Bir önceki Ev Telefonu...Bir Zamanlar...başlıklı yazımda anlattığım gibi ailemin 70'li yıllardaki telefon bağlatma hevesi kursağında kalmış, hayalleri suya düşmüş olabilir ama her şeye rağmen hayat devam eder. Gel zaman git zaman 80'li yıllara gelindiğinde telefon görüşmeleri eziyet olmaktan çıkmış, ahizeyi kaldırır kaldırmaz çevir sesi geliyordu. Belli ki telefon şebekeleri ıslah edilmiş ve sistem yeni yatırımlarla bir nebze de olsa rahatlamıştı. Telefon alt yapısına yapılan yeni yatırımların farkındaydık ama eve telefon bağlatma konusunda babamın herhangi bir gayreti olmadı.
Nasıl olsa acil durumlarda iş yerindeki telefonları kullanıyorduk ve PTT'nin madeni jetonla çalışan ankesörlü telefonları da haberleşmede işe yarıyordu. Söylenenleri geç algılayanlar için ara sıra hala kullandığımız 'jeton düşmedi' veya 'köşeli jeton kullanmak' gibi argo deyimler o günlerden kalmadır.
26 Şubat 2020 Çarşamba
18 Şubat 2020 Salı
EV TELEFONU...Bir Zamanlar...
Geçtiğimiz yıldan beri aklımda. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Bir türlü bir karara varamadım. Evdeki sabit telefonu kapatıp, kapatmamak konusunda kararsız kaldım. Telefonun kampanya süresi dolduğu için de acele karar vermem lazım. Bu arada, yaşantımız da adeta kampanyalara endekslendi. Hele ki cep telefonlarını kampanyasız kullanan yoktur herhalde. Bu durumda akla bir soru geliyor ister istemez. Kurumlar kampanya fiyatları ile zarar etmediğine göre kampanyasız fiyatlar neden o kadar pahalı. Gerçi, normal görüşme fiyatlarını bilmiyorum ama maazallah, vaktinde yenileme yapmaz da bir kaç gün de olsa normal tarifeden kullanırsak sanki ocağımıza incir ağacı dikecekler, o derece de korkuyoruz.
Konumuza dönersek, sabit telefonun kapatılmasındaki bu kararsızlığım size tuhaf gelebilir. Alt tarafı bir telefon diyebilirsiniz. Ancak, bu dediğiniz şimdi için geçerli. 70'li yıllarda hatta 80'li yılların sonlarına kadar eve telefon almak kolay değildi. Devlet yatırım yapmadığı için PTT Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Telefon Baş Müdürlüğü mevcut şebekenin çalıştırılmasından başka bir iş yapmıyordu. Aslında, mevcudun işletilmesinde de zafiyetler vardı. Telefonları kullanabilmek için hat gelmesi (çevir sesi) beklenirdi. Telefonu çok kullanan insanların çevir sesini getirecek totemler icat ettiklerini sonradan çok dinledik.
Konumuza dönersek, sabit telefonun kapatılmasındaki bu kararsızlığım size tuhaf gelebilir. Alt tarafı bir telefon diyebilirsiniz. Ancak, bu dediğiniz şimdi için geçerli. 70'li yıllarda hatta 80'li yılların sonlarına kadar eve telefon almak kolay değildi. Devlet yatırım yapmadığı için PTT Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Telefon Baş Müdürlüğü mevcut şebekenin çalıştırılmasından başka bir iş yapmıyordu. Aslında, mevcudun işletilmesinde de zafiyetler vardı. Telefonları kullanabilmek için hat gelmesi (çevir sesi) beklenirdi. Telefonu çok kullanan insanların çevir sesini getirecek totemler icat ettiklerini sonradan çok dinledik.
27 Ocak 2020 Pazartesi
ELMALI KEK...Kek Pişirmenin Püf Noktaları...
Kek pişirmeyi sevdiğimi hep söylerim. Sebebi de pratik olması. Kurabiyeler, çörekler gözümde büyür. Çok ender de olsa kurabiye hamurunu yoğurmaya başladığımda hamurla uğraşmanın ne kadar da keyifli ve eğlenceli olduğunu anlıyorum. Ayrıca, kurabiyelere değişik şekiller vermek de hoşuma gitmiyor değil. Elbette bir gün bir kere daha kurabiye hamuru yoğururum. Daha önceleri hem tereyağlı hem de margarinli fındıklı kurabiye pişirmiştim de ne çok övgü almıştım.
Esas övgüyü kendi damağım bana hissettirmişti ama belli etmemiştim. Bir kere kurabiye pişirdim diye övünmek de neyin nesiymiş. Övünmeyi sevmem ama gören, tadan olur da methederse başım üstüne kabul ederim. Malum, marifet iltifata tabidir. İlk denediğimde Fındıklı Kurabiye'm çok lezzetli olmuştu da bir de tereyağlı pişirmiştim. Allah biliyor ya tereyağlı'sının lezzeti bir başkaydı. Bu kadar methettikten sonra merak edip de pişirmek isteyenler için FINDIKLIKURABİYE...Atıştırmalık... ile KURABİYE...Fındıklı...Mis Gibi Tereyağlı... iki çeşit fındıklı kurabiye tarifi emirlerine amadedir. Kolay gelsin.
Esas övgüyü kendi damağım bana hissettirmişti ama belli etmemiştim. Bir kere kurabiye pişirdim diye övünmek de neyin nesiymiş. Övünmeyi sevmem ama gören, tadan olur da methederse başım üstüne kabul ederim. Malum, marifet iltifata tabidir. İlk denediğimde Fındıklı Kurabiye'm çok lezzetli olmuştu da bir de tereyağlı pişirmiştim. Allah biliyor ya tereyağlı'sının lezzeti bir başkaydı. Bu kadar methettikten sonra merak edip de pişirmek isteyenler için FINDIKLIKURABİYE...Atıştırmalık... ile KURABİYE...Fındıklı...Mis Gibi Tereyağlı... iki çeşit fındıklı kurabiye tarifi emirlerine amadedir. Kolay gelsin.
18 Aralık 2019 Çarşamba
AYVA REÇELİ...Tatlı Niyetine...
Her yeni mevsim girdiğinde pazar tezgahlarında bir bir boy gösteren mevsim meyvelerinden sırasıyla reçel kaynatırım. Kahvaltı sofralarına muhteşem renkleriyle canlılık katan reçellerimiz olmazsa olmazımızdır. Her kavanozun kapağını kapatırken, "Bereketi içinde olsun, çok kişi tadına doysun"diye dua ederim. Reçel kavanozlarını bir bir rafa dizdiğimde de savaşa hazırlanan asker misali soğuk kış günlerine karşı savunma tedbirlerinden birini daha sağlama almış hissederim.
Reçelleri kahvaltı sofralarıyla sınırlı tutmamız da pek doğru değil. Evlerimizde her zaman tatlı bulunmuyor. Çoğu evde sadece misafir davet edildiğinde tatlı pişiyor. Aslında iyi de ediyorlar. Sütlü tatlılar neyse de şerbetli hamur tatlıları vücudumuzda ve dolayısıyla organlarımızda bazı harabiyetlere sebep oluyorlar. Bedenimizin en kuvvetli olduğu ve günlük yaşamın getirdiği hareketliliğin dorukta olduğu gençlik yıllarında vücudumuz riskleri kolaylıkla alt edebiliyor. Ancak, gençliğin geride kaldığı yaşlara ulaştığımızda dikkatli olmamızda yarar var.
Reçelleri kahvaltı sofralarıyla sınırlı tutmamız da pek doğru değil. Evlerimizde her zaman tatlı bulunmuyor. Çoğu evde sadece misafir davet edildiğinde tatlı pişiyor. Aslında iyi de ediyorlar. Sütlü tatlılar neyse de şerbetli hamur tatlıları vücudumuzda ve dolayısıyla organlarımızda bazı harabiyetlere sebep oluyorlar. Bedenimizin en kuvvetli olduğu ve günlük yaşamın getirdiği hareketliliğin dorukta olduğu gençlik yıllarında vücudumuz riskleri kolaylıkla alt edebiliyor. Ancak, gençliğin geride kaldığı yaşlara ulaştığımızda dikkatli olmamızda yarar var.
22 Kasım 2019 Cuma
ÜÇ KAŞIK TATLISI...Sıcak Günlerin Hafif Tatlısı...
Yazımın başlığındaki sıcak günler maalesef geride kaldı. Yaz biteli neredeyse üç ay olacak. O günlerde bu tarifi sizlerle neden paylaşmadığımı bilmiyorum. Bir sebebi yok. Zaten yaz mevsiminde sıcaklardan mıdır nedir bir rehavet çöküyor. Tatil havasına giriyorum. Tatil havasına girdim diyorsam da bu olsa olsa tembellik havası olabilir. Çünkü, hiç kimseye dört ay tatil vermezler.
Evet! bu yıl da dini bayramları yaz aylarında kutladık. Ramazan Bayramı yaz başına denk geldiği için henüz ağır sıcaklar basmamıştı. Ben de bayram tatlısı olarak şerbetli bir hamur tatlısı olan Kalbura Bastı hazırlamıştım. KALBURA BASTI...Adı Anılarda, Tadı Damaklarda Kaldı...başlıklı yazımda da anlattığım gibi aile büyüklerimizle olan hatıralarımızda yer alan tatlımızı yiyenler çok beğendiler.
Evet! bu yıl da dini bayramları yaz aylarında kutladık. Ramazan Bayramı yaz başına denk geldiği için henüz ağır sıcaklar basmamıştı. Ben de bayram tatlısı olarak şerbetli bir hamur tatlısı olan Kalbura Bastı hazırlamıştım. KALBURA BASTI...Adı Anılarda, Tadı Damaklarda Kaldı...başlıklı yazımda da anlattığım gibi aile büyüklerimizle olan hatıralarımızda yer alan tatlımızı yiyenler çok beğendiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




