Bahar aylarıyla birlikte açık havada gezmeler başladı. Aslında, her türlü hava şartlarında dışarıda yaşamaya çok alıştık. Genci, yaşlısı kimse evde oturmak istemiyor. Bilhassa, hemcinslerim evde otururlarsa hayatı kaçıracaklarını düşünüyorlar. Ne diyebilirim ki; onlar haklı ben de öyle düşünüyorum. Bir gün evde kalırsam ertesi gün mutlaka çıkıyorum. Dışarıda aldığım ilk nefes bana "Oh! dünya varmış" dedirtiyor.
Cevizli Kek'imin nefasetinden bahsetmek için başladığım yazımda gezmelerden bahis açmam tesadüf değil elbette. Gezmeyi seven, her fırsatta hayatın tadını çıkartmak isteyen bir arkadaşım var ve onunla birlikte gezmek çok hoşuma gider. Arkadaşımla fikirlerimizin ayrıldığı yerler vardır ama bu durum bizim iyi arkadaş olmamıza mani olmaz. Fikir ayrılığına düştüğümüz bir konu da gittiğimiz yerlerde güzel bir mekanda iyi bir yemek yeme arzumu arkadaşımın paylaşmıyor olması. Ona kalsa çoğu zaman çay-simit yeter.
26 Mart 2018 Pazartesi
20 Mart 2018 Salı
KARNIKARA (KURU BÖRÜLCE) SALATASI...Ekşili...Bol Yeşillikli...
Karnıkara'yı nerede görsem çok eskilere giderim. Bir tarihte resmi bir işin takibi için annemle babam birlikte Ankara'ya gitmişlerdi. Gidişleri ani bir kararla olduğu için annem eve yemek bırakamadı. Bir miktar para bırakarak bizi Allah'a emanet edip, gittiler. Çocukluktan yeni çıktığım genç kızlığa adım atacağım günlerdi. Mutfakla ilgim sadece annemi seyretmekle kısıtlıydı. Radyodaki şarkılara eşlik ederek yemek pişirmesini izlemek hoşuma giderdi. Yardımlarımızı kabul etmez, ayak altında dolaşmamızdan hoşlanmazdı.
Yasak olanları yapmanın bir çekiciliği vardır ya ben de fırsat bu fırsattır diye ev hanımlığına soyundum ve mutfağa girdim. Niyetim yemek pişirip, kardeşlerimi doyurmak ama farklı tariflerle. Annemin rutin menüsünün dışına çıkıp, değişik yemekler denemek istiyordum. Evde ne kadar yemek kitabı, dergi, gazete ilaveleri varsa hepsini gözden geçirdim. Evimizde pek pişmeyen bir kaç yemek tarifini sıraya koydum. Hiç unutmam, ortasına haşlanmış yumurta konularak pişirilen Rulo Köfte'yle hiç üşenmeden uğraşmıştım.
Yasak olanları yapmanın bir çekiciliği vardır ya ben de fırsat bu fırsattır diye ev hanımlığına soyundum ve mutfağa girdim. Niyetim yemek pişirip, kardeşlerimi doyurmak ama farklı tariflerle. Annemin rutin menüsünün dışına çıkıp, değişik yemekler denemek istiyordum. Evde ne kadar yemek kitabı, dergi, gazete ilaveleri varsa hepsini gözden geçirdim. Evimizde pek pişmeyen bir kaç yemek tarifini sıraya koydum. Hiç unutmam, ortasına haşlanmış yumurta konularak pişirilen Rulo Köfte'yle hiç üşenmeden uğraşmıştım.
Etiketler:
aile,
anne,
baklagiller,
Çay Keyfi,
çay sofrası,
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
karnıkara,
kuru börülce,
mutfak,
Mutfak Keyfi,
Rabia Serteli,
salata,
yaşam
2 Mart 2018 Cuma
AHMET HAMDİ TANPINAR...Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Lise edebiyat derslerinde mutlu olduğumu, edebiyat öğretmenimi de çok sevdiğimi hatırlıyorum. Edebiyat kitabımızda yerli ve yabancı yazarların eserlerinden seçilmiş birer sayfalık okuma parçaları olurdu. O okuma parçaları üzerinden, yazarı ve eserini ders olarak işlerdik. O yıllarda çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak gibi bir dert yoktu herhalde ki öğretmenimiz derste işlediğimiz kitapları okuma ödevi vermezdi.
Geçtiğimiz yıl Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri sosyal medyada çok paylaşılınca dikkatimi çekti. Okul sonrası, edebiyat derslerinde işlediğimiz kitaplardan aklımda kalanları okumak hevesine kapılmış, çoğunu da alıp okumuştum. Kitaplarımızı bu günkü gibi evden sipariş vererek değil de kitap evlerinden aldığımız yıllarda kitap rafları arasında dolaşır, methini işittiğimiz veya kapak resmini beğendiğimiz kitapların ilk sayfalarına şöyle bir göz atardık. Kitap kokulu raflar arasındaki bu zevkli küçük turlar sırasında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitapları nedense karşıma çıkmamış.
Geçtiğimiz yıl Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri sosyal medyada çok paylaşılınca dikkatimi çekti. Okul sonrası, edebiyat derslerinde işlediğimiz kitaplardan aklımda kalanları okumak hevesine kapılmış, çoğunu da alıp okumuştum. Kitaplarımızı bu günkü gibi evden sipariş vererek değil de kitap evlerinden aldığımız yıllarda kitap rafları arasında dolaşır, methini işittiğimiz veya kapak resmini beğendiğimiz kitapların ilk sayfalarına şöyle bir göz atardık. Kitap kokulu raflar arasındaki bu zevkli küçük turlar sırasında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitapları nedense karşıma çıkmamış.
Etiketler:
Ahmet Hamdi Tanpınar,
Dünya,
edebiyat,
Havadan sudan,
Hayat,
insan,
kitap,
Okuma Keyfi,
öğretmen,
Rabia Serteli,
roman,
Saatleri Ayarlama Enstitüsü,
Şair,
şiir,
Türk Edebiyatı,
yaşam,
yazar
9 Şubat 2018 Cuma
KIZ DOĞDU...
Beş-on hanımın toplanıp, ikindi çayı içtikleri ev ortamında bazen birdenbire bir sessizlik olur. Sessizlik, adeta elle tutulacak kadar somuttur. Ne bir ses, ne bir nefes duyulur. Ev sahibesi ve misafir hanımlar, yeyip-içtiklerinin ağırlığı, uzun saatlerdir yaptıkları sohbetin yorgunluğu ile bir anlık içlerine kapanmışlar, kimbilir hangi düşüncelere dalıp, gitmişlerdir. Bu hal, en fazla sekiz-on saniye sürer. Hanımlar, öylecene sadece susarlar. Böyle bir halin çöktüğü odada hanımın biri durumdan vazife çıkarır ve "Kız doğdu" der.
Çocukluk günlerimde ilk duyduğumdaki şaşkınlığımı hala hatırlarım. Koskoca dünyada aynı anda belki binlerce kız doğuyor ama o gün için ben bir tane kız doğmuş gibi algılamıştım. Büyüklerimizin yanında soru sormamızın ayıp sayıldığı günlerdi. Ayrıca, laf dinlemekle suçlanacağım için de susup, oturmuştum. Yeni doğmuş bir bebeğin hallerini tam olarak bilmediğim için kundaklı, minicik bir bebek hayal ederken, sus-pus oturan bir ailenin varlığı hiç de inandırıcı gelmemişti. Ben çocuk aklımla, doğumda sevinmeyen bir aileyi hayalimde canlandırmaya çalışırken hanım teyzeler, bir iki gülüşmeden sonra başka konulara geçmiş ve hararetli sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi.
Çocukluk günlerimde ilk duyduğumdaki şaşkınlığımı hala hatırlarım. Koskoca dünyada aynı anda belki binlerce kız doğuyor ama o gün için ben bir tane kız doğmuş gibi algılamıştım. Büyüklerimizin yanında soru sormamızın ayıp sayıldığı günlerdi. Ayrıca, laf dinlemekle suçlanacağım için de susup, oturmuştum. Yeni doğmuş bir bebeğin hallerini tam olarak bilmediğim için kundaklı, minicik bir bebek hayal ederken, sus-pus oturan bir ailenin varlığı hiç de inandırıcı gelmemişti. Ben çocuk aklımla, doğumda sevinmeyen bir aileyi hayalimde canlandırmaya çalışırken hanım teyzeler, bir iki gülüşmeden sonra başka konulara geçmiş ve hararetli sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi.
19 Ocak 2018 Cuma
PANCAR TURŞUSU...Pazar Alışverişi...
Madem kış mevsimi geldi turşular kurulsun diyorduk ama havaların hali ne böyle. Arada bir kaç gün yağışlı kış havasını gördük görmedik ardından hava bir açtı mis gibi yazdan kalan günler yaşadık, hala da yaşıyoruz. Ama biz bu yazdan kalan günlere kanmadık tabii ki. Yine o günlerden birinde hava pırıl pırıl günlük güneşlik iken turşuluk sebze almak için semtimizin pazarını gezmeye çıktık. Pazarın sonuna kadar yürürken bir yandan ürünlerin tazeliğine bir yandan da fiyatlara göz atıyorduk.
Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.
Pazar alışverişini seviyorum ama satın aldıklarımı elimde taşımak zor oluyor. Daha önceleri önemsemediğim halde son günlerde bir pazar arabamın olmamasına taktım. Haksız da sayılmam aslında, pazar yerine herhangi bir araçla gelinmiş olsa da pazarı dolaşırken pazar arabaları büyük kolaylık. Hem, pazar alışverişinin zevki pazar arabasıyla çıkar, öyle değil mi? Patates, soğan, elma, portakal gibi sert meyve ve sebzeleri pazar arabasının en altına koyarız. Daha sonra dayanıklılık durumuna göre diğer sebze ve meyveleri sırasıyla alıp, en üste ezilmeye müsait olanları yerleştiririz. Para ödeyeceğimiz zaman da kenarda, bıraktığımız yerde bizi bekler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
