18 Ocak 2013 Cuma

KOCAYA İTAAT...

"Müslüman kadın beş vakit namazını kılar, orucunu tutar kendini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse cennete girer" Hadis-i Şerif'ini takvim yaprağının arkasında okuduğum zaman promosyon takvimleri ilmihal'e benzettiğimi, firma ve şirketlerin, hediye olarak dağıttıkları bu takvimlerle dindar görünmenin derdine düştüklerini, gerçek bir takvimin nasıl olması gerektiğini ve buna örnek bir takvimin varlığını "Saatli Maarif Takvimi" başlıklı yazımda dilimin döndüğünce anlatmıştım.



Bu defa, bahsi geçen Hadis-i Şerif'in sahih olduğuna dair şüphelerimi sizinle paylaşmak istedim. Hadisler, inananlar için en basit tabiriyle yol gösterici, aydınlatıcı başvuru bilgileridir. Günlük yaşantıda karşılaşılan olaylar karşısında davranış şeklimizi belirlemek için hadislerden ilham alabiliriz. Veyahut, iyi bir insan, iyi bir müslüman olmak için de peygamber sözü olan hadisler bize yol gösterir. 

Ancak, gerçek hadislerin yanında uydurulmuş hadislerin varlığını bildiğimiz için dikkatli olmak zorundayız. Diyanetin sahih hadisleri ayıklama çalışması hangi aşamada bilmiyorum ama bu ayıklama işleminin ne derece başarılı olacağını kim bilebilir. 

Gelelim, bahsi geçen hadisdeki müslüman kadının cennete girebilmesi için gerekli olan şartlara. Namazın ve abdestin şartları olduğunu biliyorum ama cennete girmenin şartları olduğunu ne duydum ne de okudum. Namaz kılmak, oruç tutmak her müslümana farz olan ibadetlerdir. Bunların yerine getirilmesi halinde cennete girileceği hakkında da hiçbir yerde bir bilgi okumadım. Aksine, bütün bu ibadetlerin cennete girmeye yetmeyeceği hakkında çok kıssa dinlemiş ve okumuşluğum vardır. 

Kadının kendini yabancılardan -namusunu- koruması ise -bu günkü hukukta da- evlilik birliğinin olmazsa olmazlarındandır ama kocanın da kendini başka kadınlardan sakınması mutlaktır. Bu konuda, erkeklere verilmiş herhangi bir ayrıcalık yoktur.

Şimdi de gelelim -zurnanın zırt dediği yere- itaat kelimesinin tanımına. İtaat; kulluk etmek, tapmak, acizliğini kabul etmek, boyun eğmek ve emirlere uymaktır. Bu şekilde tanımlanan bir kelimenin, karı-koca münasebetinde yani evlilik birliğinin kurulması ve yürütülmesinde nasıl bir yeri ve yararı olabilir. 

Evlilik, işyerinde geçirilen sekiz saat değildir. Ömür boyu, gece-gündüz yirmidört saat süren bir birliktelikten bahsediyoruz. Koca dışarıda çalışırken kadın da evin çekip çevrilmesi yani evin temiz tutulması, çocukların yetiştirilmesi, günlük veya misafir için sofralar kurulması, daha dün hiç tanımadığı -kocasının akrabaları- insanlarla akraba münasebeti içerisinde onları sevmek, hoş tutmak ve ağırlamak gibi çok önemli ve zor görevlerin üstesinden gelmesi gerekiyor.

Koca sadece para kazanmayı bilir, o da biliyorsa. Buna mukabil kadının evdeki geleneksel görevlerinin yanısıra evde veya dışarıda çalışıp para kazanması, aile bütçesine katkı sağlaması da gerekebilir. Ve bütün bunlara karşın kendisinin iyi bir müslüman kadın olarak cennete girebilmesi için kocasına itaat etmesi öngörülüyor. 

Aile yuvası kışla değildir ki, emirler alınıp verilsin. Veya kadın evinde memur değildir ki -amirinden- kocasından emir alsın. Böyle bir ortamda yani emir veren bir koca ile ona itaat eden bir kadının kurduğu ailede nasıl bir sevgi ve muhabbet ortamı yaratılabilir. 

Bütün bunlardan dolayı ve bazı hadislerin uydurma olduğunu bildiğimiz için bu hadisin sahih olduğu hakkında ciddi şüphelerim var. Bence bu hadis, tamamen farklı olarak, eşlerin birbirlerine sevgi ve saygı beslemelerini tavsiye ediyor olabilir ve bu çok daha kuvvetle muhtemeldir. 

Ne var ki; dini kendi menfaatleri için kullanmak eğiliminde olup, kadınları kendilerine itaatkâr kılmak ve bu suretle üstünlük sağlamak isteyen imamlar -erkek- tarafından değiştirilmiş olması çok mümkündür. 





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...