mevsim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mevsim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

TURFANDA! Cömert Elinden Tatmak Lâzım...

Sebze ve meyvelerin mevsiminde üretildiği ve tüketildiği eski zamanlarda, mevsim başında ilk defa pişirilen Zeytinyağlı Taze Bakla, özel bir önemle sofraya getirilirdi. Sofranın baş köşesinde oturan evin babası, üzeri bol dereotuyla bezenmiş zeytinyağlı taze baklayı sofrada gördüğünde hemen yoğurdu da sorar ve bol yoğurt döktüğü bakladan ilk lokmasını alırken illâki "Eski ağıza yeni taam" derdi.






"Eski ağıza yeni taam" sadece ilkbahar mevsimine has bir deyim olsa gerek. Zira, kış mevsiminde lahana veya pırasa yemeğini pişiren bir hanımın "Eski ağıza yeni taam" dediğini duymadım. Bu deyim sevilen bir sebzeye kavuşmanın sevincini yansıtmasından ziyade kış mevsiminden sağsalim çıkıp, yeni bir bahara daha kavuşulduğunun yani kısaca hayatta, yaşıyor olmanın memnuniyetini anlatır. 

5 Temmuz 2014 Cumartesi

YAZLIK EV... Her Nimet Bir Külfet Karşılığıdır!

İkinci ev diye de tanımlanan Yazlık Evler, yaz mevsimi boyunca ailece ikamet edilecek, gerekirse yatılı misafir ağırlanacak bahçeli, verandalı veya teraslı, yeşillikler, çiçekler içinde ferah evlerdir. İnsanlar, dinlenmek için şehir dışında, tabiatla içiçe olabilecekleri, hayatın daha yavaş aktığı, sessizliğin hakim olduğu yerlerde bir ev alıp, başlarını dinlemek isterler.


Yazlık ev sahibi olmak son zamanlarda yaygınlaşmış olabilir ama aslında bu kültürün tarihi çok eskilere dayanır. Memleketimizin her yerinde yaz evleri kullanılmıştır. Bugün yaz tatili için gidilen Akdeniz sahillerinin yerli halkı, yaz mevsimini yayladaki evlerinde geçirirlerdi. İstanbul'daki yazlık ev kültürü de çok eskilere dayanır. İstanbul şehri esas itibarıyla -Tarihi Yarımada- denilen Sultanahmet, Beyazıt, Fatih, Eminönü ile -Galata- denilen Karaköy ile -Pera- denilen Beyoğlu, Taksim ve Şişli'ye kadar olan bölgeden ibaretti. Bu semtlerde yaşayan aileler, yaz aylarının gelmesi ile birlikte Boğaz kıyılarında, Çamlıca tepelerinde, Bostancı, Moda, Maltepe sahilleri ile Göztepe'de bulunan yazlık köşk, kasır, yalı veya konaklarına göç ederlerdi.

10 Mart 2013 Pazar

SULTANİ BEZELYE...İsmiyle Müsemma*

Geçen hafta Kadıköy Balık Pazarında yürürken bir manavın tezgahında gözüme ilişen kocaman harflerle "Sultaniye Bezelye, Kilogram fiyatı 10TL" yazılı etiketi görünce benim de gözlerim kocaman açıldı. Önce fiyat abartılı geldi ise de aslında, sultani bezelye diğer sebzelere kıyasla her daim pahalı olmuştur. Biraz ucuzlasın diye beklerseniz pazar tezgâhlarını terkeder gider. İsmiyle müsemma, saray sultanı gibi halkla yüz göz olmayı pek sevmez. 



Bu durumu yıllar öncesinden tecrübeyle öğrenmiş bir hayranı olarak onu pazarda gördüğüm anda satın alır, işi şansa bırakmam. Sultani bezelyeyi bilhassa kuzu etiyle pişirip, yemesini seven çok kişi ve aileler vardır ama bu sebze toplumda pek de yaygınlık kazanmamıştır. Dolayısıyla, sevmeyen -bilmeyen- daha çoktur. Çünkü, market tezgâhlarında yeralmaz, pazarlarda da on tezgâh varsa ancak iki tanesinde bulunur. 

3 Mart 2013 Pazar

ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA...Kış Bitti...

Kış aylarında kuru bakladan zeytinyağlı iç bakla -Fava- pişirdik. Bilhassa özel günlerdeki sofralarımızda değişik bir çeşni olarak bulundurmayı ihmal etmedik. Şimdi ise o soğuk kış günleri geride kaldığına göre baharın müjdecisi olarak ve "Eski ağıza yeni taam" diyerek zeytinyağlı taze bakla pişireceğiz. 



Ama sadece kendimiz veya yakın çevremiz için. Çünkü, zeytinyağlı taze baklanın ziyafet sofralarına yakıştığı pek söylenemez. Ayrıca, bu sebzenin bir özelliği de kısa ömürlü olması hemen içleniveriyorlar. Zamanı geçmeden içlenip kartlaşmadan bir an evvel bir kaç kere pişirip -tabii ki sevenler için- tadına doymak lazım. 

17 Eylül 2012 Pazartesi

ERİK MARMELATI ile MADEN SUYUNUN Köpüklü Birlikteliği!!!

Bulunduğumuz bölgede ağır yaz sıcakları henüz başladı. Sıcaklarla baş edebilmek için yapılacak en temel şey tabii ki su içmek. Ancak, vücudun terleme ile kaybettiği madensel tuzları suyla geri almak mümkün olmadığından günde en az bir bardak da maden suyu içmek gerekiyor. Burada, maden suyunun tadını sevmeyenler ve istese de kolay içemeyenlerin hoşuna gideceğini zannettiğim bir karışımdan bahsetmek istiyorum.



Bir önceki yazımda bahsettiğim bahçemizin eriklerini, daha önceki yıllarda tencerede kaynattıktan sonra kabuk ve çekirdeklerinden arındırmak için iri delikli bir kalburdan geçiriyordum. Bu defa farklı bir yol denedim ve daha pratik olduğunu gördüm.

11 Mayıs 2012 Cuma

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE...Fular Önemli...

Bu yaşıma geldim bedenimi beş-on yıldır tanımaya başladım diyebilirim. Uzun yıllar boyunca her yıl kış-yaz demeden bilhassa bahar aylarında soğuk algınlığı ve farenjit'ten muzdarip en az bir hafta ateşler içinde yatak-döşek yatardım. Hastalık neyse-ne de güzel havalarda eve kapanmak yok mu! 



Bilhassa bahar aylarında pencerenin arkasından masmavi gökyüzünü seyretmek adeta işkence olurdu. Gel zaman, git zaman anladım ki; beni her defasında yatağa düşüren sebep boğaz ve bademciklerimin hassasiyetiymiş. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...