13 Mart 2013 Çarşamba

EMEK SİNEMASI...Ayak İzlerimiz Silinmesin...

"Emek Sinemasını yıktırmayacağız" gibi iddialı bir kampanyaya rağmen bu gün gelinen nokta pek içaçıcı değil ama bu vesileyle aklıma üşüşen anılarımı yazarak, bu kampanyanın neden başarılı olması gerektiğini dilim döndüğünce anlatmak isterim. Efendim! uzun yıllar önce 60'lı yıllarda İstanbul henüz Büyük Şehir değilken ve de kitle iletişim aracı olarak sadece yazılı basın ve radyonun bulunduğu zamanlarda başta aileler olmak üzere gençler, sevgililer ve de okul kaçakları için en birinci buluşma ve eğlence mekanı sinemalardı.


İstanbul'un her semtinde -yazlık, kışlık, yerli ve yabancı film gösteren- çok sayıda sinema binası bulunurdu. Sinema binaları salon, balkon ve locaları ile şimdiki bir kaç sinemanın büyüklüğünde tek salondan ibaretti. Kapasitelerini bilmiyorum ama herhalde filmleri yüzlerce kişiyle izliyorduk. Bazı kahramanlık filmleri alkış- kıyamet seyredilirdi.

11 Mart 2013 Pazartesi

ABDÜLCANBAZ...Üzerimizde Hakları Var...

İki yıl önce bu gün Abdülcanbaz'ın babası, Turhan Selçuk öldü dediler, içim cız etti yüreğimde ince bir tel koptu. Son yıllarda yüreğimden o kadar çok tel kopmakta ki, gün geçmiyor bir kayıp haberiyle bir yanım yıkılmasın. Milliyet Gazetesi, kişisel tarihimde hatırladığım -evimizdeki- en eski objelerden biridir. Ufacıcık ama uzman soruları ile çözmekte zorlandığım ve babamla -anılarımın en güzeli olan- beraber çözdüğümüz veya çözemediğimiz günlük kare bulmaca, zamanın usta kalemlerinden köşe yazıları ve Abdülcanbaz'ın Maceraları.



Şimdilerde eğitim evde başlar deniyor ya aslında bunu daha da genişletebiliriz. Çünkü, dünyaya gözümüzü açtığımız andan itibaren bir eğitim, öğretim çemberi içinde sarılmış buluyoruz kendimizi. Çocukluğumda eve giren kitap sayısı kısıtlıydı. Okul kitapları dışındaki kitaplar gereksiz bulunur ve pek uygun görülmezdi. Hatta, kız çocuklarının roman okuması ayıplanırdı bile. 

10 Mart 2013 Pazar

SULTANİ BEZELYE...İsmiyle Müsemma*

Geçen hafta Kadıköy Balık Pazarında yürürken bir manavın tezgahında gözüme ilişen kocaman harflerle "Sultaniye Bezelye, Kilogram fiyatı 10TL" yazılı etiketi görünce benim de gözlerim kocaman açıldı. Önce fiyat abartılı geldi ise de aslında, sultani bezelye diğer sebzelere kıyasla her daim pahalı olmuştur. Biraz ucuzlasın diye beklerseniz pazar tezgâhlarını terkeder gider. İsmiyle müsemma, saray sultanı gibi halkla yüz göz olmayı pek sevmez. 



Bu durumu yıllar öncesinden tecrübeyle öğrenmiş bir hayranı olarak onu pazarda gördüğüm anda satın alır, işi şansa bırakmam. Sultani bezelyeyi bilhassa kuzu etiyle pişirip, yemesini seven çok kişi ve aileler vardır ama bu sebze toplumda pek de yaygınlık kazanmamıştır. Dolayısıyla, sevmeyen -bilmeyen- daha çoktur. Çünkü, market tezgâhlarında yeralmaz, pazarlarda da on tezgâh varsa ancak iki tanesinde bulunur. 

3 Mart 2013 Pazar

ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA...Kış Bitti...

Kış aylarında kuru bakladan zeytinyağlı iç bakla -Fava- pişirdik. Bilhassa özel günlerdeki sofralarımızda değişik bir çeşni olarak bulundurmayı ihmal etmedik. Şimdi ise o soğuk kış günleri geride kaldığına göre baharın müjdecisi olarak ve "Eski ağıza yeni taam" diyerek zeytinyağlı taze bakla pişireceğiz. 



Ama sadece kendimiz veya yakın çevremiz için. Çünkü, zeytinyağlı taze baklanın ziyafet sofralarına yakıştığı pek söylenemez. Ayrıca, bu sebzenin bir özelliği de kısa ömürlü olması hemen içleniveriyorlar. Zamanı geçmeden içlenip kartlaşmadan bir an evvel bir kaç kere pişirip -tabii ki sevenler için- tadına doymak lazım. 

1 Mart 2013 Cuma

GEZELİM - GÖRELİM...Tebdil-i Mekan...

Pazar günü evde hem laflıyor, hem de televizyona bakıyorduk. Ekranda, TRT'nin kıdemli programlarından GEZELİM-GÖRELİM'in kıdemli sunucusu NURAY YILMAZ. Elinde mikrofonu kâh coşkun akan bir suyun kenarındaki kayanın üzerinden kâh yöre yemekleri ile donatılmış zengin bir sofranın başından sesleniyor. Bir ara dikkat ettim hepimiz sus-pus olmuş pür dikkat programı izliyoruz. O an hissettiğim, ailece bulunduğumuz odadan çıkıp oralara kadar gittiğimizdir. Anlayacağınız "içimiz gitti".



İlk defa 1984 yılında başlayan GEZELİM-GÖRELİM programının ekran macerası o günden bu güne kesintilere uğrasa da yine NURAY YILMAZ'la devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Balkanlardaki Türk köylerinde de program yapan ekip yurdumuzu köy köy, köşe- bucak gezip bize tanıtıyor. GEZELİM-GÖRELİM programı, gezi ve tanıtımın yanısıra yaşlılara saygısı, çocuk ve kadınlara karşı özenli yaklaşımı ile topluma örnek olduğu gibi yönetici konumundaki görevlilere de tanıtımlarını yaparak cesaret vermektedir. Velhâsılı, GEZELİM-GÖRELİM misyon sahibi bir program olarak tüm tebrikleri hak ediyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...