Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2023 Pazar

ÇEVRE BİLİNCİ...İnsanı Yaşatmak...

Yazılı ve görsel basında gün geçmiyor ki, çevreciler ve onların organize ettiği köylülerin pankartlı, sloganlı gösterilerini görmeyelim. Çeşitli maden ve mermer ocakları için oyulan dağlara, yok edilen ormanlara, kirlenen derelere yenilerinin eklenmemesi için en azından mevcudu korumak için bir araya gelmiş bu insanlar geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.




Aslında, bugün halkın karşı çıktığı işler ilk defa yapılmıyor. Zonguldak Kömür Ocakları o kadar uzun yıllardır kazılıyor ki; açılan ocaklarla şehrin altı olduğu gibi oyulmuş vaziyette. Halen kullandığımız yollar, köprüler, barajlar, santraller de bir zamanlar yapıldı ve biz de iftihar ettik. 

7 Ekim 2023 Cumartesi

MERHABA! Yine ve Yeniden...

Söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Uzun zaman oldu yazmayalı. En son, aşağı yukarı bir yılı aşkın bir süre önce paylaştığım Kolera Günlerinde Aşk tanıtım yazısını saymazsak yaklaşık üç yıldır bloğumdan uzak kaldım. Bumerang'dan gelen reklam teklifleri vesilesiyle bir kaç defa uğradığımda yokluğumdan endişelenen arkadaşlarımın mesajlarıyla karşılaştım. Çok duygulandım. Kendilerine buradan bir defa daha teşekkür ederim. Adı sanal dünya olsa da sonuç olarak bizler insanız. Yüz yüze gelmiş olmasak bile bu sayfalarda gerek yazılarımız gerekse bırakılan yorumlarla birbirimizi tanıdık ve sevdik.



Buralardan ayrı düşmem Pandemi dönemi ile başladı. Kısıtlandığımız, yalnızlaştığımız o günlerde olanları takip etmek için gün boyu başından ayrılmadığımız televizyonun yanı sıra daha çok ve çabuk haber alabilmek için twitter hesabımı aktif olarak kullanmaya başladım. Dolayısıyla, blog yazılarım taslak olarak kaldı. Televizyon haberlerinde görüp, duyduğumuz kayıp haberleri için üzülürken ailemizden de hiç beklenmedik ani bir kayıp haberi alınca o günlerde bir çok şey anlamını yitirdi. 

22 Mart 2023 Çarşamba

Devrim niteliğindeki DeFi Protokolü IPOR 22 Mart 2023'te Bitget'te listelenecek

 

Bitget, geleneksel finans oyuncuları için IPOR pratik çözümü ile DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu dolduracak

Victoria, Seyşeller, 20 Mart, 2023 - En büyük kripto Copy Trade platformu Bitget, IPOR'un spot piyasanın İnovasyon Alanında listeleneceğini duyurdu. Dijital varlık için yatırma hizmetleri 22 Mart 2023 10:00’dan (UTC+3) itibaren sunulacak ve listeleme aynı gün saat 15:00'de (UTC+3) yapılacaktır.

IPOR Protocol, Inter Protocol Over-block Rate (IPOR) endeksini kullanan merkeziyetsiz bir faiz oranı türev borsasıdır. IPOR Endeksi, IPOR AMM, likidite havuzları ve Varlık Yönetimi akıllı sözleşmeleri aracılığıyla saklama kuruluşu olmayan zincir içi faiz oranı swapları sunmaktadır. Protokol, gelişmekte olan DeFi kredi piyasaları için faiz oranı türevleri ve endeksleri de dahil olmak üzere risk yönetimi araçları sağlayarak DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Bu durum istikrarı artırmakta ve sabit gelirli yatırımları geleneksel finans oyuncuları için daha cazip hale getirmektedir.

23 Kasım 2022 Çarşamba

Bitget, FTX'in çöküşünden sonra kullanıcılara güvence vermek için Koruma Fonunu 300 milyon dolara yükseltti

Bitget, FTX'in çöküşünden sonra kullanıcılara güvence vermek için Koruma Fonunu 300 milyon dolara yükseltti

Lider global kripto para borsası Bitget, kripto kullanıcılarına daha iyi koruma ve daha fazla güvence sağlamak için Koruma Fonunu 300 Milyon USD'ye çıkaracağını duyurdu. Bu, Bitget'in, FTX'in çöküşünden ve kullanıcıları büyük kayıplarla bırakmasından sonra kripto piyasasının güvenini oluşturmaya yönelik büyük çabalarının bir parçası. Girişimler, FTX kullanıcılarını desteklemek için 5 milyon USD'lik Builders Fund ve hazırlık aşamasında olan ve 30 gün içinde piyasaya sürülecek olan Merkle Ağacı Rezerv Kanıtı'nı paylaşma planıyla birlikte geliyor.

1 Kasım 2022 Salı

Bitget, social tradingi geliştirmek için "Bitget Insights"ı başlattı

Bitget'in yeni sosyal özelliği, kullanıcıların güvenilir traderlardan öğrenmelerine ve işlem stratejilerini paylaşmalarına olanak tanıyor.

Futbol yıldızı Messi'nin imzalı forması ve bu yılki popüler taraftar tokenlarıyla daha fazla ödül

Lider global kripto para borsası Bitget, yeni özelliği “Bitget Insights”ın lansmanını duyurdu. Bu özellik, sosyal medyayı Bitget borsası aracılığıyla social tradingle entegre etmeye hizmet ediyor. Lansman, Bitget'in hem yeni bireysel yatırımcılara hem de deneyimli traderlara fayda sağlamayı amaçlayan kripto social trading girişiminin bir sonraki aşamasını ifade ediyor.

BITGET’E HEMEN ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN!

Bitget Insights ile yeni yatırımcılar, deneyimli yatırımcılardan bilgi toplama fırsatına sahip olacak. Bitget, mevcut sosyal medya platformlarıyla karşılaştırıldığında, paylaşılan tüm bilgilerin ilk aşamada doğrulanmış ve güvenilir traderlardan geldiğini garanti edecek, böylece yeni traderların yanlış onaylar veya diğer kripto dolandırıcılıklarından kaynaklanan potansiyel kayıplardan tasarruf etmesini sağlar.

15 Ekim 2022 Cumartesi

Bitget, profesyonel traderlar için CCXT Kütüphanesi ile entegre oldu

Açık kaynak kütüphanesi, algoritmik ve bot işlemleri için veri analizine kolay erişim sağlıyor

Bitget, profesyonel traderlar için CCXT Kütüphanesi ile entegre oldu

Lider global kripto para borsası Bitget, CryptoCurrency Exchange Trading Library (“CCXT”) ile entegrasyonu duyurdu ve yatırımcıların işlem algoritmaları ve botlar oluşturmak için platformun geçmiş ve gerçek zamanlı verilerine kolayca erişmelerini sağladı.

BITGET’E ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN!

CCXT, farklı kripto işlem veri kütüphanelerine bağlanmak için ortak bir arayüz sağlayan dünyanın önde gelen açık kaynak kütüphanelerinden biri olarak seçildi. Güçlü bir araç, çeşitli yüksek kaliteli borsalarda yürütülen kapsamlı bir işlem stratejisine izin verir. Protokol, tamamen özelleştirilebilen, kullanıcı arayüzü açısından genelleştirilmiş bir API bağlantısıdır ve işlem geliştiricileri, kodlayıcılar ve yüksek vasıflı traderlar arasında geniş çapta tanınmaktadır.

Kütüphane JavaScript, Python ve PHP gibi en popüler programlama dillerini destekler. En yenilikçi vadeli işlem ürünleri ve sosyal işlemler özellikleriyle donatılmış Bitget, dünya çapında 2 milyon kullanıcıya hizmet vererek dünyanın en büyük kripto türevleri ve Copy Trade borsalarından biri haline geldi. CCTX'in uzmanlığından da yararlanan Bitget, kullanıcılarına piyasa verilerini analiz etme, algoritmik işlemler, stratejiyi geriye dönük test etme ve bot programlama konusunda kolaylık sağlayabilir. 

8 Mart 2020 Pazar

EV TELEFONU...İptal...İşlem Tamam...

Evdeki telefonumuzu kapatmak istediğim halde kararsız kalmamın sebeplerini anlatmak için önceki iki yazımdan biri, EV TELEFONU...Bir Zamanlar... ile EV TELEFONU...İlk Telefonumuz... da duygularımı kaleme almıştım. Telefonu eve bağlatmak için yıllarca babamızın verdiği uğraşları, bu güne kadar değişmeyen numarası, aile yadigarı olması onu değerli kılıyor. Ayrıca, eski telefonların zili çaldığında her an bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Uzun yıllara yayılmış dostluk ve akrabalık bağları ile bağlı olduğunuz kişiler veya onların yakınları eski defterleri karıştırırken telefon numaranızı çevirebilirler.


Cep telefonlarının yaygınlaşmasından sonra sabit telefonlarda kullanıcı sayısının azaldığını biliyorum. Yakın çevremde de bunu gözlemliyorum. Evde yaşlısı kalmamış aileler sabit telefonu elde tutmayı gereksiz buluyor. Ben de şahsen iki arada bir derede kalmışlığın huzursuzluğunu yaşarken duygularıma gem vurup, telefon hattımı iptal ettirmeye karar verdim. Kararımı verdim vermesine de bu nasıl olacak. Zira, internetim sabit telefon hattından bağlanmıştı. Bunu, bilse bilse Telekom bilir deyip, vaktiyle PTT'den bin bir zorlukla aldığımız telefonumuzun akıbeti hakkında karar vermek üzere Telekom'un yolunu tuttum.

26 Şubat 2020 Çarşamba

EV TELEFONU...İlk Telefonumuz...

Bir önceki Ev Telefonu...Bir Zamanlar...başlıklı yazımda anlattığım gibi ailemin 70'li yıllardaki telefon bağlatma hevesi kursağında kalmış, hayalleri suya düşmüş olabilir ama her şeye rağmen hayat devam eder. Gel zaman git zaman 80'li yıllara gelindiğinde telefon görüşmeleri eziyet olmaktan çıkmış, ahizeyi kaldırır kaldırmaz çevir sesi geliyordu. Belli ki telefon şebekeleri ıslah edilmiş ve sistem yeni yatırımlarla bir nebze de olsa rahatlamıştı. Telefon alt yapısına yapılan yeni yatırımların farkındaydık ama eve telefon bağlatma konusunda babamın herhangi bir gayreti olmadı.


Nasıl olsa acil durumlarda iş yerindeki telefonları kullanıyorduk ve PTT'nin madeni jetonla çalışan ankesörlü telefonları da haberleşmede işe yarıyordu. Söylenenleri geç algılayanlar için ara sıra hala kullandığımız 'jeton düşmedi' veya 'köşeli jeton kullanmak' gibi argo deyimler o günlerden kalmadır.

18 Şubat 2020 Salı

EV TELEFONU...Bir Zamanlar...

Geçtiğimiz yıldan beri aklımda. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Bir türlü bir karara varamadım. Evdeki sabit telefonu kapatıp, kapatmamak konusunda kararsız kaldım. Telefonun kampanya süresi dolduğu için de acele karar vermem lazım. Bu arada, yaşantımız da adeta kampanyalara endekslendi. Hele ki cep telefonlarını kampanyasız kullanan yoktur herhalde. Bu durumda akla bir soru geliyor ister istemez. Kurumlar kampanya fiyatları ile zarar etmediğine göre kampanyasız fiyatlar neden o kadar pahalı. Gerçi, normal görüşme fiyatlarını bilmiyorum ama maazallah, vaktinde yenileme yapmaz da bir kaç gün de olsa normal tarifeden kullanırsak sanki ocağımıza incir ağacı dikecekler, o derece de korkuyoruz.


Konumuza dönersek, sabit telefonun kapatılmasındaki bu kararsızlığım size tuhaf gelebilir. Alt tarafı bir telefon diyebilirsiniz. Ancak, bu dediğiniz şimdi için geçerli. 70'li yıllarda hatta 80'li yılların sonlarına kadar eve telefon almak kolay değildi. Devlet yatırım yapmadığı için PTT Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Telefon Baş Müdürlüğü mevcut şebekenin çalıştırılmasından başka bir iş yapmıyordu. Aslında, mevcudun işletilmesinde de zafiyetler vardı. Telefonları kullanabilmek için hat gelmesi (çevir sesi) beklenirdi. Telefonu çok kullanan insanların çevir sesini getirecek totemler icat ettiklerini sonradan çok dinledik.

2 Mayıs 2019 Perşembe

İMAR BARIŞI...Gözümüz Doymuyor...

Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan eski bir tanıdığa yolda rastladığımda babadan miras 5 katlı evin kaçak olan son katıyla ilgili olarak İmar Affından yararlanmak için bir kaç günlüğüne geldiklerini anlattı. Merak edip araştırınca, 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için getirilen İmar Barışı için Yapı Kayıt Belgesi başvuru süresinin 15 Haziran 2019 tarihine kadar uzatıldığını öğrendim. Bu kanunla mevzuata aykırı, ruhsatsız binalar iskanlı sayılacağından bina sakinleri müstakil tapularını alabilecekler. Bir başka deyişle, yapılanlar yapanların yanına kâr kalacak.


Kaçak yapıdan ev satın alanları suçlayabiliriz ama bu her zaman doğru olmaz. Çünkü, insanlar kaçak yapıdan bilerek ev almıyorlar. Eskiden beri topraktan satış vardır. Müteahhid, inşaatının temelini atarken bir yandan da dükkan veya dairelerinin bir kısmını satışa çıkarır. Senet imzalayan alıcı inşaat boyunca aylık ödemelerini yapar, parasız müteahhit de yapılan bu ödemelerle inşaatı tamamlamaya çalışır. Ev alacak toplu parası olmayanlar için uygun bir ödeme şeklidir. Bina bittiğinde diğer bölümler daha yüksek bedellerle satılırken temelden alanlar kendilerini şanslı addederler. Bu tür binalardaki kaçak kat veya ilavelerden tamamiyle müteahhit ve bina denetimlerini yapmayan devletin memurları sorumludur.

26 Mart 2019 Salı

HAVADA BAHAR KOKUSU...Ve Atık Kağıt Toplayıcısı...

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır ata sözüne inat bu yıl Mart ayı bahar günlerine yakışır güzellikte geçiyor. Yaz günlerine özlemimizi biliyormuş gibi ışıklarını cömertçe yollayan güneşin ısıttığı günler yaşıyoruz. Gerçi, bazı günler bulutların arkasına saklanıyor, rüzgar esintileri ile ortalık serinliyor ama yine de deniz kenarlarında, çiçekli parklarda gezinmek için ideal günler. Dün yine havayı günlük güneşlik görünce evde kalmaya gönlümüz razı olmadı ve açık havada kahve içmek üzere arkadaşımla sözleştik.


Bu havalarda gezintiye çıkmak elbette istediğimiz bir şey ama giyimimize karar vermek de bir o kadar zor. Kış ve yaz bu bakımdan en rahat mevsimler. Kışın kışlığını bilirsin mantonu giyer atkına sarınırsın, yazın da yazlığını bilir ince giysilerle püfür püfür gezersin. Bahar ayları öyle mi ya! İnce giyinsek üşümek var, sıkı giyinsek terlemek. Bu yüzden giyinmem uzun sürünce randevu yerine zamanında varmak için hızlı yürümem gerekti.

27 Ekim 2018 Cumartesi

ŞORTUMA DA BAŞÖRTÜME DE KARIŞMA...Kadın Dayanışması...

Son yıllarda sosyal medyada, televizyonlarda bir takım adamlar kimisi modern görünümlü kimisi sakallı, kerameti kendinden menkul hoca efendiler kameraların karşısına geçip, ahkâm kesiyorlar. İnsanların yaşayışlarına, giyim kuşamlarına, hal ve tavırlarına karışmak diyebiliriz ama bence karışmanın da ötesinde hüküm veriyorlar. Kendilerince olması gerekeni din üzerinden empoze etmeye çalışıyorlar. Toplum bilimci, sosyolog veya psikologların alanına girecek konularda bile gayet rahat, fütursuzca fetva vermeye kalkıyorlar.


Halbuki bir dindara, insanları *zemmetmek yakışmaz. Dindar insan, hele ki din alimi ise insanlara kusur atfetmez. Onları rencide etmez. Şeytanın aklına gelebilecek fikirleri insanların aklına sokmaz. Aksine, insanlarda gördükleri iyi hasletleri överler. Yanlış yolda olanları münasip bir lisanla ikaz ederler. İlim sahibi, alim kişi büyüklenmez, bilmeyenleri hakir görmez. Alaycı bir dil kullanmaz. Duruşu ciddidir ama insanlarla olan münasebetlerinde her daim mütebessimdir.

16 Ekim 2018 Salı

OKULLU OLMAK...Çocukların Eğitim Hakkı...

Geçtiğimiz yıl gazetemde okuduğum bir haberde 12 yıllık (4+4+4) zorunlu eğitimin kademelerinde toplam 2 milyon çocuğun okula gitmediği yazıyordu. Haberin detayını okumuştum ama daha sonra unuttum, gitti. Geçen gün Facebook paylaşımlarında gördüğüm bir fotoğraf geçen yıl okuduğum o haberi hatırlattı. Bugün, okullu olmayan kaç çocuğumuz var bilmiyorum ama olumlu herhangi bir değişiklik olduğunu da zannetmiyorum. Hem sayıda azalma olsa dahi tüm çocuklar okullu olmadıkça bu eğitim savaşı kazanılmış sayılmaz.


Bir çocuğun okula gidememesi demek, bir aile çocuğunu okula gönderemiyor demektir. Halbuki, anne-babalar okul çağına gelmiş çocuklarını okula göndermekle iftihar eder, gurur duyarlar. Burada, okula gidemeyen çocuk ve onu okula gönderemeyen bir ana-baba var. Olaya hangi tarafından bakarsak tam bir trajedi. Ailenin durumu da iç acıtıcı ama benim içime asıl dokunan okula gitmeyen çocuğun durumu.

8 Haziran 2018 Cuma

BİLMİYORUM! diyebilmek...

Bilmiyorum demek veya diyebilmek zor olmasa gerek ama gel de bunu bize anlat. O bir tek kelimeyi söylemeyi katiyen beceremiyoruz. Bir söyleyebilsek hayat ne kadar da kolaylaşacak. Sorunun sahibi de muhatabı da rahat edecek. Çünkü, bir insan her şeyi bilemez. Herkesin her şeyi bilmek gibi bir zorunluluğu da olamaz. Ama yok! biz bilmek zorundayız. Bize sorulan her şeyi bilmek gibi bir misyon yüklenmişiz. Hatta, bunu genetik bir kod olarak bünyemizde taşıyoruz. 



Bilhassa, adres soranlara bilmediğini söylemek ne kadar zor gelir insanımıza. Adres sorduğum bazı insanların aradığım yeri bulmamız için nasıl çırpındıklarını ben çok yaşadım. İşlerini-güçlerini bırakıp, bizim namımıza başkalarına da sorarak hep beraber çok adres aramışlığımız vardır. Mutlaka sizin de başınıza gelmiştir.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

ANNELER GÜNÜ...Bir Zamanlar...

5 Mayıs 1955 tarihinde Türk Kadınlar Birliğinin girişimleri ile her yıl mayıs ayının ikinci pazar gününde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de "Anneler Günü" kutlanmasına karar verildi. O yılın annesi olarak da 93 Harbinin kadın kahramanlarından Erzurumlu Nene Hatun yılın annesi seçildi. Anneler Günü'nün resmen kabulünden sonra toplumda yaygınlaşması ne kadar zaman aldı bilmiyorum. Küçüklüğümde annemin kabul günlerinde akraba ve komşu teyzelerimizin Anneler Günü hediyelerini ballandıra ballandıra anlattıklarına kulak misafiri olmuşluğum vardır.


O yıllarda Anneler Günü hediyesini çocukları alırdı. Belki çocukları namına hediye alan babalar olmuştur ama ben şahit olmadım. Çocuğun hediye alabilmesi için ise çalışıp, para kazanması veya en azından okula başlaması gerekirdi. Velhasılı, hediyemizi günlük harçlığımızdan arttırdığımız parayla almamız gerekiyordu. O günlerde Anneler Günü'yle alakalı olarak en büyük endişem anneme alacağım hediyenin seçimiydi. Aklımca, hediyeleri ile böbürlenen teyzelerin yanında annemin de gururla göstereceği bir hediye almaktı. Halbuki, o teyzelerin çocukları büyüktü ve aralarında evli barklı olanları bile vardı. Hatta, gelininin en ufak bir yanlışında kaynana kesilen teyzeler bile gelinlerinden gelen hediyelerle komşularına hava atmayı unutmazlardı.

4 Mayıs 2018 Cuma

İYİYİM DEMEK ADET OLMUŞ...

Birbirimize hal hatır sorduğumuzda iyiyim demek adettendir ya biz bir süredir bu adeti unuttuk gitti. Bilhassa, orta yaşlı insanlar arasındaki (kadın erkek farketmiyor) sohbetlerde bu durum çok açık. İyiyim kelimesinin ağzımızdan çıkmasıyla beraber dediğimizden bin pişman olmuş gibi hemen ekliyoruz;
-İyiyim demek adet olmuş.
Ne güzel işte, abuk sabuk adetleri uyguluyoruz da bu adeti neden küçümsüyoruz.


Kalkmış, giyinmiş sokağa çıkmış arkadaşlarımızla buluşmuşuz. Bunu İstanbul gibi büyük bir şehirde başarmışız, daha ne istiyoruz. Ama yok! iyiyim diyemiyoruz. Hastane, doktor, tahliller, ağrılar, sızılar vs...anlatmaktan adeta zevk alıyoruz. Halbuki, hastaneye gidip, doktorumuza ulaşmış, muayene olup, ilaçlarımızı da almışız, aslında bütün bunlar bile iyiyim demek için yeterli.

9 Şubat 2018 Cuma

KIZ DOĞDU...

Beş-on hanımın toplanıp, ikindi çayı içtikleri ev ortamında bazen birdenbire bir sessizlik olur. Sessizlik, adeta elle tutulacak kadar somuttur. Ne bir ses, ne bir nefes duyulur. Ev sahibesi ve misafir hanımlar, yeyip-içtiklerinin ağırlığı, uzun saatlerdir yaptıkları sohbetin yorgunluğu ile bir anlık içlerine kapanmışlar, kimbilir hangi düşüncelere dalıp, gitmişlerdir. Bu hal, en fazla sekiz-on saniye sürer. Hanımlar, öylecene sadece susarlar. Böyle bir halin çöktüğü odada hanımın biri durumdan vazife çıkarır ve "Kız doğdu" der.


Çocukluk günlerimde ilk duyduğumdaki şaşkınlığımı hala hatırlarım. Koskoca dünyada aynı anda belki binlerce kız doğuyor ama o gün için ben bir tane kız doğmuş gibi algılamıştım. Büyüklerimizin yanında soru sormamızın ayıp sayıldığı günlerdi. Ayrıca, laf dinlemekle suçlanacağım için de susup, oturmuştum. Yeni doğmuş bir bebeğin hallerini tam olarak bilmediğim için kundaklı, minicik bir bebek hayal ederken, sus-pus oturan bir ailenin varlığı hiç de inandırıcı gelmemişti. Ben çocuk aklımla, doğumda sevinmeyen bir aileyi hayalimde canlandırmaya çalışırken hanım teyzeler, bir iki gülüşmeden sonra başka konulara geçmiş ve hararetli sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi.

20 Ağustos 2017 Pazar

Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.

Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.

19 Nisan 2017 Çarşamba

VATANDAŞ...Karındaş...Vatan Kardeşliği...

Son seçimlerde oy kullandıktan sonra facebook'daki sayfamda duygularımı paylaşmış, vatandaşlık görevimi yerine getirdiğimi ve kısaca temennilerimi yazmıştım. Ancak, kendi yazdığıma kendim yabancı kalmıştım. Zira, vatandaş kelimesini günlük hayatımızda kullanmadığımızı, sadece seçim günlerinde hatırladığımızı farkettim. Halbuki, vatandaş olmanın derinlikli bir manası var. Sonuna aldığı "daş" ekiyle kardeş manasına gelen karın-daş gibi birleştirici ve aidiyet hissi taşıyan bir kelime. Burada haksızlık yapmak istemem, vatandaş kelimesini bir de seyyar satıcılar kullanırlardı eskiden. Gel vatandaş! diye bağırarak müşteri toplamaya çalışırken.


Kardeşi olmayan insanlara belki izah edemem ama kardeşi olanlar bilir. Kardeşlik, annenin kendi içinde büyüttüğü çocuğuyla arasındaki bağa benzeyen, aynı annede beslenip, büyümenin yarattığı bir sevgi bağı ile bağlanmaktır. Çocukları üzerinde anne babaların emekleri olduğu gibi kardeşlerin de birbirleri üzerinde emekleri vardır. İnsanlar aile kurup, kendi çocuklarını büyütürken kardeşleriyle olan bağlarında bir gevşeme hissedilse bile o bağ hiç bir zaman kopmaz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...