27 Şubat 2014 Perşembe

ELMALI KEK...Taze Elma...Kuru Kayısı...

Eskisi gibi, evinin işlerini bitirdikten sonra elişini alıp, komşusuna ya da yakındaki bir akrabasına çat-kapı giden hanımlar kaldı mı? bilmiyorum. Bugün, kadınların çalışma hayatına girmeleri ile birlikte o eski yaşantılar tarihe karıştı. Ancak, düğün, doğum kutlamaları, taziyeler veya hasta ziyaretleri yapılabiliyor. Eski kabul günlerini bu gün de devam ettirmek isteyen hanımlar ise işin kolayına kaçıp, dışarıdaki açık veya kapalı mekanlarda toplanıyorlar. Bizim de dışarıda bir araya geldiğimiz arkadaşlarımız var ama akrabalarımızla halen evlerimizde toplanarak, eski adetleri devam ettirmeye çalışıyoruz.


Her neyse, geçen akşam gelen bir telefon ile bir kaç akrabamızın bizi ziyarete gelmek istediklerini öğrendik ve çok sevindik. Her zaman olduğu gibi çocukluk günlerimize dönüp, bu dünyadan göçüp, giden aile büyüklerimizi anarken, hatıralar tekrar anlatılacak. Hepimizin malumu anılarımızın hiç sıkılmadan her defasında tekrar tekrar anlatılması ve anılardaki büyüklerimizin yadedilmesi belki de bizi bir araya getiriyor.

Samsung, Hayalinin Peşinden Gidenleri Arıyor

Samsung,dünya çapında ses getiren “Hayalinin Peşinden Git” kampanyası ile tutkusunun peşinden koşanları başvuruya davet ediyor.
İstanbul, 07 Şubat 2014 - Samsung Electronics, tüm dünyada hayallerini ve tutkularını hayata geçirmek için teknolojiyi kullanan insanların sahip oldukları potansiyeli keşfetmeyi, paylaşmayı ve desteklemeyi hedefleyen “Hayalinin Peşinden Git” kampanyasını Türkiye’de başlattı. Başarılı mesleki kariyerleriyle tanınan ünlü mentorların da, başvuranlara fikir önderliği yapacağı kampanyaya başvuru için  www.hayalininpesindengit.com adresi ziyaret edilebilir. Kampanyaya başvurular 28 Şubat 2014 tarihine kadar devam ediyor.



“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasının kazananları, Samsung ve mentor desteğiyle potansiyellerini açığa çıkararak, hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatını yakalıyor.

22 Şubat 2014 Cumartesi

BİR BARDAK DEMLİ ÇAY...İki Damla Limon...

Uzun yıllardır kahvaltı sofrasında içtiğim çaya limon sıkarım. Argo deyimle çay keyfime limon sıkmak değil de gerçekten çayıma mutlaka bir-iki damla limon suyu ilave ediyorum. Çayı çok seviyorum sevmesine de gün boyu bardak bardak çay içme gibi bir alışkanlığım yoktur. Sabah kahvaltısında iki bardak, ikindi vakti de en fazla üç bardak çay yeter de artar bile. Ancak, ben çayı demli seviyorum. Tavşan kanı denilen kırmızılıkta, berrak ve mis gibi kokusu evin içine yayılsın istiyorum.



Hal böyle iken; yıllar önce bir gün bir yerlerde çayın kansızlığa sebep olduğunu okudum. Ve çok uzun yıllardan beri bahar aylarında beni halsiz bırakan kansızlığımın müsebbibini bulmuş oldum. O andan itibaren de çaydan soğudum. Ben onu o kadar sever, demlenmesine ayrı bardağına ayrı ihtimam gösterirken hazret benim kanımı emiyormuş meğer. 

20 Şubat 2014 Perşembe

IRKLARIN ÜSTÜNLÜĞÜ...İnsan Irkının Çektiği...

İnsan olarak, yaratılanların en mükemmeli olduğumuzu ve diğer yaratılanlara göre üstün olduğumuzu biliyoruz. Hal böyleyken, toplumlarda bazı zamanlarda beliriveren ve o toplumu bir virüs salgını gibi etkisi altına alıp, savaş çığlıkları attıran üstünlük paranoyasını anlamak mümkün değil. Yurttaşlarını ırklarının üstünlüğüne inandırarak yıllarca süren savaşlara sebebiyet veren liderler kadar tamamen yanlış olan bu teze inanan toplumların da bilgisizlikleri ve cahillikleri ile bu günahta paylarının olduğu açıktır ve onların üzerinde de vebal vardır.



Irkların üstünlüğüne dayandırılan ve insanların maddi ve manevi büyük acılar çekmesine sebebiyet veren savaşların gerçek nedenlerinin bu olmadığı aşikârdır. Aslında tüm savaşların, ilk çağlardan başlayarak günümüze kadar değişerek gelen sebepleri; ekilecek toprak, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, stratejik coğrafya ve iktidar hırsı olarak ortaya çıkmaktadır. Savaşın sonunda elde edilecek zenginlikleri halkıyla paylaşmak gibi bir niyeti olmayan liderler din veya ırk farklılıklarını kullanarak bir bölüm halkı bilhassa gençleri savaş ortamına hazırlarlar.

16 Şubat 2014 Pazar

SÖZ GÜMÜŞ İSE SÛKUT ALTIN...MI?

İnsanların konuşma hakkına tam bir saygı ve tahammül nerede vardır derseniz, benim bildiğim tek yer İngiltere'nin başkenti Londra'nın Hyde parkıdır. Bu parkta, isteyenlerin yanlarında getirdikleri bir yükselti üzerinde -polisin yasa dışı olmadığına inanması şartıyla- istediklerini söyleme hakları var ve bu haklarını da hakkıyla kullandıklarını biliyoruz.



Konuşmak-anlatmak bizim kültürümüzde de vardır. Halk edebiyatımızı oluşturan masallar, hikayeler, destanlar ve maniler bu sayede unutulmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Ancak, bu konuşanlar hitabeti kuvvetli güzel konuşan sayısı belli insanlardı. Halk sadece dinliyordu. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...