reçel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reçel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2015 Pazartesi

AYVA REÇELİ...İRİ RENDELEMELİ...

"Yaşayan görür" derler. Bir kış mevsimine daha eriştik. Yaz mevsiminin son demlerinde, morlu, yeşilli, kırmızılı sebze ve meyveler pazar tezgahlarını renklendirmeye devam ediyor. Güneşin ısıttığı, pırıl pırıl gökyüzünün altında yazdan kalan günleri yaşarken kendimizi yaz mevsiminde zannediyoruz ama akşamın karanlığı erkenden inerken kış günlerinin çok da uzakta olmadığını anlıyoruz. Annemin deyimiyle "Kış, benzeye benzeye geliyor".


Pazar tezgahlarında yaz ürünlerinin yanında sapsarı renkleri, mis gibi kokularıyla ayvalar yer almaya başlayınca kışı özlediğimi anlıyorum. İstanbul dört mevsimi de doya doya yaşayan ve yaşatan bir şehir. Bu nedenle, pastırma sıcaklarının ardından yağmurların başlamasını beklerken güneşli günlere uyanmak benim için şaşırtıcı oldu. Yaz günlerini sevmediğimden değil de sadece vakti geldiği halde kendini saklayan, bize mantolarımızı, eldivenlerimizi giydirecek, atkılarımızı taktıracak kış mevsimini özlemiş olmam.

19 Eylül 2015 Cumartesi

ŞEFTALİ REÇELİ...Lokum Kıvamında...

Pazar alışverişlerinde kendime bir türlü dur diyemem. Tezgahlar öylesine zevkli düzenlenmiş, öylesine rengarenk oluyor ki bir-iki çeşit alıp gitmek çok zor. Marketin manav reyonunda tezgahlara göz gezdirirken bunları düşünüyordum. Kara üzümler kasalarında yan gelmiş yatıyorlardı. Kimbilir nerelerden, kaç saatlik yollardan geldiler ama taze oldukları yeşil saplarından belliydi. Bağdan topluyormuş gibi büyük salkımlardan seçtim iki kiloya yakın geldi.


Üzümü aldım, gözüm hâlâ tezgahlarda gezinmeye devam ediyor. Kara incirler plastik kaplarda alıcılarını bekliyorlardı ama beklemekten helak olmuş gibiydiler, onları geçtim. Tezgahın büyükçe bir kısmına şeftalileri dökmüşler. Ne de çok severim şeftaliyi. Satıcı çocuk akıllı, anladı benim zaafımı şeftaliyi övüyor. Fiyatı da uygun. Seçeyim bari dedim aldım elime naylon poşeti. Dayanıklı olsun diye sertçe olanları seçtim.

28 Temmuz 2015 Salı

MÜRDÜM ERİK REÇELİ...Mürdüm Renkli Lezzet...

Kahvaltı soframızda bu sabah yeni bir reçel tadılmayı bekliyordu. Reçel tabağımı görücüye çıkarılan kızlar gibi süsledim-püsledim ortaya getirdim. Aslında bir gün önce kaynatmış ve sıcak sıcak bir lokma tadına bakmıştım da pek beğenmemiştim. Ballı lokma diye adlandırdığım Kuru Kayısı reçelinden sonra pek zayıf kaldığını düşünmüştüm. 



Hatta, blogger arkadaşım İlhan Ucer beyefendinin zaman zaman bazı yiyecekler için kullandığı deyimle, "Haysiyetli" Kayısı'nın yanında Mürdüm Eriğinin esamesinin okunmayacağı da bir gerçekti. Kahvaltı soframızda hiçbir şey söylemeden yeni reçelimin tadılmasını bekledim. 

16 Kasım 2013 Cumartesi

AYVA REÇELİ...Bazıları Rende Sever...

Reçel dediğin tadı iç bayıltacak, tereyağlı ekmek diliminin üzerine az bir miktar sürülmesi yetecek. Son yaptığım kuşbaşı doğranmış ayva reçelini az su ve az şekerle kaynattığım için iç bayıltmak bir yana hafif tadıyla bilhassa iç açıyor ve yemelere doyamadığımız için de reçel kavanozu tez vakitte boşalıyor.



Semt pazarındaki taze sebze-meyvelere dayanamayıp, her zaman ki gibi ihtiyacımdan fazlasını satın aldığım için bir hafta önce kaynattığım reçel bitmediği halde kalan ayvaları pişirmek için mutfağa girdim. Bu sefer tadı yerinde, tam reçel kıvamında pişirmeye karar verdim. Güzelce yıkadığım ayvaları kabuklarıyla rendelemeye başladım. 

28 Ağustos 2013 Çarşamba

SÜT REÇELİ...Dulce de leche

Bu kış bazı blogger arkadaşlar süt reçeli diye bir tarif paylaştılar ve sütün tam yağlı mandıra sütü olmasında ısrarcıydılar. Ben de acele etmedim, hele bir yaz gelsin de köylülerin getirdiği mandıra sütüyle bir denerim dedim. Kış bitti! yaz günlerine kavuşmanın sevinci ve heyecanı ile yazlığa geldiğimiz ilk günlerde, hem de tam yerleşmeden işlere bir gün ara verip, süt reçeli kaynatmaya karar verdim.



Bir litre sütü, bir buçuk su bardağı toz şeker ile ocağın üstüne oturttum. Karıştırarak, şekerini erittiğim sütün kaynamasını bekledim. Kaynama başlayınca da bir kahve kaşığı (silme) karbonatı ilave ettim ve ateşi kıstım. Yani, verilen tariflere harfiyen uydum. 

14 Ağustos 2013 Çarşamba

KURU KAYISI REÇELİ...Sanki Ballı Lokma!

Hiç abartmıyorum! gerçekten her biri ballı lokma. Fazla değil bir tanesini ağzınıza attığınız anda damağınız bu lezzet karşısında neye uğradığını şaşırıyor. Bir tane daha, bir tane daha diye inliyor. Ama olmaz ki; şeker zararlı, şeker zararlı diye tekrarlayarak kendini durdurmaya çalışıyorsun. Ama ne fayda, çok seri bir hareketle ikinciyi de ağzına atıveriyorsun. O an sırtı yere gelmiş güreşçiden hiç farkın yok. Tuş...kendin, kendine karşı yenildin.




Kış mevsiminde kuru kayısıyı evden eksik etmeyiz. Kâh güneşte kurutulmuşunu, kâh kükürtle sarartılmışını, farketmez. Yeter ki kayısı olsun. Suda bekletip şişirttiğimiz kayısıları canımız tatlı çektiği zaman sade veya yoğurtla tüketiriz. Kış bitti, yaz geldi ama ben eski alışkanlıkla yine bir -tabak- paket almış, gelmişim. Yaz mevsiminde tebdil-i mekan eylediğimiz için ritüeller de değişiyor. Baktım, kayısılara elini süren yok. Sahur için pilav makarnanın yanına hoşafını mı yapsam, tatlısını yapıp iftar sofrasına çeşit mi katsam diye gönül gezdirirken reçelini kaynatmaya karar verdim. 

30 Ocak 2013 Çarşamba

AYVA REÇELİ... Meyve Yoğunluklu...

Sonbaharın başında anlaşılmıştı bu kış ayvanın bol olacağı, buna bağlı olarak da kışın sert geçeceği. Sert geçecek kışı beklemeye başladım. Avrupa, bembeyaz karlar altında, doğu illerimiz zaten kışa uzun zamandır teslim olmuş. Biz ise İstanbul'da yazdan kalan güneşli günler yaşadık. Bu hafta sonu kar Trakya'dan giriş yaptı da İstanbul biraz soğudu ama kar yine yok. Havada kar kokusu da yok. 



Karlı-buzlu soğuk havaları sevdiğimi zannetmeyin. Benim derdim yağan karın seyrine durmak değil. Kış soğuğu zaten sevilesi bir şey değil. Benim derdim, ne olacaksa olsun, kış kışlığını yapsın ve gitsin. Bütün istediğim bu. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...