"Emek Sinemasını yıktırmayacağız" gibi iddialı bir kampanyaya rağmen bu gün gelinen nokta pek içaçıcı değil ama bu vesileyle aklıma üşüşen anılarımı yazarak, bu kampanyanın neden başarılı olması gerektiğini dilim döndüğünce anlatmak isterim. Efendim! uzun yıllar önce 60'lı yıllarda İstanbul henüz Büyük Şehir değilken ve de kitle iletişim aracı olarak sadece yazılı basın ve radyonun bulunduğu zamanlarda başta aileler olmak üzere gençler, sevgililer ve de okul kaçakları için en birinci buluşma ve eğlence mekanı sinemalardı.
İstanbul'un her semtinde -yazlık, kışlık, yerli ve yabancı film gösteren- çok sayıda sinema binası bulunurdu. Sinema binaları salon, balkon ve locaları ile şimdiki bir kaç sinemanın büyüklüğünde tek salondan ibaretti. Kapasitelerini bilmiyorum ama herhalde filmleri yüzlerce kişiyle izliyorduk. Bazı kahramanlık filmleri alkış- kıyamet seyredilirdi.
Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2013 Çarşamba
EMEK SİNEMASI...Ayak İzlerimiz Silinmesin...
Etiketler:
Dünya,
Emek,
Emek Sineması,
film,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
Rabia Serteli,
sinema,
Sinema Keyfi,
sinema salonu,
yabancıfilm,
yaşam,
Yeşilçam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
