baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2018 Cuma

KIZ DOĞDU...

Beş-on hanımın toplanıp, ikindi çayı içtikleri ev ortamında bazen birdenbire bir sessizlik olur. Sessizlik, adeta elle tutulacak kadar somuttur. Ne bir ses, ne bir nefes duyulur. Ev sahibesi ve misafir hanımlar, yeyip-içtiklerinin ağırlığı, uzun saatlerdir yaptıkları sohbetin yorgunluğu ile bir anlık içlerine kapanmışlar, kimbilir hangi düşüncelere dalıp, gitmişlerdir. Bu hal, en fazla sekiz-on saniye sürer. Hanımlar, öylecene sadece susarlar. Böyle bir halin çöktüğü odada hanımın biri durumdan vazife çıkarır ve "Kız doğdu" der.


Çocukluk günlerimde ilk duyduğumdaki şaşkınlığımı hala hatırlarım. Koskoca dünyada aynı anda belki binlerce kız doğuyor ama o gün için ben bir tane kız doğmuş gibi algılamıştım. Büyüklerimizin yanında soru sormamızın ayıp sayıldığı günlerdi. Ayrıca, laf dinlemekle suçlanacağım için de susup, oturmuştum. Yeni doğmuş bir bebeğin hallerini tam olarak bilmediğim için kundaklı, minicik bir bebek hayal ederken, sus-pus oturan bir ailenin varlığı hiç de inandırıcı gelmemişti. Ben çocuk aklımla, doğumda sevinmeyen bir aileyi hayalimde canlandırmaya çalışırken hanım teyzeler, bir iki gülüşmeden sonra başka konulara geçmiş ve hararetli sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi.

15 Ekim 2016 Cumartesi

YAS GÜNLERİ...

Hepimiz ailemizle, akrabalarımız ve arkadaşlarımızla varız. Onlar yakınlıkları nisbetinde hayatımızda yer alıyorlar. Ömür boyu aynı evi paylaştıklarımız veya her vesileyle sık sık görüştüklerimiz olduğu gibi ayda-yılda bir gördüklerimiz veya ancak telefonda sesini duyduğumuz yakınlarımız da olabiliyor. Benim hayatımda da başta ailem olmak üzere sevdiğim, varlığından mutluluk duyduğum akrabalarım, komşularım ve arkadaşlarım var. Her biri çok kıymetli olmakla birlikte yaşamımdaki yerleri doğal olarak farklıdır.


Hayatımdaki yeri en farklı olan kişi ise artık yok. O'nu kaybettim. Daha doğru bir ifadeyle ailece, hem babaanne hem anneanne olan annemizi kaybettik. Evlat olarak yaşayacağımız iki büyük acıdan biriydi annemizin kaybı. Yıllar önce babamızı kaybettiğimizde annemiz ile teselli olurken, bugün annemizin kaybı ile tesellisiz bir acı yaşıyoruz.

10 Şubat 2013 Pazar

MÜSLÜM BABA'ya Acil Şifalar...

Son günlerde televizyon reklamlarında seyrettiğimiz Müslüm Gürses'in hastanede yattığını bildiğim için reklama her rastladığımda içim eziliyor ve üzülüyorum. Aylardır hastane odalarında belki de kendini bilmeden yatıyor. Yılların yorduğu vücudu yaşamak için direniyor. Reklam kampanyasının bilhassa son bölümünde çok etkileniyorum ve her seyredişimde Müslüm Baba için dua ediyorum. Onun için acil şifalar dilerken, gayrı ihtiyari I love you Müslüm Baba diyesim geliyor.



Yukarıdaki satırları yazdığıma bakıp da beni Müslüm Baba'nın eski hayranlarından zannetmeyin. Benim için Müslüm Gürses, hayranları vücuduna jilet atan bir şarkıcı/türkücü veya daha doğrusu ne söylediğini bile bilmediğim, hayranlarının konserlerindeki vukuatlarını gazetelerden okuduğum bir sahne insanıydı. 

2 Şubat 2013 Cumartesi

TAVUK SUYUNA ÇORBA...Kış Hastalıkları...

Ağır olmamakla beraber iki haftadır geçmeyip, sürüklenen nezle, grip, faranjit üçlüsünü üstümden atıp, nihayet dışarıya çıkabildim. Çok daha mühim hastalıklarla savaşan insanlar var iken ve onların yaşadığı zorlu  süreçleri bile bile hastayım demek biraz kendini bilmezlik gibi görünsede kış hastalıklarını küçümsemek de doğru değil. Eğer gereken önem verilmezse ciddi sıkıntılara yol açabilirler. 




İlaçların yanısıra bol meyve ve biraz da istirahat ile bu rahatsızlıklardan kurtulmak mümkün. Bir de olmazsa olmaz, Tavuk Suyuna Çorba. Eskiden, sadece göğüs etinden hazırladığımız bu çorbayı bu kış bütün tavuktan pişiriyoruz. Bu şekilde daha lezzetli oluyor. İçine didilmiş tavuk eti ile tel şehriye atılarak pişirilmiş çorbayı taze taze dumanı üstündeyken, tuzunu karabiberini zevkinize göre ayarladıktan sonra bolca da limon sıkarak içeceksiniz. 

20 Ekim 2012 Cumartesi

BİR AKTÖRÜN ÖLÜMÜ...Babalarını Kaybeden Kızların Acısı...

Annesi babası hayatta olan bir insan bence ölümün acısını tatmamıştır. Yakın veya uzak çevresinde bir çok yakınını, akrabasını, hatta sevgilisini veya eşini dahi kaybetmiş olabilir ve bu kayıplar karşısında çok üzülmüş, çok gözyaşı dökmüş de olabilir. Ama hayır! o aslında ölümün acısını henüz tatmamıştır. Ölüm acısı, sadece anne ve babanın kaybında yaşanır. Hele kızlar için babalarının kaybı ilk anlarda dayanılacak gibi değildir. 



Bu dünyadaki varlığını daha doğrusu varoluşunu borçlu olduğu babanın kaybı, kız evlat için kendisinin bile anlayamayacağı ve anlamakta zorlanacağı bir acıyı yüreğine yerleştirir. Baba kız evlat için hayatın kendisidir. Hayat olmayınca, yaşanabilir mi? İşte, kız evladın yüreğine gelip oturan acının sebebi budur. Babasını kaybeden kız evlat, olmayan bir hayatı yaşamaya çalışacaktır. Babasız bir hayatı kabullenemediği için de evin içinde babasının ayak seslerini duymaya devam eder. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...