5 Mayıs 1955 tarihinde Türk Kadınlar Birliğinin girişimleri ile her yıl mayıs ayının ikinci pazar gününde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de "Anneler Günü" kutlanmasına karar verildi. O yılın annesi olarak da 93 Harbinin kadın kahramanlarından Erzurumlu Nene Hatun yılın annesi seçildi. Anneler Günü'nün resmen kabulünden sonra toplumda yaygınlaşması ne kadar zaman aldı bilmiyorum. Küçüklüğümde annemin kabul günlerinde akraba ve komşu teyzelerimizin Anneler Günü hediyelerini ballandıra ballandıra anlattıklarına kulak misafiri olmuşluğum vardır.
O yıllarda Anneler Günü hediyesini çocukları alırdı. Belki çocukları namına hediye alan babalar olmuştur ama ben şahit olmadım. Çocuğun hediye alabilmesi için ise çalışıp, para kazanması veya en azından okula başlaması gerekirdi. Velhasılı, hediyemizi günlük harçlığımızdan arttırdığımız parayla almamız gerekiyordu. O günlerde Anneler Günü'yle alakalı olarak en büyük endişem anneme alacağım hediyenin seçimiydi. Aklımca, hediyeleri ile böbürlenen teyzelerin yanında annemin de gururla göstereceği bir hediye almaktı. Halbuki, o teyzelerin çocukları büyüktü ve aralarında evli barklı olanları bile vardı. Hatta, gelininin en ufak bir yanlışında kaynana kesilen teyzeler bile gelinlerinden gelen hediyelerle komşularına hava atmayı unutmazlardı.
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mayıs 2018 Cumartesi
ANNELER GÜNÜ...Bir Zamanlar...
Etiketler:
anne,
anne duası,
Anneler günü,
Anneler Günü Hediyesi,
blogger,
çocuk,
Dünya,
evlat,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
hediye,
insan,
Rabia Serteli,
yaşam
12 Kasım 2012 Pazartesi
KURUFASULYE'DEN BİR HİKAYE...
Çocukluk günlerimizden ne çok şey hatırlarız. O günlere gitmek için hipnotize edilmemiz gerekmez. Bir fotoğraf, bir şarkı veya önümüze konan bir tabak yemeğin kokusu bizi şefkatli kollarına aldığı gibi uzun yıllar öncesinde yaşanmış bir an'ın içine yerleştiriverir. 60'lı yılların başlarındayız. Sofranın etrafına dizilmiş oturuyoruz. Tabaklarımızda etli kurufasulye. Babamız soruyor;
Bütün o yıllar boyunca babamızın bize ısrarla dikte ettirdiği yegâne şahsi fikri -dogması- bu oldu. Hâlâ bilemem, ailemizin en birinci yemeği olduğunu haykırırken gerçekten kurufasulye'yi seviyor muydum? Yoksa, maksadım sadece babamın coşkusuna katılmak mıydı? Freuden düşünceye göre kız çocuklarının ilk aşkı babaları olduğu düşünülürse, burada kuru fasulye sevgisi maalesef ki -fasulyeden- bir durum arzediyor.
-En birinci yemek hangisi?
Kardeşimle birlikte ellerimiz havada işaret parmağımızı kaldırmış, bağırıyoruz;
-Kurufasulyeee !!!
Kardeşimle birlikte ellerimiz havada işaret parmağımızı kaldırmış, bağırıyoruz;
-Kurufasulyeee !!!
Bütün o yıllar boyunca babamızın bize ısrarla dikte ettirdiği yegâne şahsi fikri -dogması- bu oldu. Hâlâ bilemem, ailemizin en birinci yemeği olduğunu haykırırken gerçekten kurufasulye'yi seviyor muydum? Yoksa, maksadım sadece babamın coşkusuna katılmak mıydı? Freuden düşünceye göre kız çocuklarının ilk aşkı babaları olduğu düşünülürse, burada kuru fasulye sevgisi maalesef ki -fasulyeden- bir durum arzediyor.
Etiketler:
aile,
baba sevgisi,
dermason,
etli kurufasulye,
evlat,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
İspir,
Kurufasulye,
Mutfak Keyfi,
Rabia Serteli,
yaşam,
yemek tarifileri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
