su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2015 Pazar

TASARRUF...Yılan bile toprağı tarta tarta yer

Şahsen tasarrufa inanırım ve har vurup harman savuran insanlara akıl erdiremem. Bir insanın kazancının tümünü veya daha fazlasını harcamasını aklım almaz. Tasarruf ederek yaşamını sürdüren insanlar var ama sadece fakirlerin tasarrufa ihtiyacı olduğunu düşünenler çoğunlukta. Gerçekten, düz mantıkla bakıldığında parası az olanın tasarruf yapması daha doğru gibi görünür. Hatta, "Parası bol olan neden tasarruf yapsın" diye de sorabiliriz. 



Bu soruya cevap verebilmek için evvela tasarrufun tanımını yapmak lazım. Tasarruf, biz insanların diğer canlılarla beraber kullandığımız hayati önemi haiz, vazgeçemeyeceğimiz maddelerin tüketiminde dikkatli davranmak, gereği kadar kullanmaktır. Kısaca, idareli tüketmeye tasarruf denir. Bu tanımı biz yani insanlar yapmış ama ilginçtir ki; insanoğlu bu tanımı adeta reddediyor. Bizim dışımızdaki canlılar ise buna tam manasıyla riayet ediyorlar. Örnek vermek gerekirse, çocukluğumda duyduğum zaman inanmakta zorlandığım "Yılan bile toprağı tarta tarta yer" atasözü bu tanımı anlamamıza yardım eder. 

17 Eylül 2012 Pazartesi

ERİK MARMELATI ile MADEN SUYUNUN Köpüklü Birlikteliği!!!

Bulunduğumuz bölgede ağır yaz sıcakları henüz başladı. Sıcaklarla baş edebilmek için yapılacak en temel şey tabii ki su içmek. Ancak, vücudun terleme ile kaybettiği madensel tuzları suyla geri almak mümkün olmadığından günde en az bir bardak da maden suyu içmek gerekiyor. Burada, maden suyunun tadını sevmeyenler ve istese de kolay içemeyenlerin hoşuna gideceğini zannettiğim bir karışımdan bahsetmek istiyorum.



Bir önceki yazımda bahsettiğim bahçemizin eriklerini, daha önceki yıllarda tencerede kaynattıktan sonra kabuk ve çekirdeklerinden arındırmak için iri delikli bir kalburdan geçiriyordum. Bu defa farklı bir yol denedim ve daha pratik olduğunu gördüm.

18 Ocak 2012 Çarşamba

AĞLAYAN SÜRAHİ...

Mağazanın genç elemanı elindeki sürahiyi ışığa tutmuş evirip çeviriyor, arkası dönük,
- Siz bunun içine su koymuşsunuz, dedi.
Hayret!!! bi'çırpıda anladı...
- Elbette içine su koydum, hem de bilerek ve taammüden! Çünkü, bu bir sürahi ve içine su konur, dedim ve devam ettim.
-Nedense bunun sürahi olduğunu bir ben biliyorum. Sürahi de sürahi olduğunu bilmiyor. Bardağa su doldururken boğazından su damlacıkları aşağı doğru süzülüyor, diye sözlerime devam ederken, havadaki gerginliği dağıtmak için de "Bu sürahi ağlıyor", dedim. 



Sabah saat 10.30 sularında girdiğim mağazada benim gibi bir kaç hanım müşteri daha vardı. Mutfak eşyalarının durduğu raflar arasında dolaşıp ürünlere bakınıyorlardı. Mağaza, sinema salonları da mevcut olan semtimizin AVM' sinde.  Genellikle hanımlar hem alışverişimizi yapıyor, hem beğendiğimiz bir filmi ilk matinelerinde hesaplı bir fiyata seyrediyoruz, hem de bir şeyler yiyip- içerek sohbet etme imkanı buluyoruz. Bu nedenle, belki de alışveriş için sabahın körü sayılabilecek bir saatte dükkanda işler yoğundu. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...