15 Nisan 2016 Cuma

YAŞAR KEMAL...Ağrıdağı Efsanesi...Ve Töre...

Memleketimiz malum olduğu üzere yedi coğrafi bölgeye ayrılır. Coğrafi bölgenin tanımını yapmak gerekirse, "Doğal, beşeri ve ekonomik özellikler yönünden sınırları içinde benzerlik gösteren geniş alanlara bölge denir." Her coğrafi bölge halkının günlük yaşantıları kendilerine hasdır. Birbirine sınır olan bölge halklarının töreleri az da olsa benzerlik gösterir ama batı ile doğu bölgeleri arasında çok büyük farklılıkların olduğu bir gerçektir.


Bu farklılıklara en iyi örnek olarak töreden bahsedebiliriz. Ülkenin batısında ve de büyük şehirlerde yaşayanlar olarak töre kelimesini yazılı ve görsel basında bir takım haberler vesilesiyle duyarız. Bu haberler içinde bilhassa töre cinayetleri ve kan davaları başta gelir. Törenin tanımı için Türk Dil Kurumu, "bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş, davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünüdür."der.

8 Nisan 2016 Cuma

FINDIKLI KURABİYE...Atıştırmalık...

Blogger arkadaşlarımın paylaştığı kurabiye tariflerini okudukça hep imrenmişimdir. Kurabiye bana çocukları çağrıştırdığı için çocuk olan evde kurabiye pişer gibi bir ön yargıya sahiptim. Bu yüzden, kurabiyelere imrenmeme rağmen çayın yanına çırpıp çırpıp çeşitli kekler pişirmeye devam ettim. Kek güzel de kurabiyelerin yeri de bir başka. Elle tutulup yenmesinden dolayı çocuklara yakıştırdığım kurabiyeyi ben de içimdeki çocuk için pişirmeye karar verdim.


İyi de etmişim. Uzun yıllardan sonra ilk defa pişireceğim için miktarını az tuttum. Çayın yanında birer-ikişer derken bir haftada tükenen kurabiyelerim saklama kabının içinde son tanesine kadar tazeliğini korudu. Kurabiyeler için önemli olan hafif sertliğe ve kıyırlığa sahip olan kurabiyelerim aslında klasik bir tat ve herkes mutlaka pişirmiş veya tadına bakmıştır.

6 Nisan 2016 Çarşamba

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.


İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.

29 Mart 2016 Salı

YAŞAR KEMAL...Bir Ada Hikayesi...

Kitaba olan düşkünlüğüm okumayı öğrenmeyle başladı diyebilirim. Yazılı olan her kağıt parçasını okumaya meraklıydım. Belki de bu sayede okumayı daha okula başlamadan çözmüştüm. Annem ve iki kardeşimle küçük bir kafile halinde aynı semtte oturan dedemlere yürüyerek giderken yerde gördüğüm herhangi bir kağıt parçası beni cezbeder, dururdum. Yerden herhangi bir şey alınmayacağını bildiğim için de elime almadan, yere çömelerek okumaya çalışırdım. Bu ya bir gazete parçası ya da bir kitap sayfası olurdu.


İleriki yıllarda da okuma aşkım artarak devam etti. Okumayı çok seviyordum ve bulduğum her kitabı okuyordum. Beni en çok etkileyen ise insanların çektiği acıları, katlandıkları eziyetleri, yokluk ve yoksullukla olan mücadelelerini anlatan eserlerdi. Mesela, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban romanında anlattığı yokluk, yoksulluk yıllarındaki memleketimin haline çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Aslında, acı her yerde aynıydı, Amerikalı yazar John Steinbeck'in Gazap Üzümler'ini okurken de çok ağlamıştım. Ancak, kendi insanımın çektiği acıları okumak beni daha fazla etkiliyordu ve ben günlerce kendime gelemiyordum. Bu yüzden konusu insanların acıları, yoksulluk ve adaletsizlik olan yerli eserlerden tümüyle olmasa bile yollarımızı ayırdık.

21 Mart 2016 Pazartesi

FİLBAHRİ...Eve Gelen Bahar...




çiçekçi tezgahlarında rengarenk,
mis kokulu çiçekler.
bahçedeki yerden bitme çalının,
bahar dalları.
pembe beyaz çiçeklerle bezenmiş
meyve ağaçları
içime çektiğim nefesle,
hissederim baharı.

su dolu bardağın içinde
iki dal filbahri...
belli ki annem sokağa çıkmış.
metruk köşkün bahçesinden
kopardığı iki dal filbahri ile
evimize baharı getirmiş.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...