Geçtiğimiz yıldan beri aklımda. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Bir türlü bir karara varamadım. Evdeki sabit telefonu kapatıp, kapatmamak konusunda kararsız kaldım. Telefonun kampanya süresi dolduğu için de acele karar vermem lazım. Bu arada, yaşantımız da adeta kampanyalara endekslendi. Hele ki cep telefonlarını kampanyasız kullanan yoktur herhalde. Bu durumda akla bir soru geliyor ister istemez. Kurumlar kampanya fiyatları ile zarar etmediğine göre kampanyasız fiyatlar neden o kadar pahalı. Gerçi, normal görüşme fiyatlarını bilmiyorum ama maazallah, vaktinde yenileme yapmaz da bir kaç gün de olsa normal tarifeden kullanırsak sanki ocağımıza incir ağacı dikecekler, o derece de korkuyoruz.
Konumuza dönersek, sabit telefonun kapatılmasındaki bu kararsızlığım size tuhaf gelebilir. Alt tarafı bir telefon diyebilirsiniz. Ancak, bu dediğiniz şimdi için geçerli. 70'li yıllarda hatta 80'li yılların sonlarına kadar eve telefon almak kolay değildi. Devlet yatırım yapmadığı için PTT Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Telefon Baş Müdürlüğü mevcut şebekenin çalıştırılmasından başka bir iş yapmıyordu. Aslında, mevcudun işletilmesinde de zafiyetler vardı. Telefonları kullanabilmek için hat gelmesi (çevir sesi) beklenirdi. Telefonu çok kullanan insanların çevir sesini getirecek totemler icat ettiklerini sonradan çok dinledik.
70' yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
70' yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Şubat 2020 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
