8 Mayıs 2015 Cuma

TURFANDA! Cömert Elinden Tatmak Lâzım...

Sebze ve meyvelerin mevsiminde üretildiği ve tüketildiği eski zamanlarda, mevsim başında ilk defa pişirilen Zeytinyağlı Taze Bakla, özel bir önemle sofraya getirilirdi. Sofranın baş köşesinde oturan evin babası, üzeri bol dereotuyla bezenmiş zeytinyağlı taze baklayı sofrada gördüğünde hemen yoğurdu da sorar ve bol yoğurt döktüğü bakladan ilk lokmasını alırken illâki "Eski ağıza yeni taam" derdi.






"Eski ağıza yeni taam" sadece ilkbahar mevsimine has bir deyim olsa gerek. Zira, kış mevsiminde lahana veya pırasa yemeğini pişiren bir hanımın "Eski ağıza yeni taam" dediğini duymadım. Bu deyim sevilen bir sebzeye kavuşmanın sevincini yansıtmasından ziyade kış mevsiminden sağsalim çıkıp, yeni bir bahara daha kavuşulduğunun yani kısaca hayatta, yaşıyor olmanın memnuniyetini anlatır. 


Ayrıca, mevsimin ilk sebze ve meyvelerinin zamanından önce üretilenlerine "turfanda", mevsimi geçtikten sonra üretilenlere de "son turfanda" denirdi. Turfanda sebze ve meyveler pahalı olurdu ama bazı insanlar mevsimin ilk meyvesini veya sebzesini bir an önce, herkesten evvel tatmaktan ayrı bir zevk duyarlar, bunu bir ayrıcalık -zenginlik- olarak takdim ederlerdi.





"Turfanda" ürünlerin bir özelliği de ilginç bir ritüele sahip olmalarıdır. Şöyle ki; insanlar, cimri bildikleri insanların elinden turfanda bir ürünü tatmak istemezlerdi. Cömert bir kişinin elinden tadılan turfanda bir meyve veya sebzenin o mevsim boyunca bol bol tüketileceğine inanılırdı. 






Bu inanış bende hâlâ geçerliliğini korur. Mevsiminde ilk defa tadacağım meyveleri, mutlaka kendim satın almayı tercih ederim. Tanımadığım veya cömertliğinden emin olmadığım bir kişinin elinden tatmaktan kaçınırım. 

Doğanın cömertçe sunduğu nimetleri cömert gönüllerin cömert ellerinden tadacağımız nice baharlarda beraber olmak dileğiyle...







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...