalıklı hisseder. Ne güzel bir iltifattır; teyzenizin veya yengenizin menüdeki bir yemeği sırf siz seviyorsunuz diye pişirmiş olması. Çocukluk yaşlarından itibaren aile büyüklerinden ilgi gören, özel zevklerine saygı duyulan kişiler, hayatları boyunca tatminkâr ve mutlu insan olurlar. Çünkü, gösterilen bu özen ailedeki çocukların adam yerine konması demektir. Söz hakkı verilmesi demektir. Kişilik haklarına saygı demektir. Farklılıklara saygı demektir.

12 Şubat 2014 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI PIRASA...Saray Mutfağına Girebilmek...

Kış mevsimine özel zeytinyağlıların en bilineni Zeytinyağlı Pırasa'dır. Pırasa'yı takiben Kereviz ve Yer Elması kış günlerinin soğuk yemekleridir. Benim için kış soğuğunda zeytinyağlı yemek pek tercih edilesi bir şey değil. Daha ziyade sıcak yemekleri severim. Et çeşitleri, etli sebze ve bakliyat yemekleri, sıcacık çorbalar daha cazip gelir. Kış soğuğunda sıcak yemek ve çorbalar tercihimdir dedim ama zeytinyağlı pırasanın yeri ve önemi apayrıdır benim için. 


Etli kurufasulye sevgisini daha önce Kurufasulye'den bir hikaye başlıklı yazımda bir nebze anlattığım rahmetli babam, sofrada eğer zeytinyağlı pırasa varsa mutlaka annesini hatırlar ve her seferinde yüzünde beliren sıcak bir gülümseme ile ""rahmetli anacığım bu yemeği yediğinde içim açılıyor oğlum derdi"" diye annesini anardı. Hayal-meyal hatırladığımız babaannemizi bu vesile ile bize hatırlatan babamız hem babaannemizin hatırasını canlı tutmaya çalışıyordu, hem de zeytinyağlı pırasa yemeğini iştahla yerken bize de sevdireceğini düşünüyordu zahir!

3 Mart 2013 Pazar

ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA...Kış Bitti...

Kış aylarında kuru bakladan zeytinyağlı iç bakla -Fava- pişirdik. Bilhassa özel günlerdeki sofralarımızda değişik bir çeşni olarak bulundurmayı ihmal etmedik. Şimdi ise o soğuk kış günleri geride kaldığına göre baharın müjdecisi olarak ve "Eski ağıza yeni taam" diyerek zeytinyağlı taze bakla pişireceğiz. 



Ama sadece kendimiz veya yakın çevremiz için. Çünkü, zeytinyağlı taze baklanın ziyafet sofralarına yakıştığı pek söylenemez. Ayrıca, bu sebzenin bir özelliği de kısa ömürlü olması hemen içleniveriyorlar. Zamanı geçmeden içlenip kartlaşmadan bir an evvel bir kaç kere pişirip -tabii ki sevenler için- tadına doymak lazım. 

1 Ocak 2013 Salı

FAVA...Zeytinyağlı Kuru Bakla...

Yılın son gününde, büyük umutlar bağladığımız yeni yılı karşılamak üzere her zaman olduğu gibi ailece toplanacağız. Bu seneki yılbaşı sofrasının sahibesi kız kardeşimiz ana yemeği üstlendiği için misafir olarak bizler de çeşitli meze tabakları ile sofraya katkı yapacağız. Yemek bloglarının sayfalarında yer alan yiyeceklerden bir çoğu bizim soframızda da yer alacak ama benim hazırlayacağım Zeytinyağlı Kuru Bakla'ya hiçbir blog'da rastlamadım.



Eski bir İstanbul yemeği olan ve aile çevremizde sevilen bu yemeğin adı Fava olarak bilinir. Fava'yı severiz sevmesine de aslında günlük mutfağımızda pek yer almaz. Davet sofralarımızda, çeşit olarak bulunması ve eski bir İstanbul yemeği olması hasebiyle hatırlamak maksadıyla mutlaka pişirilir. Sofrada bulunanlar tarafından da Fava'nın mevcudiyeti her zaman memnunlukla karşılanmıştır. 

4 Aralık 2012 Salı

KEREVİZ...Ön Yargı ve Eski Bir Tarif...

Kereviz, kış sebzeleri içerisinde belki de en sevilmeyendir. Çoğu insanın bilhassa çocukların ve erkeklerin teklif edildiği anda reddettiği ve yemeyi katiyen düşünmediği talihsiz bir sebzedir vesselâm. Aslında, ön yargıların kurbanıdır. Çünkü, albenisi olmayan renksiz bir sebzedir. Dış görünüşü itibarıyla şekilsiz de diyebilirim ama Yer Elması ile kıyaslandığında kerevize haksızlık yapmış olmayayım. 



Çocukluğumuzda bizim evde kereviz etli ve terbiyeli olarak hazırlanırdı. Dolayısıyla, ana yemekti ve yemek mecburiyetindeydik. Bu gün rahmetle andığımız annemiz, yemeğin içine patates ilave ederdi de kereviz yeme işkencesi bir nebze de olsa kolaylaşırdı. Neyse, uzun lafın kısası bir gün bizim sofrada büyükçe bir servis tabağının içerisinde rengârenk, maydanozla süslenmiş, resim gibi bir yemek gördük. Annemizin o güne kadar ki yaptıklarına hiç benzemiyordu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...