Geçtiğimiz hafta karlı günlerin sonunda günlük alışveriş için erken saatlerde sokaktaydım. Hava açık gök masmaviydi ama soğuk yerindeydi. Apartmanın bahçesindeki ağacın dallarından sarkan incecik buzları görünce, çocukluğumda saçaklardan sarkan kol kalınlığındaki buzları hatırladım. Onların yanında bunların esamesi bile okunmaz ama bulduğuyla yetinmeyi bilen bir neslin -ahvadı- olarak coşkun bir sevinçle hemen fotoğrafladım. Bugün hâlâ saçak altından yürümeye çekinirim.
Hava soğuktu ama güneş ışıklarının vurduğu kaldırım boyunca yürürken sanki bahar gelmiş gibiydi. Yüzümü güneşe doğru kaldırdım ve bir an gözlerimi kapattım, gözlerimi açtığımda cadde boyunca tüm evler ve bahçeler pırıl pırıl parlıyordu. Güneş, bir büyü gibi saldığı ışıklarıyla tüm caddeyi adeta yıkamıştı. Sadece cadde ve evler değil insanlar da farklıydı sanki. Marketin önünde yeni indirilmiş meyve sebze sandıklarındaki ürünleri kızlı-erkekli genç elemanlar, gülüşüp konuşarak tezgahlara yerleştiriyorlardı.