Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Ocak 2018 Cuma
PANCAR TURŞUSU...Pazar Alışverişi...
Madem kış mevsimi geldi turşular kurulsun diyorduk ama havaların hali ne böyle. Arada bir kaç gün yağışlı kış havasını gördük görmedik ardından hava bir açtı mis gibi yazdan kalan günler yaşadık, hala da yaşıyoruz. Ama biz bu yazdan kalan günlere kanmadık tabii ki. Yine o günlerden birinde hava pırıl pırıl günlük güneşlik iken turşuluk sebze almak için semtimizin pazarını gezmeye çıktık. Pazarın sonuna kadar yürürken bir yandan ürünlerin tazeliğine bir yandan da fiyatlara göz atıyorduk.
Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.
Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.
28 Aralık 2017 Perşembe
ISPANAK YEMEĞİ...Lezzetinde Sağlık Gizli...
Geçen kış, yıkaması zor geldiği için her pazara çıkışta görmezden gelip ıspanak tezgahının yanından geçip, gidiyordum. Kış sonunda bir gün markette demet halinde görünce hoşuma gitti. Pazarcıların kaç kilo diye sormalarından mıdır bilmiyorum yarım kilo sebze almaya alışkın değilim. Market tezgahındaki bağlanmış az miktar ıspanak cazip geldi. Ancak, kazın ayağı öyle değilmiş. Pazardan kilolarca ıspanak alsam yıkamakta bu kadar zorlanmazdım. Demetin bağcığını açtığımda ne göreyim? Ispanağın dallarına, yapraklarına yapışmış kalmış el kadar çamurlar vardı. Temizleyebilmek için kaç su değiştirdiğimi hatırlamıyorum. Bu kötü deneyimden sonra ıspanak yeniden kara listeye girdi elbette.
Ancak, yanlış veya gereksiz olduğuna inandığım hiç bir düşünce ve davranışta ısrar etmem. Kendimde beğendiğim iyi huylarımdan biridir. Bu defa da böyle oldu. Geçen hafta pazara gittiğimde tezgahta gördüğüm ıspanağa bu defa duyarsız kalamadım. Yemeğini özlediğimi farkettim. Tadını özlemişim. Başkalarına kötü, tuhaf gelebilen o kekremsi tadını. Ama yine de tedbirli davrandım ve 750 kg. tarttırdım.
Ancak, yanlış veya gereksiz olduğuna inandığım hiç bir düşünce ve davranışta ısrar etmem. Kendimde beğendiğim iyi huylarımdan biridir. Bu defa da böyle oldu. Geçen hafta pazara gittiğimde tezgahta gördüğüm ıspanağa bu defa duyarsız kalamadım. Yemeğini özlediğimi farkettim. Tadını özlemişim. Başkalarına kötü, tuhaf gelebilen o kekremsi tadını. Ama yine de tedbirli davrandım ve 750 kg. tarttırdım.
Etiketler:
domates,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
Ispanak,
ıspanak yemeği,
insan,
kış,
kıyma,
Mutfak Keyfi,
pirinç,
Rabia Serteli,
salça,
sebze,
soğan,
yaşam
18 Aralık 2017 Pazartesi
KABAK TATLISI...Az Şekerli...
Yazının başlığını okuyanların ilk düşündüğü, "Hayrola! kabak tatlısının yanında kahve mi içiyoruz" olacaktır, büyük ihtimalle. N'apalım, tıp ilminin mümtaz temsilcilerinden Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil şekeri uzun zaman önce bize yasakladı. İki lafından biri "Şeker yemeyeceksiniz". Diğer lafı ise malumunuz "Ekmek yemeyeceksiniz". Yiyebileceğimiz ürünler de şarta bağlı. Organik olmalarına dikkat edilecek ve mümkünse evde üretilecek.
Pazardan, marketten aldıklarımızı pişirmekten bile bazen imtina ediyor iken yoğurttan sirkeye kadar her türlü ihtiyacımızı evimizde imal etmeye güç yetirebilir miyiz. Yanlış anlaşılmasın, Canan hocaya saygım sonsuz, dediklerine inanıyorum, hepsi doğrudur ama bir de gerçekler var. Şu meşhur reklamdaki gibi "Hayaller organik, gerçekler fabrik."
Pazardan, marketten aldıklarımızı pişirmekten bile bazen imtina ediyor iken yoğurttan sirkeye kadar her türlü ihtiyacımızı evimizde imal etmeye güç yetirebilir miyiz. Yanlış anlaşılmasın, Canan hocaya saygım sonsuz, dediklerine inanıyorum, hepsi doğrudur ama bir de gerçekler var. Şu meşhur reklamdaki gibi "Hayaller organik, gerçekler fabrik."
Etiketler:
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
Kabak,
Kabak Tatlısı,
kış,
pazaryeri,
Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil,
Rabia Serteli,
tatlı,
Tatlı Keyfi,
yaşam
19 Aralık 2016 Pazartesi
PAÇA ÇORBASI...Kemiklerin Gıdası
Yaşadığımız müddetçe bazı kazalara maruz kalırız. Bilhassa, trafik kazaları vücudumuz için büyük risk oluştururlar. Takla atan arabadan sağ çıkanlara veya arabanın çarpıp, havalandırdığı yayanın sağ kurtulmasına seviniriz ve ucuz atlatmış deriz. Ne büyük yanılgı. O an veya yıllar boyunca bile ortaya çıkmayabilir ama emin olun er-geç bir gün o kaza size kendini hatırlatır. Sadece, trafik kazası değil elbette. Evde, yolda, merdivenden hatta damdan düşenler de dahil olmak üzere vücut, düşme hızı ve düştüğü yüksekliğe göre etkilenir. Düşmeler sırasında çok organ tehlike altında ise de asıl tehlike kemikler içindir.
Kemikler bebeklerde yumuşak ve esnektir. Ergenlik çağının bitiminde gelişimi duran kemiklerin esnekliği kaybolur ve sertleşirler. Bu nedenle, yetişkinlikte düşmelere bağlı kemik kırılmaları çok görülür. Yaşlılıkta ise kemikler zaten kırılgandır. Yoğunluklarını kaybettikleri için ters bir harekette bile kırılabilirler. Öyle ki; yaşlılıkta kendiliğinden kırılan kemiklerin düşmeye sebebiyet verdiği bilinmektedir.
Kemikler bebeklerde yumuşak ve esnektir. Ergenlik çağının bitiminde gelişimi duran kemiklerin esnekliği kaybolur ve sertleşirler. Bu nedenle, yetişkinlikte düşmelere bağlı kemik kırılmaları çok görülür. Yaşlılıkta ise kemikler zaten kırılgandır. Yoğunluklarını kaybettikleri için ters bir harekette bile kırılabilirler. Öyle ki; yaşlılıkta kendiliğinden kırılan kemiklerin düşmeye sebebiyet verdiği bilinmektedir.
Etiketler:
blogger,
çorba,
düşmek,
hastalık,
Havadan sudan,
keçi,
kemik,
kırık,
kış,
Kuzu,
Mutfak Keyfi,
Paça,
sağlık,
sarımsak,
sirke,
yaşlılık
21 Şubat 2016 Pazar
FREZYALAR...Kış Günleri...Evler
Etiketler:
akşam,
blog,
blogger,
çiçek,
evler,
Frezya,
Havadan sudan,
Hayata Dair,
insan,
kış,
Rabia Serteli,
şiir
11 Ocak 2016 Pazartesi
SAHANDA TEREYAĞLI YUMURTA KAPAMA...Akıllı Telefon ve Instagram
Akıllı telefon kullanmayı düşünmüyordum ama bir vesileyle aniden telefon sahibi oluverdim. Çeşitli özelliklerini birer birer kullanmaya başlayınca da hoşuma gitti. Bu arada, digital fotoğraf makinemi kullanmadığımı bir köşede unuttuğumu farkettim. Halbuki, bir zamanlar Digital makine benim için adeta bir mucizeydi. Eski makinemle her gördüğümü çekemez, filmi boşuna harcamamak için çok dikkatli davranırdım. Çektiğim pozları, fotoğrafçıda negatifinden görebiliyor iken dijital makinenin getirdiği kolaylık müthişti.
Antalya'ya yapacağımız bir seyahat öncesinde digital makinelerin özelliğini öğrenmiştim de son anda ne yapıp, edip makineyi satın almıştım. Hiç kısıtlama olmadan her gördüğümü, istediğim kadar çekebilmek ne büyük özgürlüktü. Yüzlerce kare çekip, beğendiklerimi seçme şansımın olması akıl almaz bir kolaylıktı. Şimdi ise yeni telefonla güzel fotoğraflar çekince işler yine değişti. Bu sefer, digital makine bir köşede bekliyor. Kim uğraşacak ki; tükenen pilleri makineden çıkart, şarj cihazına tak, bekle piller şarj olsun yeniden makineye tak ki fotoğraf çekesin.
Etiketler:
blog,
blogger,
digital,
fotoğraf,
Havadan sudan,
kahvaltı,
kapama,
kış,
Mutfak Keyfi,
sabah,
sofra,
tereyağ,
yumurta
23 Kasım 2015 Pazartesi
ÖĞRETMENİM...Canım benim Canım benim...
Her öğretmenler gününde bu şarkı dilime dolanır. Çünkü öğretmen demek, bir çoğumuz gibi benim için de ilkokul öğretmenim demektir. Ortaokuldaki ilk günümde ne çok şaşırmış, her ders için başka öğretmenin sınıfa girmesini ne çok yadırgamıştım. Halbuki, ilkokul öğretmenimiz günboyu bizimle birlikte olur tüm dersleri birlikte işlerdik. İlkokul öğretmenim orta yaşlı, uzun boylu, kır saçlı ciddi bir beyefendiydi. Zaman zaman yaramazlıklarımızla çileden çıkardığımız olurdu ama genelde sakin bir insandı. Derslerde daha çok şey öğrenmemiz için tüm enerjisini harcar, hiçbir dersini boş geçirmezdi.
Şöyle bir geriye dönüp, düşünüyorum da öğretmenimin üzerimdeki etkisi olağanüstüydü. Okul çağına kadar sadece anne-baba sözü dinlerken, okula başladıktan sonra tamamen yabancı olan bir insana tüm inancımla bağlanmıştım. Bu inanılmaz bir şey. Onun her söylediği doğruydu ve yapmamızı istediği her şey emirdi. Mutlak bir bağlılık sözkonusuydu.
2 Mayıs 2015 Cumartesi
GÜNEŞİN İLK IŞIKLARI...Kış bitti!
Sonbahar neyse de kış mevsimi pek bir iç karartıcı. Sabahları yeni bir güne uyanmanın mutluluğu ile perdeleri açıp, gökyüzüne bakarsın. Bin bir zahmetle çıkmış ama her an kaybolacak olan güneşin zayıf ışıklarını, mendil kadar bir maviliği görürsen sevinirsin. Güneşli havalara tutkun yüreğin ve dudaklarında takılı kalmış ufak bir gülüşle yaz güneşinin hayaline dalarsın.
Kışın öyle günler olur ki; kara kara yağmur bulutlarının kapladığı gökyüzünde güneş günlerce yüzünü göstermez. Hele karlı günlerde gökyüzü ara ara kapkara olur da gündüz vakti akşam oldu sanırsın. Kapkara bulutlar yeryüzüne karları gönderdikten sonra gökyüzünün rengi biraz açılır gibi olur, hatta biraz sonra gökyüzü mavi rengini bile gösterir ama hiç ümitlenmezsin. Çünkü, bilirsin ki hava "kar toplamaktadır".
Etiketler:
Bahar,
Dünya,
güneş,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
ışık,
ilk bahar,
insan,
kış,
mutluluk,
Rabia Serteli,
sabah,
yaşam,
yaz
12 Ocak 2015 Pazartesi
TAVA BÖREĞİ...Sıcak-sıcak...Tazecik...
İstanbul bir haftadır buz gibi soğuk. Yağmurlu günlerde yürüyüşe çıkamadığım için hafta başında yağmur kesilince yürüyüşe çıkmıştım da hissettiğim dondurucu soğuğu Merhamet...İçimizi Isıtanlar başlıklı yazımda anlatmıştım. Zaten, meteoroloji raporuna göre İstanbul'a kar yağması bekleniyordu. Tempolu yürüyüşümü tamamladıktan sonra dönüşe geçtim. Yürürken bir yandan günlük mutfak alışverişi ile kar yağması ihtimaline karşı tedbir için almam gerekenleri kafamda listelendiriyordum.
Günlük alışverişlerimde liste hazırlamak gibi bir alışkanlığım hiçbir zaman olmadı. Her zaman aklıma güvenmişimdir ama bazen aklımın bana oyun ettiğini düşünmüyor değilim. Mesela, mutfakdaki eksik bir malzeme için markete gidip, iki dolu poşet ile eve döndüğümde asıl ihtiyacım olanı almamış olduğum çok oldu.
Günlük alışverişlerimde liste hazırlamak gibi bir alışkanlığım hiçbir zaman olmadı. Her zaman aklıma güvenmişimdir ama bazen aklımın bana oyun ettiğini düşünmüyor değilim. Mesela, mutfakdaki eksik bir malzeme için markete gidip, iki dolu poşet ile eve döndüğümde asıl ihtiyacım olanı almamış olduğum çok oldu.
6 Şubat 2014 Perşembe
AYVA MARMELATI...Son Ayvalar...
Sonbaharın gelmesi ile pazar tezgâhlarını tepeleme dolduran ayvalarla pazar yerleri sarıya kesince; "Eyvahlar olsun, bu sene ayva çok bol kış ağır geçecek, kar-kış kapıda" diye içimden geçiririm. Geçen yıl bu kadim bilgiye dayanarak havaların sertleşmesini bekledim. Kar da atıştırdı, soğuklar da oldu ama ayvanın bereketine uygun bir kış olmadı.
Bu sonbahar da ayva bolluğu pazarda sapsarı göz kamaştırınca, sert geçecek bir kışı beklemeye başladık. Kar serpiştirdi, kuru soğuklar oldu ama hâlâ beklediğimiz kış gelmedi. Elbette, yaşadığım İstanbul şehrinden bahsediyorum. Yoksa, tüm dünyada ve ülkemizde bir çok bölgenin kar altında çok soğuk günler yaşadıklarını biliyorum. İstanbul, coğrafi konumu itibarıyla olsa gerek mevsimler her yıl aynı şartlarda yaşanmıyor.
Bu sonbahar da ayva bolluğu pazarda sapsarı göz kamaştırınca, sert geçecek bir kışı beklemeye başladık. Kar serpiştirdi, kuru soğuklar oldu ama hâlâ beklediğimiz kış gelmedi. Elbette, yaşadığım İstanbul şehrinden bahsediyorum. Yoksa, tüm dünyada ve ülkemizde bir çok bölgenin kar altında çok soğuk günler yaşadıklarını biliyorum. İstanbul, coğrafi konumu itibarıyla olsa gerek mevsimler her yıl aynı şartlarda yaşanmıyor.
Etiketler:
Ayva,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
kar,
kış,
marmelat,
mutfak,
Rabia Serteli,
Reçeller,
sonbahar,
yaşam
23 Aralık 2013 Pazartesi
İSTANBUL'DA KAR YAĞIYORDU...
İstanbul'da iki gündür kar yağıyordu. Kahvaltı sofrasını pencere kenarındaki masaya hazırlamıştım. Çaydanlıkta demlenen çayın kokusu, kızarmış ekmek kokusuna karışmış, sabahın erken saati olduğu için evin içi serince ve dışarıda kar yağıyordu. Mis gibi demli çayla doldurduğum fincanları sofraya bırakırken gözüm bir an pencereden dışarıya gitti. Biraz evvel serpiştiren kar değişmiş lapa lapa yağıyordu. Kar taneleri iriydiler ama kuş tüyü gibi hafifçe uçuşarak ağır ağır hiç acele etmeden sessizce aşağıya iniyorlardı.
Belki de güle oynaya düşüyorlardı. Ben sadece yağışın güzelliğine bakakaldım, büyülenmiş gibiydim. Kar taneleri o kadar yavaş düşüyorlardı ki; dışarı çıkıp, koşarsam onları yere düşmeden yakalayacağımı zannediyordum. Onlarsa yere düştüklerinde yok olacaklarını biliyorlarmış gibi bilhassa ağırlaşıp, salına salına, döne döne yere doğru düşerken hiç acele etmiyorlardı. Böyle ne kadar kaldım bilmiyorum. Daldığım rüyadan uyandığımda gökyüzünden düşen kar taneleri seyrekleşmeye başlamıştı.
Belki de güle oynaya düşüyorlardı. Ben sadece yağışın güzelliğine bakakaldım, büyülenmiş gibiydim. Kar taneleri o kadar yavaş düşüyorlardı ki; dışarı çıkıp, koşarsam onları yere düşmeden yakalayacağımı zannediyordum. Onlarsa yere düştüklerinde yok olacaklarını biliyorlarmış gibi bilhassa ağırlaşıp, salına salına, döne döne yere doğru düşerken hiç acele etmiyorlardı. Böyle ne kadar kaldım bilmiyorum. Daldığım rüyadan uyandığımda gökyüzünden düşen kar taneleri seyrekleşmeye başlamıştı.
Etiketler:
blog,
blogger,
büyülenmek,
Dünya,
Hasret,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
insan,
İstanbul,
kar,
kar yağışı,
kış,
Mehmet Can Doğan,
mutluluk,
Rabia Serteli,
şiir,
yaşam
21 Temmuz 2013 Pazar
TERLİK...Genleşen Ayaklara!!!
Yaz aylarının sıcak ve nemli günlerinde ayakkabılarımızı dekolte modellerden seçeriz. Burnu ve yanları açık veya sandalet tipi dediğimiz deriden şeritlerle tutturulmuş her yeri açık ayakkabılar. Ancak, eğer resmi bir yer veya törende değilsek en rahat ayakkabı bir adı da şıpıdık olan sokak terlikleridir. Ayaklarımız sıcak günlerde bizim jenerasyonun tokyo dediği, bu günkü adıyla parmak arası terliklerin içinde her manada bol havalı, memnun ve mesut yaz sefası sürerken kışın birdenbire her yeri kapalı, daracık ayakkabılara nasıl sığarlar bilmem düşündünüz mü?
Kış mevsiminin rüzgârlı, yağışlı, soğuk günlerinde ayaklarımızı mümkün olduğunca korumaya çalışırız. Çünkü, ayakların üşümesi bir çok hastalığa davetiye çıkarmak demektir. Bunun için de hakiki deri, su çekmeyen ayakkabı, çizme veya botları tercih ederiz. İşin enteresan tarafı bizim bu gayretimizi ayaklarımız da kabul eder.
Kış mevsiminin rüzgârlı, yağışlı, soğuk günlerinde ayaklarımızı mümkün olduğunca korumaya çalışırız. Çünkü, ayakların üşümesi bir çok hastalığa davetiye çıkarmak demektir. Bunun için de hakiki deri, su çekmeyen ayakkabı, çizme veya botları tercih ederiz. İşin enteresan tarafı bizim bu gayretimizi ayaklarımız da kabul eder.
Etiketler:
ayak,
ayakkabı,
Dünya,
Genleşme,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
insan,
kış,
meltem,
Rabia Serteli,
rüzgar,
sandalet,
terlik,
yaşam,
yaz
2 Şubat 2013 Cumartesi
TAVUK SUYUNA ÇORBA...Kış Hastalıkları...
Ağır olmamakla beraber iki haftadır geçmeyip, sürüklenen nezle, grip, faranjit üçlüsünü üstümden atıp, nihayet dışarıya çıkabildim. Çok daha mühim hastalıklarla savaşan insanlar var iken ve onların yaşadığı zorlu süreçleri bile bile hastayım demek biraz kendini bilmezlik gibi görünsede kış hastalıklarını küçümsemek de doğru değil. Eğer gereken önem verilmezse ciddi sıkıntılara yol açabilirler.
İlaçların yanısıra bol meyve ve biraz da istirahat ile bu rahatsızlıklardan kurtulmak mümkün. Bir de olmazsa olmaz, Tavuk Suyuna Çorba. Eskiden, sadece göğüs etinden hazırladığımız bu çorbayı bu kış bütün tavuktan pişiriyoruz. Bu şekilde daha lezzetli oluyor. İçine didilmiş tavuk eti ile tel şehriye atılarak pişirilmiş çorbayı taze taze dumanı üstündeyken, tuzunu karabiberini zevkinize göre ayarladıktan sonra bolca da limon sıkarak içeceksiniz.
İlaçların yanısıra bol meyve ve biraz da istirahat ile bu rahatsızlıklardan kurtulmak mümkün. Bir de olmazsa olmaz, Tavuk Suyuna Çorba. Eskiden, sadece göğüs etinden hazırladığımız bu çorbayı bu kış bütün tavuktan pişiriyoruz. Bu şekilde daha lezzetli oluyor. İçine didilmiş tavuk eti ile tel şehriye atılarak pişirilmiş çorbayı taze taze dumanı üstündeyken, tuzunu karabiberini zevkinize göre ayarladıktan sonra bolca da limon sıkarak içeceksiniz.
Etiketler:
ateş,
baba,
çorba,
grip,
hastalık,
kış,
Mutfak Keyfi,
Tavuk suyu
22 Ocak 2013 Salı
PANCAR TURŞUSU...Kış Boyunca...
Geçtiğimiz hafta karlı günlerin sonunda günlük alışveriş için erken saatlerde sokaktaydım. Hava açık gök masmaviydi ama soğuk yerindeydi. Apartmanın bahçesindeki ağacın dallarından sarkan incecik buzları görünce, çocukluğumda saçaklardan sarkan kol kalınlığındaki buzları hatırladım. Onların yanında bunların esamesi bile okunmaz ama bulduğuyla yetinmeyi bilen bir neslin -ahvadı- olarak coşkun bir sevinçle hemen fotoğrafladım. Bugün hâlâ saçak altından yürümeye çekinirim.
Hava soğuktu ama güneş ışıklarının vurduğu kaldırım boyunca yürürken sanki bahar gelmiş gibiydi. Yüzümü güneşe doğru kaldırdım ve bir an gözlerimi kapattım, gözlerimi açtığımda cadde boyunca tüm evler ve bahçeler pırıl pırıl parlıyordu. Güneş, bir büyü gibi saldığı ışıklarıyla tüm caddeyi adeta yıkamıştı. Sadece cadde ve evler değil insanlar da farklıydı sanki. Marketin önünde yeni indirilmiş meyve sebze sandıklarındaki ürünleri kızlı-erkekli genç elemanlar, gülüşüp konuşarak tezgahlara yerleştiriyorlardı.
Hava soğuktu ama güneş ışıklarının vurduğu kaldırım boyunca yürürken sanki bahar gelmiş gibiydi. Yüzümü güneşe doğru kaldırdım ve bir an gözlerimi kapattım, gözlerimi açtığımda cadde boyunca tüm evler ve bahçeler pırıl pırıl parlıyordu. Güneş, bir büyü gibi saldığı ışıklarıyla tüm caddeyi adeta yıkamıştı. Sadece cadde ve evler değil insanlar da farklıydı sanki. Marketin önünde yeni indirilmiş meyve sebze sandıklarındaki ürünleri kızlı-erkekli genç elemanlar, gülüşüp konuşarak tezgahlara yerleştiriyorlardı.
Etiketler:
ekşi,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
kış,
Mutfak Keyfi,
Pancar,
Pancar Turşusu,
Rabia Serteli,
soğuk,
Turşu,
yaşam
19 Aralık 2012 Çarşamba
PORTAKAL REÇELİ...Kahvaltı Sofrasının Tadı.
Kış hastalıklarından korunmak için suyunu içtiğimiz, hararetimizi söndürmek için soyup yediğimiz portakal bizi dirençli kıldığı gibi kendisi de dayanıklı bir meyvedir. Buzdolabında veya kışın balkonlarımızda rahatlıkla saklayabiliriz. Haftalık semt pazarlarında veya marketlerin indirim günlerinde cüz'i fiyata satılan portakalın uzun süre saklanabilmesi nedeniyle hem besin maddesi hem de doğal ilaç olarak istifade etmemiz akıllıca olur.
Öğrenciler ve çalışan her yaşta kadın ve erkeğin gün boyu ihtiyaçları olan enerjiyi sağlayan kahvaltı öğününe önem vermeleri gerekiyor. Peynir, zeytin, yumurta, tereyağ ve reçel temelinde olup, çok çeşitli varyasyonlarla zenginleştirilebilen geleneksel kahvaltı sofralarımızın beslenmemiz için yeterli olduğu ayrıca vitamin takviyesine gerek olmadığı bilinmektedir.
Öğrenciler ve çalışan her yaşta kadın ve erkeğin gün boyu ihtiyaçları olan enerjiyi sağlayan kahvaltı öğününe önem vermeleri gerekiyor. Peynir, zeytin, yumurta, tereyağ ve reçel temelinde olup, çok çeşitli varyasyonlarla zenginleştirilebilen geleneksel kahvaltı sofralarımızın beslenmemiz için yeterli olduğu ayrıca vitamin takviyesine gerek olmadığı bilinmektedir.
18 Aralık 2012 Salı
SEMT PAZARLARINDA...Kış Mevsimi...
Kış mevsimini ağaçların çıplak dallarında, gökyüzündeki bulutta, ısıtmayan güneşte ve günlerin kısalmasında görebiliyoruz. Mevsimlerin değişimini gözlemlediğimiz bir başka yer de semt pazarları. Her ne kadar seracılık geliştiğinden beri değişse de yine de kışın gelişiyle birlikte pazardaki sebze ve meyvelerin renkleri de adeta soluyor. Lahana, pırasa, kereviz, yer elması, karnıbahar gibi sebzelerin renklerini düşününce gerçekten bir an üşüdüğümü, içimin ürperdiğini hissettim.
Sizler gibi ben de sağlıklı beslenme konularına ilgi duyuyorum ama bu durumun biraz abartıldığını düşünüyorum. Tükettiğimiz sebzelerin bütün vitamin ve mineral değerlerini bilmemizin gerekli olduğuna inanmıyorum. Bizim yapmamız gereken, mevsiminde ve tazeliğine dikkat ederek damak tadımıza uygun (haşlama, kızartma, etli, kıymalı, zeytinyağlı v.s.) tarzda pişirmektir.
Etiketler:
blog,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
kış,
Pazar,
pırasa,
sağlıklı beslenme,
sebzeleri,
semt,
yaşam
4 Aralık 2012 Salı
KEREVİZ...Ön Yargı ve Eski Bir Tarif...
Kereviz, kış sebzeleri içerisinde belki de en sevilmeyendir. Çoğu insanın bilhassa çocukların ve erkeklerin teklif edildiği anda reddettiği ve yemeyi katiyen düşünmediği talihsiz bir sebzedir vesselâm. Aslında, ön yargıların kurbanıdır. Çünkü, albenisi olmayan renksiz bir sebzedir. Dış görünüşü itibarıyla şekilsiz de diyebilirim ama Yer Elması ile kıyaslandığında kerevize haksızlık yapmış olmayayım.
Çocukluğumuzda bizim evde kereviz etli ve terbiyeli olarak hazırlanırdı. Dolayısıyla, ana yemekti ve yemek mecburiyetindeydik. Bu gün rahmetle andığımız annemiz, yemeğin içine patates ilave ederdi de kereviz yeme işkencesi bir nebze de olsa kolaylaşırdı. Neyse, uzun lafın kısası bir gün bizim sofrada büyükçe bir servis tabağının içerisinde rengârenk, maydanozla süslenmiş, resim gibi bir yemek gördük. Annemizin o güne kadar ki yaptıklarına hiç benzemiyordu.
Çocukluğumuzda bizim evde kereviz etli ve terbiyeli olarak hazırlanırdı. Dolayısıyla, ana yemekti ve yemek mecburiyetindeydik. Bu gün rahmetle andığımız annemiz, yemeğin içine patates ilave ederdi de kereviz yeme işkencesi bir nebze de olsa kolaylaşırdı. Neyse, uzun lafın kısası bir gün bizim sofrada büyükçe bir servis tabağının içerisinde rengârenk, maydanozla süslenmiş, resim gibi bir yemek gördük. Annemizin o güne kadar ki yaptıklarına hiç benzemiyordu.
Etiketler:
aile,
anne,
blogger,
Dünya,
Hayat,
insan,
Kereviz,
kış,
Mutfak Keyfi,
Rabia Serteli,
sebze,
sofra,
yaşam,
Zeytinyağlı,
Zeytinyağlılar
31 Ocak 2012 Salı
KAR YAĞDI... Böyle Oldu...
Bir hafta dışarıya çıkmadım. Önceki hafta başı havanın da yumuşaklığından istifade ile evde temizlik yapılmıştı. Daha sonra ikramlıkları da hazırladıktan sonra misafirlerimi ağırlamıştım. Ertesi günü artık evdeki işlerim bitti, sokağa çıkarım derken günlerdir beklenen haber geldi. Televizyon spikeri "Kar yağacak mecbur kalmadıkça dışarıya çıkmayın" diye televizyon ekranından seslendi.
Malum bizde emekli taifesinden olduğumuz için bu seslenişe itibar ettik ve sanki şehrimizi düşman askeri istila etmiş gibi oturduk, oturduğumuz yerde. Evde oyalanacak, vakit geçirecek çok şey var elbette hatta bu durumu fırsat bilip, okunmayı bekleyen yeni bir kitaba da başlayabilirim. Amma velâkin sokağa çıkmak, taze havayı soluma isteği baskın çıkıyor.
Malum bizde emekli taifesinden olduğumuz için bu seslenişe itibar ettik ve sanki şehrimizi düşman askeri istila etmiş gibi oturduk, oturduğumuz yerde. Evde oyalanacak, vakit geçirecek çok şey var elbette hatta bu durumu fırsat bilip, okunmayı bekleyen yeni bir kitaba da başlayabilirim. Amma velâkin sokağa çıkmak, taze havayı soluma isteği baskın çıkıyor.
Etiketler:
anne,
blogger,
ev,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
iman,
insan,
kar,
kış,
mekan,
Rabia Serteli,
soğuk,
şehir,
yaşam
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







