Yaz mevsimini şehir dışında, köylere yakın yerlerde geçirenlerin en büyük şansı taze süt bulma imkanıdır. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa sağılan sıcacık, taptaze sütün varlığı şehirli insanlar için adeta bir mucizedir. Sütün illa da kaynatılacağına inanmasak hemen oracıkta, yeni sağılmış sütten birer bardak taze taze içmek gelir içimizden. Ah o endişeler! yapmak istediğimiz bir çok şeyden bizi alıkoyan, mahrum eden vesveselerimiz. Ne olur, ne olmaz sonunda pişman olmaktansa diyerek gem vurduğumuz isteklerimiz.
Yaz boyunca köye gidip, bizzat satın aldığımız veya kapımıza kadar getirilen taze süt biz şehirde oturanlar için o kadar kıymetli ki az ile yetinmek mümkün değil. Hele sabah saatlerinde gelen taze sütün ocakta kaynarken ortalığa yayılan kokusu yok mu? Kahvaltı sofrasına birer bardak sütün ilavesi güne mutlu başlamaya yeter de artar bile. Yaz bitip de şehre döndüğümüzde böyle taze sütü nereden bulacağız endişesi ile yaz boyunca tüm komşularımızla evlerimizde her zaman bol süt bulundurmaya özen gösteririz.
11 Ekim 2019 Cuma
4 Ekim 2019 Cuma
ANJELİK ERİK REÇELİ...Meyvesinin Eşsiz Lezzeti...
Reçelin marmelata göre belirgin farkı içindeki meyvelerin diriliklerini muhafaza etmesi. Bu durum reçellerin başarılı olup, olmadığının da bir ölçütüdür. Gerçi, rengi ve kokusu meyvesi hakkında bir ipucu verir ama doğrusu reçeli meyvesinden tanımaktır. Bunun için de meyvenin bütünlüğünün bozulmaması, dağılmaması gerekir. Reçel için olmuş ama olgunlaşmamış, sert ve diri meyveler tercih edilmelidir. Bütün bunlar doğru ama bazen işler istediğimiz gibi gitmez ve biz de oluruna bırakırız.
Mevsim itibariyle meyve çeşitlerinin olağanüstü olduğu günler yaşıyoruz. Haftalık semt pazarında gördüğüm kimi meyveyi bitmek üzere olduğu için son defa olarak kimisini de yeni bollaştığı veya çok sevdiğim için almaya kalkınca doğal olarak mutfak pazar yerine döndü. Meyveleri nasıl ki üretici emek vererek yetiştiriyor ise biz de para verip satın alıyoruz ve eve taşıyarak da bir manada emek veriyoruz. Bu sebeple, meyvelerimizin çöpe gitmesini istemeyiz.
Mevsim itibariyle meyve çeşitlerinin olağanüstü olduğu günler yaşıyoruz. Haftalık semt pazarında gördüğüm kimi meyveyi bitmek üzere olduğu için son defa olarak kimisini de yeni bollaştığı veya çok sevdiğim için almaya kalkınca doğal olarak mutfak pazar yerine döndü. Meyveleri nasıl ki üretici emek vererek yetiştiriyor ise biz de para verip satın alıyoruz ve eve taşıyarak da bir manada emek veriyoruz. Bu sebeple, meyvelerimizin çöpe gitmesini istemeyiz.
24 Eylül 2019 Salı
Sütün Yararı ve Süt Tüketimi Üzerine Biraz Konuşalım
Starbucks'ta kahve sırasında beklerken siparişlere kulak kesildim biraz. Bir tanesi içeceğini yağlı sütle isterken, üstünde taytı, kolunda spor çantasıyla sporda ne yaptığını yanındaki arkadaşına detaylı olarak anlatan hanımefendi ise yağsız sütlü Americano istedi. Düşündüm düşündüm, ne ara bu kadar çeşit çıktı? Sahi eskiden bu kadar süt çeşidi mi vardı?
Yağlı süt, yağsız süt, badem sütü, soya sütü, organik süt derken çeşitler artıyor da artıyor. Artıyor ama biz bilinçli mi tüketiyoruz? Yağlı sütle yağsız süt arasındaki farkı örneğin, ne kadar biliyoruz?
Yağlı süt, yağsız süt, badem sütü, soya sütü, organik süt derken çeşitler artıyor da artıyor. Artıyor ama biz bilinçli mi tüketiyoruz? Yağlı sütle yağsız süt arasındaki farkı örneğin, ne kadar biliyoruz?
9 Ağustos 2019 Cuma
MANTI...Aile Hatırası...
Kim ne derse desin hamur işini seviyoruz. Ailece bir araya geldiğimizde eskileri anarken aklımıza hemen rahmetli annemizin çeşit çeşit börekleri gelir. Benim hazır yufka ile hazırladığım börekler maalesef onların yerini tutmuyor. Aksine, onları daha da özlettiriyor. Bu özlemi bitirmek için yapmam gerekeni biliyorum ama bir yandan da ekmeğimi bile dikkatli tüketirken bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimi alamıyorum.
Bizim evde mutfak annemizindi ama babamız boğazına düşkündü ve yemekten anlardı. Çok sık olmasa da annemden börek pişirmesini de isterdi. Bir keresinde, başka bir şehirden gelen yatılı misafirimizin hediye getirdiği böreği o kadar çok beğenmişti ki rica minnet misafir teyzemizi hamur sofrasının başına oturtmuştu. Bir keresinde de akrabalarımıza dünür olan bir teyzemizin böreklerinin methini işitince o hanım teyzemizi de evimizde ağırlamak için annemi ikna etmişti. Her iki olayda da okuldan gelen ben o tepsi tepsi el açması böreklerin ihtişamını ve babamın hanım teyzelere yağdırdığı iltifatları, hala hatırlarım.
Bizim evde mutfak annemizindi ama babamız boğazına düşkündü ve yemekten anlardı. Çok sık olmasa da annemden börek pişirmesini de isterdi. Bir keresinde, başka bir şehirden gelen yatılı misafirimizin hediye getirdiği böreği o kadar çok beğenmişti ki rica minnet misafir teyzemizi hamur sofrasının başına oturtmuştu. Bir keresinde de akrabalarımıza dünür olan bir teyzemizin böreklerinin methini işitince o hanım teyzemizi de evimizde ağırlamak için annemi ikna etmişti. Her iki olayda da okuldan gelen ben o tepsi tepsi el açması böreklerin ihtişamını ve babamın hanım teyzelere yağdırdığı iltifatları, hala hatırlarım.
31 Temmuz 2019 Çarşamba
İMAM BAYILDI...Yaz Sofralarının Yakışanı...
Kendine has, özel ismi olan yemekleri seviyorum, bana enteresan geliyor. Mesela, Kapuska, Karnıyarık veya İmam Bayıldı...aklıma ilk gelenler. Diğer yemekler genellikle malzemenin adıyla anılır. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Barbunya'nın barbunya fasulyesinin zeytinyağ ile pişirilmiş hali olduğu bellidir. İmam Bayıldı ise hele ki esprili isminden dolayı bilmeyen biri ancak önüne geldiğinde anlayabilir. Patlıcanın zeytinyağı ile porsiyon şeklinde pişirilmesidir. Bu sebeple, İmam Bayıldı isminin başına zeytinyağlı diye açıklama getirilmesine gerek yoktur.
Zeytinyağlı yemeklerin bir özelliği de yemeğin yağına kalmasıdır. Bunun manası da yağından tasarruf yapılmamalı. Çünkü, sebzeler yağ ile lezzet kazanır. Bununla ilgili olarak İmam Bayıldı'nın bir de hikayesi vardır. Başka köyden gelin gelen eşinin zeytinyağını bol kullanmasından dolayı bu müsriflik karşısında imam efendinin düşüp bayıldığı anlatılır. Bana sorarsanız, imam efendi boğazına düşkündür ve bol zeytinyağında pişmiş yemeğin lezzetine bayılmıştır.
Zeytinyağlı yemeklerin bir özelliği de yemeğin yağına kalmasıdır. Bunun manası da yağından tasarruf yapılmamalı. Çünkü, sebzeler yağ ile lezzet kazanır. Bununla ilgili olarak İmam Bayıldı'nın bir de hikayesi vardır. Başka köyden gelin gelen eşinin zeytinyağını bol kullanmasından dolayı bu müsriflik karşısında imam efendinin düşüp bayıldığı anlatılır. Bana sorarsanız, imam efendi boğazına düşkündür ve bol zeytinyağında pişmiş yemeğin lezzetine bayılmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



