Kabak Tatlısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kabak Tatlısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2017 Pazartesi

KABAK TATLISI...Az Şekerli...

Yazının başlığını okuyanların ilk düşündüğü, "Hayrola! kabak tatlısının yanında kahve mi içiyoruz" olacaktır, büyük ihtimalle. N'apalım, tıp ilminin mümtaz temsilcilerinden Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil şekeri uzun zaman önce bize yasakladı. İki lafından biri "Şeker yemeyeceksiniz". Diğer lafı ise malumunuz "Ekmek yemeyeceksiniz". Yiyebileceğimiz ürünler de şarta bağlı. Organik olmalarına dikkat edilecek ve mümkünse evde üretilecek.


Pazardan, marketten aldıklarımızı pişirmekten bile bazen imtina ediyor iken yoğurttan sirkeye kadar her türlü ihtiyacımızı evimizde imal etmeye güç yetirebilir miyiz. Yanlış anlaşılmasın, Canan hocaya saygım sonsuz, dediklerine inanıyorum, hepsi doğrudur ama bir de gerçekler var. Şu meşhur reklamdaki gibi "Hayaller organik, gerçekler fabrik."

14 Aralık 2013 Cumartesi

KABAK TATLISI...Sonbahara Yakışan Tatlı...

Bu yıl da sonbahar mevsiminin gelişiyle birlikte tatlı kabakları tezgâhlardaki yerlerini aldılar. Adetim olduğu üzere pazarı boydan boya yürüdüğüm için kabak tezgâhlarını tek tek uzaktan da olsa seyrettim. Satıcıların hepsi kendi mallarını ballandıra ballandıra övüyorlardı. Satıcılar müşterileri çekmek için tezgâhtaki kabaklarına övgüler düzebilirler ama tatlıyı pişiren biziz ve netice kötü olunca da üzülen biz oluyoruz. 



Geçtiğimiz yıl bazı kötü deneyimlerim olduğu için bu sene işi şansa bırakmak istemedim. Bunun için de Google'da ufak bir gezintiye çıktım ve birtakım bilgiler derledim. Tatlı kabakları bir çok adla anılıyorlar. Bal kabağı, Kestane kabağı ve Tatlı kabağı. Hiçbir şey bilmiyorsanız Kestane kabağı diye satılan kabağı satın alabilirsiniz. Kestane kabağı, tatlı olarak en iyi neticeyi veren kabak çeşidi. Tabii bunun için satıcınıza güveniyor olmanız gerekiyor.

30 Aralık 2012 Pazar

KABAK TATLISI...Yılbaşı Bereketi...

Çocukluğum radyolu günlere denk düşer. Rahmetli babamız mütedeyyin bir insandı ve radyo başında kutladığımız yılbaşı gecelerinde bulunmazdı ama bize de karışmazdı. Annemiz, mütedeyyinin de fevkinde bir babanın kızıydı ama ne babasının ne de eşinin düşüncelerini umursardı. Babamızın pek tasvip etmemesine rağmen 31 aralık gecesi annemiz için hoşça vakit geçirilmesi gereken bir geceydi. Okulda olduğumuz için hazırlıkları hatırlamıyorum ama okul dönüşü annemizi mutfakta diğer günlere göre farklı bir telaş içinde bulurduk. Mutfak masasının üzerinde soğumaya bırakılmış kabak tatlısı baş roldeydi. Çünkü, kabak tatlısının yeni yılda evimize bereket getireceğine inanırdı. 



Annemiz akşam için o günlerin şartlarına göre zengin, iştah açıcı bir sofra kurardı. Bize göre -mükellef- soframızda yemek yendikten sonra babamız evde oturmaz giderdi. Zannedersem, bu günün deyimiyle -alternatif kutlama- yapmak için yani ibadet için toplanırlardı. Babamız gittikten sonra yemek masamızı yeniden düzenlerdik. Bu defa masamız -mandalina, portakal, elma, muz- çeşitli meyveler, bu gece için özel alınmış zengin çeşitli kuru yemiş ve cevizli sucukların dilimlendiği tabaklarla donanırdı. Soframız o haliyle ilkokulda büyük bir ciddiyetle kutlanan yerli malı haftasında sınıfımızda donattığımız masaya benzerdi. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...