Sardunya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sardunya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2013 Çarşamba

DOĞAYA YENİLDİM...Mutluyum!

Yazımın başlığındaki çelişkinin farkındayım ama bu bir gerçek. Ben yenildim ve bundan asla gocunmuyorum. Lafı uzatmadan anlatmaya başlasam iyi olacak. Mutfak balkonumuzun demirlerine asılı uzun saksıdaki sardunyalarımı ve saksıya dadanan kumruları daha önce anlatmıştım. Mart ayının ortalarıydı. Yeni yeni yapraklanıp, tomurcuklanan sardunyalarımı kumru çiftinin yuvası olmaktan son anda kurtarmıştım. 



Gerçi bu kumru çifti zaman zaman saksının etrafında dolaşırken -uçarken- görüyordum ama kuluçkaya yatmak için başka bir yerde yuvalarını kurduklarını düşünüyordum. Heyhat! kumru çift meğerse bizim saksıdan hiçbir zaman vazgeçmemişler. Bu ayın, yani Mayıs ayının ortalarıydı sabah kahvaltısını hazırlamak için mutfağa girdiğimde göz attığım saksının içinde kelimenin tam manasıyla kurulmuş oturan bir kumru gördüm. Uzaklaştırmak için camı açıp, daha önce de yaptığım gibi kış-kışladım ama kumru hanım tınmadı bile. 

16 Mart 2013 Cumartesi

KUMRULAR...Sardunyalarımı Feda Edemem!!!

Mutfak balkonu demirlerinde asılı saksılıkta uzunca bir saksının içinde bir kaç kök sardunyam var. İlkbaharın müjdecileri cemreler düşmeye başlayınca kışın don tehlikesine karşı naylon poşetle korumaya aldığım sardunyaların toprağını tazeledim kabarttım suyunu verdim. Aylardır havasız susuz kalan sardunyalar bol hava alıp, suya doyunca hiç vakit kaybetmeden yemyeşil taze yapraklarla donandılar. Kısa bir süre sonra da yaprakların arasından tomurcukları boy gösterdi. Anlayacağınız, balkonumuza bahar geldi.


Günlerden bir gün sardunyaların yaprakları arasında irice bir kumrunun yattığını gördüm. Telaşla cama yaklaştığımda havalanıverdi. Kumrucuk biraz topluca olduğu için yapraklar ezilmiş ve yırtılmıştı. Mevsim bahar, çiçekler tomurcuklanıyor da kumrular boş duracak değiller ya! Anlaşılan, kuluçkaya yatacak dişi kumru uygun bir yuva arayışında ve bizim saksıda karar kılmış. 

26 Ağustos 2012 Pazar

KÜÇÜK GARİP BİR BAHÇENİN HİKAYESİ...

Uzun yıllardır kullandığımız yaz evinin önündeki küçücük bahçeyi bir türlü istediğimiz gibi tanzim edemedik. Aslında, görenleri imrendirecek bir bahçeye sahip olamayacağımız yıllar öncesinden belli olmuştu.



Çünkü, evimize yaz başında geldiğimizde çiçek dikim mevsimi çoktan geçmiş oluyor. İlkbaharda, Mart-Nisan aylarında gelip bahçe bakımlarını yapmış olan komşularımızın çiçeklerle donanmış bahçelerine bakıp bakıp iç geçirmekten başka elimizden bir şey gelmiyordu. Onların tavrı da maalesef, "çalış seninde olur" 
acımasızlığında idi. 



O saatten sonra bizim yapacağımız, çiçekçiden seçtiğimiz çeşitli çiçek fidelerini saksılara dikmek, yani çiçekli bahçe özlemini verandada duvar üstüne yerleştirdiğimiz saksılardaki çiçeklerle gidermekti.




Aslında ilk yıl, bir kaç gül fidesi dikmiştik. Ve bir kaç yıl tüm bilgisizliğimize rağmen gülleri yaşatmayı da başarmıştık. Güller bizi, biz gülleri sevdik ama bizim gülleri başkaları da sevmiş olmalı ki, güllerimiz birer ikişer eksildiler.





Bu arada, zaten iki karış olan bahçede üç tane ağacımız var. Biri dallarının uçlarında pembe pembe çiçekleri olan başka bahçelerden imrenip de diktirdiğim Oya Ağacı isimli fazla büyümeyen süs ağacımız, diğer ikisi ise davetsiz misafir erik ağaçları. Baktık ki bahçeyi bir düzene sokamıyoruz bari meyve ağacı yetişsin de istifade edelim diyerek Allah ne verdiyse kiraz, şeftali, kayısı çekirdeklerini bahçeye atar olmuştuk. 



Gel zaman, git zaman bir gün bahçemizde ince bir gövde boy verdi. Ellemedik. Her sene geldiğimizde biraz daha boylandığını ve gövdesinin de kalınlaştığını görüyorduk. Aynı şekilde bir ince gövde daha kendine yer bulmuştu bahçemizde. Onlar için yapacağımız herhangi bir şey yoktu. Gerçekten yok muydu? hiç bilmiyorum. "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" bizim dünkü fidanlar kocaman ağaç oldular. 



Ağaçlar dallanıp, budaklandıkça da minik bahçemizin üzerinde koruyucu kalkan gibi güneşi, havayı engellediler. Bahçeyi çiçeklendirme umudumuz hepten yok oldu. Hiçbir şey yapamıyorsak, çim de mi yapamayız? deyip, bahçemizi bir güzel çimlendirdik. İlk bir kaç yıl bahçemiz -Allah için!- çok şık bir bahçe oldu ama ilgi ve alaka yeterince olmayınca, ağaçların gölgelediği yerlerde kellikler oluştu.




Ben artık bahçeyle uğraşmaktan, onunla ilgili hayaller kurmaktan ve onun için endişelenmekten vazgeçtim. Bundan böyle bütün yaptığım, güneş çekildikten sonra hortumla su vermek.


Adım Hıdır, elimden gelen budur!!!  








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...