Ayran! ayran garip ayran! İçki desen içki değil, memleketimiz yoğurdundan yapılıyor olsa da milli değil. Milli olması için vatan sathında, her zaman ve her vesile ile tüketilmesi gerekir ki; benim bildiğim ayran köy kökenli bir içecektir ve sosyal etkinliklerde akla gelmez. Mevlit törenlerinde Etli Pilava eşlik etse de herhangi bir kutlama töreninde yer aldığını duymadığım gibi ayran sürahisi kutlama sofralarına yaklaşamaz bile. Bu ayran muhabbeti de nereden çıktı derseniz, milli içki polemiği yaşadığımız günlerde ayranı milli içki ilan edenler olmuştu da ben de kendi fikrimi naçizane paylaşmak istedim.
Ha...sakın'ola yanlış anlaşılmasın! Kat'a ve asla maksadım ayranı aşağılamak değildir ve olamaz da. Sadece konuyu analiz ederek, mevcut şartları gözden geçirerek gerçekleri ortaya koymaktır maksadım. Zaman içerisinde marketlere kadar girdi ama eskiden ayran başlı başına bir ürün bile değildi. Ayran, içine su katılarak sıvılaştırılmış yoğurttu. Yoğurt çırpılır, tuz eklenir ve istenen kıvama göre su ilave edilerek ayran yapılırdı. Ayran, bahsettiğim yıllarda bardakla -kafaya dikilerek- değil bir kase içinden pilavın yanında komposto gibi kaşıkla içilirdi.
Beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mart 2014 Pazar
AYRAN...Gönüllü Yarim...
Etiketler:
Ahmet Özhan,
Ayran,
Beyoğlu,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
insan,
köpüklü,
Kristal Büfe,
Milli İçki,
Rabia Serteli,
Taksim Meydanı,
yaşam
21 Nisan 2013 Pazar
SU MUHALLEBİSİ...İstanbul'un Muhallebicileri...
Eski İstanbul'da ev dışındaki sosyal hayatın mekânlarından biri de Muhallebici'lerdi. Muhallebinin rengiyle uyumlu ve temizliğin simgesi beyaz mermerli tahta masaların üzerini sildikten sonra siparişinizi alan garsonların seri servisleriyle saat kısıtlaması olmadan, günün her saatinde bir şeyler yeyip, içeceğiniz yerlerdi. Uzun bir alışveriş sonrası yorulmuş bedenleri ve sızlayan ayakları dinlendirmek için mutlaka yakındaki bir muhallebiciye girilirdi. Uzaktan bakışıp, birbirlerini beğenmiş gençlerin tanışıp, konuşmak için buluşacakları yer de yine bir muhallebici dükkanı olurdu.
İstanbul'un her semtinde büyük-küçük çok muhallebici dükkanı vardı ama Kapalıçarşı'daki Çukur Muhallebicisi ile Beyoğlu'ndaki Saray Muhallebicisi meşhurdu. Bilhassa düğün alışverişi için tercih edilen giyim-kuşam, altın takı ve her türlü çeyizliğin satıldığı Kapalıçarşı'ya giden gelin ve damadın yakınlarından oluşan küçük grup, biraz da çekişmeli geçen yorucu alışveriş sonrasında mutlaka Çukur Muhallebicisinde damadın ikramı tatlılar ile yorgunluk atarlardı.
İstanbul'un her semtinde büyük-küçük çok muhallebici dükkanı vardı ama Kapalıçarşı'daki Çukur Muhallebicisi ile Beyoğlu'ndaki Saray Muhallebicisi meşhurdu. Bilhassa düğün alışverişi için tercih edilen giyim-kuşam, altın takı ve her türlü çeyizliğin satıldığı Kapalıçarşı'ya giden gelin ve damadın yakınlarından oluşan küçük grup, biraz da çekişmeli geçen yorucu alışveriş sonrasında mutlaka Çukur Muhallebicisinde damadın ikramı tatlılar ile yorgunluk atarlardı.
Etiketler:
Beyoğlu,
borcam,
Çukur Muhallebicisi,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
İstanbul,
Kapalıçarşı,
muhallebi,
mutfak,
Rabia Serteli,
Saray Muhallebicisi,
Su Muhallebisi,
Sütlü Tatlılar,
Tatlı Keyfi,
yaşam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
