Geçen kış, yıkaması zor geldiği için her pazara çıkışta görmezden gelip ıspanak tezgahının yanından geçip, gidiyordum. Kış sonunda bir gün markette demet halinde görünce hoşuma gitti. Pazarcıların kaç kilo diye sormalarından mıdır bilmiyorum yarım kilo sebze almaya alışkın değilim. Market tezgahındaki bağlanmış az miktar ıspanak cazip geldi. Ancak, kazın ayağı öyle değilmiş. Pazardan kilolarca ıspanak alsam yıkamakta bu kadar zorlanmazdım. Demetin bağcığını açtığımda ne göreyim? Ispanağın dallarına, yapraklarına yapışmış kalmış el kadar çamurlar vardı. Temizleyebilmek için kaç su değiştirdiğimi hatırlamıyorum. Bu kötü deneyimden sonra ıspanak yeniden kara listeye girdi elbette.
Ancak, yanlış veya gereksiz olduğuna inandığım hiç bir düşünce ve davranışta ısrar etmem. Kendimde beğendiğim iyi huylarımdan biridir. Bu defa da böyle oldu. Geçen hafta pazara gittiğimde tezgahta gördüğüm ıspanağa bu defa duyarsız kalamadım. Yemeğini özlediğimi farkettim. Tadını özlemişim. Başkalarına kötü, tuhaf gelebilen o kekremsi tadını. Ama yine de tedbirli davrandım ve 750 kg. tarttırdım.
28 Aralık 2017 Perşembe
ISPANAK YEMEĞİ...Lezzetinde Sağlık Gizli...
Etiketler:
domates,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
Ispanak,
ıspanak yemeği,
insan,
kış,
kıyma,
Mutfak Keyfi,
pirinç,
Rabia Serteli,
salça,
sebze,
soğan,
yaşam
18 Aralık 2017 Pazartesi
KABAK TATLISI...Az Şekerli...
Yazının başlığını okuyanların ilk düşündüğü, "Hayrola! kabak tatlısının yanında kahve mi içiyoruz" olacaktır, büyük ihtimalle. N'apalım, tıp ilminin mümtaz temsilcilerinden Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil şekeri uzun zaman önce bize yasakladı. İki lafından biri "Şeker yemeyeceksiniz". Diğer lafı ise malumunuz "Ekmek yemeyeceksiniz". Yiyebileceğimiz ürünler de şarta bağlı. Organik olmalarına dikkat edilecek ve mümkünse evde üretilecek.
Pazardan, marketten aldıklarımızı pişirmekten bile bazen imtina ediyor iken yoğurttan sirkeye kadar her türlü ihtiyacımızı evimizde imal etmeye güç yetirebilir miyiz. Yanlış anlaşılmasın, Canan hocaya saygım sonsuz, dediklerine inanıyorum, hepsi doğrudur ama bir de gerçekler var. Şu meşhur reklamdaki gibi "Hayaller organik, gerçekler fabrik."
Pazardan, marketten aldıklarımızı pişirmekten bile bazen imtina ediyor iken yoğurttan sirkeye kadar her türlü ihtiyacımızı evimizde imal etmeye güç yetirebilir miyiz. Yanlış anlaşılmasın, Canan hocaya saygım sonsuz, dediklerine inanıyorum, hepsi doğrudur ama bir de gerçekler var. Şu meşhur reklamdaki gibi "Hayaller organik, gerçekler fabrik."
Etiketler:
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
Kabak,
Kabak Tatlısı,
kış,
pazaryeri,
Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil,
Rabia Serteli,
tatlı,
Tatlı Keyfi,
yaşam
7 Aralık 2017 Perşembe
AİLE ARASINDA...Gülse Birsel...
Yazlıktan dönüşte sinema siftahını AYLA filmiyle yapacağımı düşünüyordum ama grip sebebiyle yatağa düşünce bu mümkün olamadı. Biraz iyileşip, ayaklanınca da Gülse Birsel'in filmi AİLE ARASINDA vizyona girdi. Böyle olunca, "neye niyet, neye kısmet" diyerek, aileden ufak bir grupla kadın kadına pazar günü Gülse Birsel'in filmini izlemeye gittik. Sinemaya yalnız gitmeye özen gösteren çok sinemasever olduğunu biliyorum. Ben de yanımda devamlı konuşan, soran veya eleştiri yapan kişilere tahammül edemem ama sinema çıkışında bir yerlerde oturup, filmin kritiğini yapmayı da çok severim.
Filmi beraber izlediğim grup da benim kafada olduğu için kendimizi filme verdik. Ancak bazı yerlerde, sevmediğim şeyi neredeyse kendim yapacaktım. Maalesef, bazı sahnelerde diyalogları duyamadım. Filmden mi yoksa sinemadan mı kaynaklandığını bilemediğim bir sebeple bazı sahnelerde sesler çok yüksek olduğu için diyaloglar birbirine karıştı. Kalemini ve esprilerini sevdiğim, dizilerinin müptelası olduğum Gülse Birsel'in ilk filminin tek karesini, tek repliğini kaçırmak istemediğim için bu durum ister istemez biraz rahatsız etti.
Filmi beraber izlediğim grup da benim kafada olduğu için kendimizi filme verdik. Ancak bazı yerlerde, sevmediğim şeyi neredeyse kendim yapacaktım. Maalesef, bazı sahnelerde diyalogları duyamadım. Filmden mi yoksa sinemadan mı kaynaklandığını bilemediğim bir sebeple bazı sahnelerde sesler çok yüksek olduğu için diyaloglar birbirine karıştı. Kalemini ve esprilerini sevdiğim, dizilerinin müptelası olduğum Gülse Birsel'in ilk filminin tek karesini, tek repliğini kaçırmak istemediğim için bu durum ister istemez biraz rahatsız etti.
Etiketler:
Aile Arasında,
Dünya,
film,
Gülse Birsel,
Havadan sudan,
Hayat,
hikaye,
insan,
komedi,
matine,
Necati Akpınar,
Ozan Açıktan,
Rabia Serteli,
sinema,
Sinema Keyfi,
yaşam
20 Ağustos 2017 Pazar
Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye
Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!
17 Haziran 2017 Cumartesi
FÜRUZAN...Sevilen Yazara Kitap İmzalatma Serüveni...
Kadıköy Belediyesinin Haydarpaşa garında düzenlediği 9. Kitap Günlerinin afişlerinde Onur Konuğu olarak Füruzan'ın adını görünce etkinliğe gitmem şart olmuştu. Aslında bu hissiyatıma ben de şaşırdım. Kitap okumayı çok severim ama yazarları takibettiğim görülmemiştir. Belki de kitap okumaya klasiklerle başladığım için bu dünyadan çoktan göç etmiş olan yazarlarını tanıma gibi bir düşüncem olamazdı. İşin ilginci, bu durum daha sonra okuduğum çağdaş yazarlar için de aynı şekilde devam etti. Okuduğum kitapların yazarlarını görüp, tanımak aklıma bile gelmedi. Belki de onları kafamda oturttuğum yerlerinde kalsınlar istedim.
Türk gençliğinin sağ-sol diye kamplara ayrıldığı 60'lı yılların sonlarında yaşananların romanı 47'liler ile tanıdığım Füruzan, ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği ile beni tabiri caizse yüreğimden vurdu. Bu kitaplar olmasa da sadece Parasız Yatılı adlı hikayesini okusanız bile Füruzan'a karşı yüreğiniz yufkalaşır. Yazarlara olan kayıtsızlığımdan bahsettim ama bunda benim suçum olmadığı gibi aslında şaşılacak da bir şey yok. Çünkü, bugün elimdeki eski kitaplarına baktığımda yazara dair hiç bir bilginin olmadığını görüyorum. 47'lilerin arka kapağında sadece siyah beyaz bir fotoğraf var, arkasından yayımlanan Berlin'in Nar Çiçeği'nde ise yazara ait en ufak bir bilgi olmadığı gibi fotoğrafı da yok.
Türk gençliğinin sağ-sol diye kamplara ayrıldığı 60'lı yılların sonlarında yaşananların romanı 47'liler ile tanıdığım Füruzan, ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği ile beni tabiri caizse yüreğimden vurdu. Bu kitaplar olmasa da sadece Parasız Yatılı adlı hikayesini okusanız bile Füruzan'a karşı yüreğiniz yufkalaşır. Yazarlara olan kayıtsızlığımdan bahsettim ama bunda benim suçum olmadığı gibi aslında şaşılacak da bir şey yok. Çünkü, bugün elimdeki eski kitaplarına baktığımda yazara dair hiç bir bilginin olmadığını görüyorum. 47'lilerin arka kapağında sadece siyah beyaz bir fotoğraf var, arkasından yayımlanan Berlin'in Nar Çiçeği'nde ise yazara ait en ufak bir bilgi olmadığı gibi fotoğrafı da yok.
Etiketler:
Berlin'in Nar Çiçeği,
bilge yayınevi,
blogger,
Can Yayınları,
Dünya,
Füruzan,
Havadan sudan,
Hayat,
imza,
insan,
Kadıköy,
kitap,
Kitap günleri,
Okuma Keyfi,
okuyucu,
Rabia Serteli,
roman,
yaşam,
yazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

