öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2018 Salı

OKULLU OLMAK...Çocukların Eğitim Hakkı...

Geçtiğimiz yıl gazetemde okuduğum bir haberde 12 yıllık (4+4+4) zorunlu eğitimin kademelerinde toplam 2 milyon çocuğun okula gitmediği yazıyordu. Haberin detayını okumuştum ama daha sonra unuttum, gitti. Geçen gün Facebook paylaşımlarında gördüğüm bir fotoğraf geçen yıl okuduğum o haberi hatırlattı. Bugün, okullu olmayan kaç çocuğumuz var bilmiyorum ama olumlu herhangi bir değişiklik olduğunu da zannetmiyorum. Hem sayıda azalma olsa dahi tüm çocuklar okullu olmadıkça bu eğitim savaşı kazanılmış sayılmaz.


Bir çocuğun okula gidememesi demek, bir aile çocuğunu okula gönderemiyor demektir. Halbuki, anne-babalar okul çağına gelmiş çocuklarını okula göndermekle iftihar eder, gurur duyarlar. Burada, okula gidemeyen çocuk ve onu okula gönderemeyen bir ana-baba var. Olaya hangi tarafından bakarsak tam bir trajedi. Ailenin durumu da iç acıtıcı ama benim içime asıl dokunan okula gitmeyen çocuğun durumu.

24 Kasım 2015 Salı

ÖĞRETMENLER GÜNÜ Öğretmenlerimize Kutlu Olsun...

Cumhuriyet sayesinde elde ettiğimiz önemli kazanımlardan biri de Arap harflerinin terkedilerek, Latin harflerine geçilmesidir. Halkın, yeni harflerle okuma-yazma öğrenmesi için vatan sathında okuma-yazma seferberliği başlatıldı. Yetişkinlerin öğrenci olduğu bu okullara Millet Mektepleri denildi. 24 Kasım 1928 yılında çıkarılan bir kanunla da Atatürk, Millet Mektepleri Başöğretmeni ilan edildi. Bu tarihi gün özellikle seçilerek 1981 yılında çıkarılan bir kanunla 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kabul edildi.


Blog kayıtlarımı gözden geçirdiğimde farkettim ki; Öğretmenler Gününü anmak için daha önce herhangi bir yazı yazmamışım. Anma günlerine karşı değilim ama nedense bu konuda biraz hasis davranmışım. Halbuki, toplum hayatında ortak sevinçler çok önemlidir. Böyle günlerde toplumun tüm katmanları, zengini, fakiri, köylüsü, kentlisi aynı şevk ve heyecanı duyar. Bakmayın siz eğitim yoksulu bir ülke olduğumuza okullarımız bizim için ibadethane kutsallığında olup, öğretmenlerimiz de hayat yolunda rehber kişiler olarak her zaman baş tacı edilmişlerdir.

23 Kasım 2015 Pazartesi

ÖĞRETMENİM...Canım benim Canım benim...

Her öğretmenler gününde bu şarkı dilime dolanır. Çünkü öğretmen demek, bir çoğumuz gibi benim için de ilkokul öğretmenim demektir. Ortaokuldaki ilk günümde ne çok şaşırmış, her ders için başka öğretmenin sınıfa girmesini ne çok yadırgamıştım. Halbuki, ilkokul öğretmenimiz günboyu bizimle birlikte olur tüm dersleri birlikte işlerdik. İlkokul öğretmenim orta yaşlı, uzun boylu, kır saçlı ciddi bir beyefendiydi. Zaman zaman yaramazlıklarımızla çileden çıkardığımız olurdu ama genelde sakin bir insandı. Derslerde daha çok şey öğrenmemiz için tüm enerjisini harcar, hiçbir dersini boş geçirmezdi. 


Şöyle bir geriye dönüp, düşünüyorum da öğretmenimin üzerimdeki etkisi olağanüstüydü. Okul çağına kadar sadece anne-baba sözü dinlerken, okula başladıktan sonra tamamen yabancı olan bir insana tüm inancımla bağlanmıştım. Bu inanılmaz bir şey. Onun her söylediği doğruydu ve yapmamızı istediği her şey emirdi. Mutlak bir bağlılık sözkonusuydu.

14 Ocak 2014 Salı

BELEDİYE OTOBÜSLERİ...İETT...Otobüsten Daha Fazlası...

İstanbul'da doğup büyüdüğüm semtte arabası olan aile çok nadirdi. Bizim de arabamız yoktu. Arabamızın olmaması bir yana böyle bir hayalimizin olduğunu da hatırlamıyorum. Çocuklar okullarına -her mahallede mevcut olan ilkokul ve ortaokula- yürüyerek giderlerdi. Ancak, orta okuldan sonrası biraz zordu. Zira, o yıllarda her semtte lise olmadığı gibi İstanbul'da lise sayısı da çok azdı. Lise eğitimi için gidebileceğimiz okul, ikâmetgâh adresimize göre Milli Eğitim Müdürlüğünce belirleniyordu.





O güne kadar mahallemden dışarıya yalnız başıma adımımı atmış değildim ama semtimizden çok uzakta, şehrin diğer bir ucundaki lisede okuyacaktım. İlk heyecanla evvela önemsemediğim bu duruma aslında hiç alışamadım. İETT'nin sadece sabahları İstanbul Üniversitesi'nin öğrencileri için tahsis ettiği Öğrenci Otobüsü ile Beyazıt Meydanına kadar geliyor, oradan da mahalleden diğer bir kaç öğrenci ile yürüyerek son zilde arka kapının kapanmasına yakın zor bela okula ulaşıyorduk. O yıllarda öğrenciler ve çalışanlar için servis otobüsleri henüz bilinmiyordu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...