Bir acayip memlekette yaşıyoruz vesselâm! Aslında çok defalar yeri geldi de bana düşmez diye yazmaktan imtina ettim. Anlatmaya çalıştığım, bir vakitler var iken birden ortadan kaybolup, yıllar sonra tekrar ortaya çıkan sanatçılarımız hakkında. Anlayacağınız, hepimizin malumu olan bir hadisenin dile getirilişi, diğer bir deyişle malumun ilanı.
Bu konuda beni düşünmeye sevkeden ilk olay, yıllar önce rahmetli Neşet Ertaş'ın şöhretinin doruklarında olduğu, konserlerinin haber olduğu son yıllarında Nil Karaibrahimgil'in, Neşet Ertaş'ı tanımıyorum demesiydi. Genç sanatçı büyük tepkiler almıştı ama aslında tanımaması onun suçu değildi. Diğer insanların cesaret edemediğini yapmış ve gayet açık yüreklilikle bunu ifade edebilmişti. Hatta, rahmetli de bu durumu yadırgamamış ve genç sanatçıya hak vermişti.
29 Eylül 2013 Pazar
4 Eylül 2013 Çarşamba
KUDRET NARI...Yara ve Yanıkların İlacı...
Yıllar önce bir yaz mevsiminde yazlık evimizde ufak bir yanık canımı acıtmıştı da olaya tesadüfen şahit olan komşumuz beklememizi söyleyerek koşup gitmişti. Dönüp geldiğinde elinde küçük bir kavanoz tutuyordu. Beraberinde getirdiği ucu pamuklu çubuğu kavanozun içine batırarak renksiz, koyu kıvamlı bir sıvıyı kolumdaki yanığın üzerine bolca sürdü. Ertesi günü bir daha sürdükten sonra yanığın yerini ara ki bulasın.
Bu yaz başında, aynı komşunun evinin önünde ayaküstü hal-hatır sorarken bahçe kapısının üzerindeki Mor Salkım'ın içinde kaybolmuş bir sarmaşık bitkiyi işaret ederek "Kudret Narı" dedi.
| Kudret Narı'nın olgunluk hali |
Etiketler:
Dünya,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
ilaç,
insan,
komşu,
Kudret Narı,
Rabia Serteli,
yanık,
yara,
yaşam,
yazlık
28 Ağustos 2013 Çarşamba
SÜT REÇELİ...Dulce de leche
Bu kış bazı blogger arkadaşlar süt reçeli diye bir tarif paylaştılar ve sütün tam yağlı mandıra sütü olmasında ısrarcıydılar. Ben de acele etmedim, hele bir yaz gelsin de köylülerin getirdiği mandıra sütüyle bir denerim dedim. Kış bitti! yaz günlerine kavuşmanın sevinci ve heyecanı ile yazlığa geldiğimiz ilk günlerde, hem de tam yerleşmeden işlere bir gün ara verip, süt reçeli kaynatmaya karar verdim.
Bir litre sütü, bir buçuk su bardağı toz şeker ile ocağın üstüne oturttum. Karıştırarak, şekerini erittiğim sütün kaynamasını bekledim. Kaynama başlayınca da bir kahve kaşığı (silme) karbonatı ilave ettim ve ateşi kıstım. Yani, verilen tariflere harfiyen uydum.
Bir litre sütü, bir buçuk su bardağı toz şeker ile ocağın üstüne oturttum. Karıştırarak, şekerini erittiğim sütün kaynamasını bekledim. Kaynama başlayınca da bir kahve kaşığı (silme) karbonatı ilave ettim ve ateşi kıstım. Yani, verilen tariflere harfiyen uydum.
14 Ağustos 2013 Çarşamba
KURU KAYISI REÇELİ...Sanki Ballı Lokma!
Hiç abartmıyorum! gerçekten her biri ballı lokma. Fazla değil bir tanesini ağzınıza attığınız anda damağınız bu lezzet karşısında neye uğradığını şaşırıyor. Bir tane daha, bir tane daha diye inliyor. Ama olmaz ki; şeker zararlı, şeker zararlı diye tekrarlayarak kendini durdurmaya çalışıyorsun. Ama ne fayda, çok seri bir hareketle ikinciyi de ağzına atıveriyorsun. O an sırtı yere gelmiş güreşçiden hiç farkın yok. Tuş...kendin, kendine karşı yenildin.
Kış mevsiminde kuru kayısıyı evden eksik etmeyiz. Kâh güneşte kurutulmuşunu, kâh kükürtle sarartılmışını, farketmez. Yeter ki kayısı olsun. Suda bekletip şişirttiğimiz kayısıları canımız tatlı çektiği zaman sade veya yoğurtla tüketiriz. Kış bitti, yaz geldi ama ben eski alışkanlıkla yine bir -tabak- paket almış, gelmişim. Yaz mevsiminde tebdil-i mekan eylediğimiz için ritüeller de değişiyor. Baktım, kayısılara elini süren yok. Sahur için pilav makarnanın yanına hoşafını mı yapsam, tatlısını yapıp iftar sofrasına çeşit mi katsam diye gönül gezdirirken reçelini kaynatmaya karar verdim.
11 Ağustos 2013 Pazar
KARNIYARIK TENCERESİNDE...Börek Pişirdim!!!
Evimizin mutfağında yaptığımız tadilat nedeniyle uzun yıllardır kullandığımız büyük boy ocaklı fırınımızla -üzülerek- yollarımızı ayırdık ve dolayısıyla fırınsız kaldık. Alet çalışır, el övünür atasözünü çok beğenirim. İnsanları kibirlerinden kurtarmak, hadlerini bildirmek için söylendiğini düşünürüm. Efendim, diyeceğim o ki; fırınsız kaldığım günlerde anladım ki pişirdiğim yemek ve börekleri sadece kendime mal etmekle, ortaya çıkan lezzetlerin benim marifetim olduğunu zannetmekle ne kadar yanılmışım. Kendi kendime, "Hodri meydan" fırın yokken pişir bakalım şu nefis böreklerini de görelim, dedim.
İki yufka ile tava böreğini ikindi çayları öncesinde hazırlamışlığım vardır ama üç veya daha fazla yufkalı börekler için fırına alternatif olabilecek başka yöntemlere dair hiç bir bilgim yoktu. Bu defa, iş başa düşünce eldeki imkânları gözden geçirdim ve böreğimi ocağın üstünde tencerede pişirebileceğime karar verdim.
İki yufka ile tava böreğini ikindi çayları öncesinde hazırlamışlığım vardır ama üç veya daha fazla yufkalı börekler için fırına alternatif olabilecek başka yöntemlere dair hiç bir bilgim yoktu. Bu defa, iş başa düşünce eldeki imkânları gözden geçirdim ve böreğimi ocağın üstünde tencerede pişirebileceğime karar verdim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
