Bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2016 Pazartesi

FİLBAHRİ...Eve Gelen Bahar...




çiçekçi tezgahlarında rengarenk,
mis kokulu çiçekler.
bahçedeki yerden bitme çalının,
bahar dalları.
pembe beyaz çiçeklerle bezenmiş
meyve ağaçları
içime çektiğim nefesle,
hissederim baharı.

su dolu bardağın içinde
iki dal filbahri...
belli ki annem sokağa çıkmış.
metruk köşkün bahçesinden
kopardığı iki dal filbahri ile
evimize baharı getirmiş.



9 Mart 2016 Çarşamba

BAHAR GELDİ...Ey Gönül!



Yurduna bahar geldi diye her yer bahar mı sanırsın Ey Gönül!
Bilesin ki; sen bahara girerken kışa hazırlananlar var.

Onlar da baharı karşılamışlardı bir vakit,
Sanma ki! dünyada hayat daima bahar daima kış, Ey Gönül!




8 Mayıs 2015 Cuma

TURFANDA! Cömert Elinden Tatmak Lâzım...

Sebze ve meyvelerin mevsiminde üretildiği ve tüketildiği eski zamanlarda, mevsim başında ilk defa pişirilen Zeytinyağlı Taze Bakla, özel bir önemle sofraya getirilirdi. Sofranın baş köşesinde oturan evin babası, üzeri bol dereotuyla bezenmiş zeytinyağlı taze baklayı sofrada gördüğünde hemen yoğurdu da sorar ve bol yoğurt döktüğü bakladan ilk lokmasını alırken illâki "Eski ağıza yeni taam" derdi.






"Eski ağıza yeni taam" sadece ilkbahar mevsimine has bir deyim olsa gerek. Zira, kış mevsiminde lahana veya pırasa yemeğini pişiren bir hanımın "Eski ağıza yeni taam" dediğini duymadım. Bu deyim sevilen bir sebzeye kavuşmanın sevincini yansıtmasından ziyade kış mevsiminden sağsalim çıkıp, yeni bir bahara daha kavuşulduğunun yani kısaca hayatta, yaşıyor olmanın memnuniyetini anlatır. 

2 Mayıs 2015 Cumartesi

GÖZTEPE 60. YIL PARKI...Renkler Çıldırmış!

Balkondaki sardunyalarımın tomurcukları bir bir açılıp, kıpkırmızı renkleriyle gözümüz gönlümüz açılınca, başka renklerde başka çiçeklerle balkonu daha da şenlendirmek için bir saksı daha aldım. İkinci saksıya hercai menekşe dikmeye karar verdim ve fideleri satın almak için sokağa çıktım. Çiçek bahanesiyle çıkıp bahar havasının verdiği coşkuyla yürümeye doyamayıp, yolu uzatınca kendimi nerede buldum dersiniz.


Park girişinde merdivenlerden görünüş

Bir iki fide için yollara düşen bencileyin, karşımda Göztepe 60. Yıl Parkı'nı görünce gözlerime inanamadım. Parkın girişinde fide satışı da yapılıyordu. Bir kaç basamak merdivenle inilen parkı önce yüksekten merdiven başından fotoğraflamak istedim. Öyle güzel tasarlanmış tarhlar vardı ki seçmekte zorlandım

GÜNEŞİN İLK IŞIKLARI...Kış bitti!

Sonbahar neyse de kış mevsimi pek bir iç karartıcı. Sabahları yeni bir güne uyanmanın mutluluğu ile perdeleri açıp, gökyüzüne bakarsın. Bin bir zahmetle çıkmış ama her an kaybolacak olan güneşin zayıf ışıklarını, mendil kadar bir maviliği görürsen sevinirsin. Güneşli havalara tutkun yüreğin ve dudaklarında takılı kalmış ufak bir gülüşle yaz güneşinin hayaline dalarsın.


Kışın öyle günler olur ki; kara kara yağmur bulutlarının kapladığı gökyüzünde güneş günlerce yüzünü göstermez. Hele karlı günlerde gökyüzü ara ara kapkara olur da gündüz vakti akşam oldu sanırsın. Kapkara bulutlar yeryüzüne karları gönderdikten sonra gökyüzünün rengi biraz açılır gibi olur, hatta biraz sonra gökyüzü mavi rengini bile gösterir ama hiç ümitlenmezsin. Çünkü, bilirsin ki hava "kar toplamaktadır". 

15 Nisan 2014 Salı

DİŞ BUĞDAYI...Mutfakta Bahar Temizliği...

Bahar geldi. Yaz ise muzip bir çocuk gibi Bahar'ın arkasına saklanmış, bize göz kırpıyor. Yaz, güneş demek. Yaz, parlak güneş ışığı demek. Yaz bunu bildiği için saklandığı yerden çıkıp-çıkıp, birden üzerimize güneşin parlak ışıklarını ok gibi fırlatıyor. Biz de hemen aldanıp, telaşa kapılıyoruz. Kışlıkları kaldırmanın zamanı geldi, yazlık giysilerimiz ne durumda acaba? gibi düşünceler aklımızdan geçerken bir bulut yolluyor ki tüm hevesimiz kırılıyor. Böyle durumlarda Yaz'ın, Bahar'ın arkasına saklanmış kıs kıs güldüğünü görür gibi oluyorum.




Bahar'ın aldatıcı güneşine, bir açık bir kapalı günlerine kanmayan yoktur. Bilhassa sabah erken evden çıkıp, işine gidecek insanlar hiç bilemezler. Bu soğuk, sabah ayazı mıdır? Güneş çıkacak mı? Meteoroloji yağmur mu demişti? Binbir soru kafasında dönerken bilhassa kadınlar dolabın başında ne giyeceğini bilemez halde kalakalırlar.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

DOĞAYA YENİLDİM...Mutluyum!

Yazımın başlığındaki çelişkinin farkındayım ama bu bir gerçek. Ben yenildim ve bundan asla gocunmuyorum. Lafı uzatmadan anlatmaya başlasam iyi olacak. Mutfak balkonumuzun demirlerine asılı uzun saksıdaki sardunyalarımı ve saksıya dadanan kumruları daha önce anlatmıştım. Mart ayının ortalarıydı. Yeni yeni yapraklanıp, tomurcuklanan sardunyalarımı kumru çiftinin yuvası olmaktan son anda kurtarmıştım. 



Gerçi bu kumru çifti zaman zaman saksının etrafında dolaşırken -uçarken- görüyordum ama kuluçkaya yatmak için başka bir yerde yuvalarını kurduklarını düşünüyordum. Heyhat! kumru çift meğerse bizim saksıdan hiçbir zaman vazgeçmemişler. Bu ayın, yani Mayıs ayının ortalarıydı sabah kahvaltısını hazırlamak için mutfağa girdiğimde göz attığım saksının içinde kelimenin tam manasıyla kurulmuş oturan bir kumru gördüm. Uzaklaştırmak için camı açıp, daha önce de yaptığım gibi kış-kışladım ama kumru hanım tınmadı bile. 

15 Mayıs 2013 Çarşamba

KUZU ETLİ NOHUT...Ağır Makineli!

Hiç bitmeyecek zannettiğimiz koskoca bir kış mevsimi daha bitti. Şimdi kıştan kalan son izleri de silip-süpürmek zamanı. Dolap içleri temizlenecek, yazlıklar çıkarılacak, kışlıklar yıkanıp kaldırılacak. Kıyı-bucak elden geçecek perdeler yıkanacak ve tertemiz mis gibi evde bahar ve yaz aylarının tadı çıkarılacak. 




Her evde yaşanan ya da yaşanacak olan bahar temizliğine ek olarak ben bir de kiler temizliğine başladım. Kiler temizliği kıştan kalan erzak, turşu, reçel, marmelat ne varsa bitirilip, kavanozlarının yıkanması demek oluyor. Epey bir süredir kışlık erzak alımını durdurmuştum zaten. Bu temizlik kapsamında bizim evde birbiri ardınca mercimek, kuru fasulye ve en son da nohut pişirdik. 

30 Nisan 2013 Salı

ELMALI KEK...Benzeye Benzeye Yaz Gelecek!

İstanbul'a bahar geldi gelecek derken havalar nihayet ısındı ama geçen hafta hava öyle bir soğudu ki; kış yeniden geldi zannettik. Her yıl, bir önceki baharın gelişini unuttuğumuz için manasız bir endişe kaplar içimizi. Kış bitmeyecekmiş gibi gelir. İçimizde bir tahammülsüzlük, isyan ederiz. Kime, niye bu sızlanmalar, şikayetler anlamak mümkün değildir. Çünkü, güneşli günlerin yakında olduğunu biliriz. Bu durumlarda, her yıl yaz ve kış mevsimleri öncesinde aile büyüklerinin sık sık tekrarladığı bir deyim vardır. "Benzeye, benzeye gelecek". Gelecek olan ya kıştır, ya da yaz.



Her yıl aynı şeyleri yaşadığımız halde, hep aynı tuzağa düşeriz. Her bahar olduğu gibi evvela havalar birden ısınır. Mutad olduğu üzere Kadıköy'den Moda'ya doğru Bahariye caddesinden veya sahilden yürüyerek gittiğimiz Khalkedon veya Bomonti Çay Bahçesi'nde deniz manzarasına karşı çaylarımızı içeriz. Eve dönerken meşhur Ali Usta'dan mevsimin ilk dondurmasını tadarız. Başka bir gün, adeta bir Lalezâr olmuş Göztepe Parkı'nda binbir çeşit lale arasında hoşça vakit geçiririz. Bahar sıcaklarına alışmış artık yaz geliyor derken, bir de bakarız hava birden soğumuş, bir iki günde biter gider dediğimiz soğuk ve yağışlı günler uzadıkça uzar.

27 Nisan 2013 Cumartesi

BAHAR SARHOŞLUĞU...

Nihayet bahar geldi. Sabah saatlerinde apartmanın bahçesi güneş ışıklarının oyun bahçesiydi adeta. Güneşin yakmayan sıcağı ile ısınan hava bahar dallarındaki çiçeklerden, yeni yapraklanan ağaçlardan topladığı kokuları büyük bir cömertlikle ortalığa yayıyordu. Başımı hafifçe kaldırıp gökyüzüne bakarken, mis gibi havayı olanca gücümle içime çekiyorum. İnsanı sarhoş eden bin bir çiçeğin yaprağın kısaca tabiatın kokusu ciğerlerimi dolduruyor. 



Bu yaşlı koca dünya ne baharlar gördü. Milyonlarca yıldır tekrarlanan bu ritüel'den katiyen ödün vermedi. Bu öyle bir kanun ve nizam ki; ne bir eksik, ne bir fazla. Her şey, canlı-cansız tüm varlıklar kendi kodlarındaki bilgilerle hareket ediyor. Onlar biliyor ki; karlar eriyip, hava ısındığında tüm tabiat canlanacak. Yine biliyor ki; bu işler sırasıyla olacak. Sırası gelen dünyada arz-ı endam edecek. 

16 Mart 2013 Cumartesi

KUMRULAR...Sardunyalarımı Feda Edemem!!!

Mutfak balkonu demirlerinde asılı saksılıkta uzunca bir saksının içinde bir kaç kök sardunyam var. İlkbaharın müjdecileri cemreler düşmeye başlayınca kışın don tehlikesine karşı naylon poşetle korumaya aldığım sardunyaların toprağını tazeledim kabarttım suyunu verdim. Aylardır havasız susuz kalan sardunyalar bol hava alıp, suya doyunca hiç vakit kaybetmeden yemyeşil taze yapraklarla donandılar. Kısa bir süre sonra da yaprakların arasından tomurcukları boy gösterdi. Anlayacağınız, balkonumuza bahar geldi.


Günlerden bir gün sardunyaların yaprakları arasında irice bir kumrunun yattığını gördüm. Telaşla cama yaklaştığımda havalanıverdi. Kumrucuk biraz topluca olduğu için yapraklar ezilmiş ve yırtılmıştı. Mevsim bahar, çiçekler tomurcuklanıyor da kumrular boş duracak değiller ya! Anlaşılan, kuluçkaya yatacak dişi kumru uygun bir yuva arayışında ve bizim saksıda karar kılmış. 

3 Mart 2013 Pazar

ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA...Kış Bitti...

Kış aylarında kuru bakladan zeytinyağlı iç bakla -Fava- pişirdik. Bilhassa özel günlerdeki sofralarımızda değişik bir çeşni olarak bulundurmayı ihmal etmedik. Şimdi ise o soğuk kış günleri geride kaldığına göre baharın müjdecisi olarak ve "Eski ağıza yeni taam" diyerek zeytinyağlı taze bakla pişireceğiz. 



Ama sadece kendimiz veya yakın çevremiz için. Çünkü, zeytinyağlı taze baklanın ziyafet sofralarına yakıştığı pek söylenemez. Ayrıca, bu sebzenin bir özelliği de kısa ömürlü olması hemen içleniveriyorlar. Zamanı geçmeden içlenip kartlaşmadan bir an evvel bir kaç kere pişirip -tabii ki sevenler için- tadına doymak lazım. 

11 Mayıs 2012 Cuma

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE...Fular Önemli...

Bu yaşıma geldim bedenimi beş-on yıldır tanımaya başladım diyebilirim. Uzun yıllar boyunca her yıl kış-yaz demeden bilhassa bahar aylarında soğuk algınlığı ve farenjit'ten muzdarip en az bir hafta ateşler içinde yatak-döşek yatardım. Hastalık neyse-ne de güzel havalarda eve kapanmak yok mu! 



Bilhassa bahar aylarında pencerenin arkasından masmavi gökyüzünü seyretmek adeta işkence olurdu. Gel zaman, git zaman anladım ki; beni her defasında yatağa düşüren sebep boğaz ve bademciklerimin hassasiyetiymiş. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...