Akşam üzeri iftar sofrası hazırlığı ile meşgul iken bir yandan da televizyondaki iftar programlarından birine ara ara bakıyorum. Programın sonunda sunucu, konuklara birer hediye verdi ve hediyeyi takdim ederken "Size lâyık değil ama" dedi. Eskiden, herkes gibi ben de bu kalıp cümleyi kuruyordum. Bir gün yine hediyemi vereceğim, tam bu cümle ağzımdan çıkacak, "sana lâyık bir hediye seçtim, güle güle kullan" deyiverdim.
Bu bana aklımın bir oyunuydu. Çünkü, "lâyık değil ama" cümlesini her kullanışımda, aklımın bunu reddettiğini hissediyordum. Aklım bu cümleyi kendisine, yani bana yakıştıramıyordu. Benim, lâyık olan hediyeyi seçemeyecek kadar bilgisiz ve aciz olduğumu düşünmüyordu.
