2 Ocak 2016 Cumartesi

ÇALIKUŞU...Reşat Nuri Güntekin...Okuduğum İlk Roman

Bu güne kadar okuduğum kitapları saymadım, bilemem ama ilk okuduğum kitap dün gibi hatırımda. İlkokul'u bitirdiğim yıldı. O yıllarda okulu bitirmek için sene sonunda sözlü sınav yapılırdı. Ara sınıfların karnelerini alıp, yaz tatiline çıktığı günlerde bizler son bir gayret kitaplarımızı tekrar gözden geçirmeye başladık. Sınıflardan birinde yer alan imtihan heyetinde sınıf öğretmenimiz, başöğretmenimiz ve bir mümeyyiz vardı. Sınıfın dışında kapı önünde de biz öğrenciler yüreğimiz ağzımızda sıramızın gelmesini beklerdik.


Yanlış hatırlamıyorsam iki hafta sonunda imtihanlarımız bitti ve bizim için de yaz tatili başladı. Sosyal faaliyetlerin hiç denecek kadar az olduğu, hayatın sadece aile ve akrabalar ekseninde sürdüğü, can sıkıntısının had safhada olduğu uzun yaz günlerinin birinde günlerimi aydınlatan bir komşu, bir yeni gelin tanıdım. Tanışma ve tebrik ziyaretine hediyesiyle giden annemin peşine takıldığım için hiç pişman olmadığım ender ev ziyaretlerinden biriydi.

Ziyaretimizin sonunda, vedalaşma sırasında büfenin üzerinde gördüğüm bir kitabı merakla elime almıştım ki; kulağımın dibinde ev sahibinin yumuşacık sesini duydum. "Okumak istersen alabilirsin"dedi. Kitabı almam için ısrar etti. Anadolu'nun doğusundaki bir ilden gelin geldiği sokağımızda kimi kimsesi olmadan, akşam eve gelecek kocasını bekleyen yeni gelinin roman okuma düşkünlüğü bizi önce kitap arkadaşlığına daha sonra da abla-kardeş yakınlığına taşıdı.


Elime aldığım kitap Reşat Nuri Güntekin'in, Çalıkuşu romanıydı. Kitabı heyecanla göğsüme bastırmış, bir an evvel okumak için can atıyordum. Sanki, kapağı kapalı bir kutu vardı elimde. Bir an evvel yalnız kalacağım bir köşe bulup, kutunun kapağını açıp, içindekileri görecektim. Aslında, bu heyecanım hep devam etti. Okumadığım her kitap benim için sihirli bir kutudur. Çalıkuşu, okuduğum ilk roman olarak kişisel tarihimde yerini almıştı ama bu roman aynı zamanda Yeşilçam'dan başlayarak, sinema ve televizyon tarihinde de mutena bir yere sahiptir.

Kitabın konusunu kısaca anlatmak gerekirse, annesi ve babası hayatta olmadığı için teyzesinin yanında yaşayan Feride, gizliden gizliye sevdiği teyzesinin oğlu Kamran'a duyduğu aşkı karşılık bulunca okulundan mezun olur olmaz nişanlanır ama birleşmeleri kolay olmayacaktır. Kamran'ın sevgilisi olduğunu söyleyen bir kadının ortaya çıkmasıyla aldatıldığını öğrenen Feride, öğretmenlik için başvurur ve ilk görev yeri Bursa yakınlarındaki Zeyniler köyüdür.


Feride'nin, bugünkü tabirle ayakları üzerinde durmak için verdiği yaşam mücadelesi de böylece başlamış olur. Romanlar kurgulanmış hikayelerdir ama bir yandan da tarihi belgedirler. Çalıkuşu, Osmanlının son döneminde 1908-1918 yılları arasında yaşanan bir aşk hikayesini anlatırken, arka planda da ağırlıklı olarak Anadolu'yu ve dönemin toplumsal sorunlarını eleştirel bir gözle ortaya koymaktadır.

(25 Kasım 1889-7 Aralık 1956) Cumhuriyet dönemi yazarlarından Reşat Nuri Güntekin roman, öykü ve oyun yazarıdır. Maarif Vekaletindeki çeşitli görevleri nedeniyle gezdiği Anadolu'da insanları ve toplum hayatını yakından tanıma imkanı bulmuştur. Yazı dili ve anlatımı oldukça sade ve yalındır. Çalıkuşu romanı ilk defa 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak da basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından tekrar yayımlanmıştır.

Kişisel tarihimin tozlu sayfalarında yerini almış olan Çalıkuşu, Türk Edebiyatının önemli eserlerinden biridir. Yukarıda da belirttiğim gibi romanda duygusal bir konu işlenmekle beraber, esas işlevi döneminin toplumsal yaşamına ışık tutmasıdır. Dönemi bizzat yaşamış yazarı tarafından kaleme alınmış romanlar belge olma özelliğini taşırlar. Tarihimizi, bilhassa yakın tarihimizi bilmemizin önemi ortada iken bu tip romanların gerçek değerlerinin bilinmesi ve her yetişen yeni neslin bu kitaplardan haberdar olması için tekrar tekrar gündeme getirilip, hatırlatılması gerekir.

Çalıkuşu, yeşilçam sinemasında ve televizyonlarda film ve dizi olarak defalarca yorumlandı. Çoğu başarılı oldu ve izleyici tarafından sevilerek izlendi. Dolayısıyla, roman da gündeme geldi ve yeni nesillerin kitabı merak etmesi sağlandı. Böylece, bize bizden fayda var diye düşünen sanat dünyasındaki sinema ehli, edebiyata destek vermiş oldu.

İyi de oldu!





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...