Ramazan ayının ritüellerini anlatırken mutfak alışverişlerinden bahsetmiş ve iftar sofralarının zengin olması için hane sahibinin hiç bir fedakarlıktan kaçınmadığını "Ramazan bereketi" başlıklı yazımda belirtmiştim. Ancak, burada gözden kaçırılan bir şey var ki önemlidir. Ramazan öncesi hazırlıklar yani evlerin temizliği ve mutfak alışverişinin önceden yapılmasının sebebi Ramazan ayı içerisinde ibadete daha fazla zaman ayırabilmek içindir.
Müminler, yılda sadece bir aylığına gelen ve dünya ile ahiret hayatı için müjdeler getiren Ramazan ayını ihya etmek üzere büyük gayret sarfederler. Farz olan oruç dışında sadece bu aya özel ibadetleri de eda ederler. Bunlardan biri Teravih namazı bir diğeri ise Mukabele'dir. Teravih namazı yatsı namazını müteakip kılınır ve iki namaz birleştiği için de uzun sürer.
Mukabele ise cami ve mescitlerde veya evlerde hafızların Kur'an tilavetini yine Kur'an'dan takip etmek demektir. Şehirlerin Selâtin camilerinde, zamanın meşhur hafızlarının Kur'an tilâveti ise dinleyenlere adeta bir Kur'an ziyafetidir. Bu Kur'an ziyafetlerinden istifade etmek ve sevap kazanmak için insanlar ramazan ayı boyunca camiden camiye koşturur adeta zaman ile yarışırlar.
Buraya kadar yazdıklarım doğru, yapılanlar da olumlu. Lakin, iftar vermek veya iftar daveti adı altında yapılanlar Ramazan'ın ruhuna tamamen aykırı ve olmaması gereken davranışlar. Oruç tutanlar bilir taze pide ile bir iki iftariyelikten sonra bir kase çorba ile bile doyulur. O görkemli iftar sofraları ile yapılmak istenen nedir? O sofralarda kimler doyuruluyor? Bir de sosyal paylaşım sitelerinde ki bu çılgın yemek tarifi furyası. Bir dönem gazeteler Ramazan ayı içerisinde yemek tariflerini ilave olarak verirdi. Bu gün geldiğimiz noktada ise gün boyu televizyon kanallarındaki yemek programları ve internet dünyasındaki yemek sitelerinden sayısız yemek tarifleri, iftar menüleri ile anında binlerce yemek tarifini fotoğrafıyla görüyor ve adeta tarif bombardımanına tutuluyoruz.
Beni bu yazıyı yazmaya iten de işte bu durum oldu. Her gün, gün boyunca telefonuma düşen binlerce yemek tarifinden artık gına geldi. Arkadaşlar, kendinize gelin! bu ay oruç ayı. Yemek Festivallerinin düzenlendiği günlerde değiliz. Ramazan ibadet demektir. Ramazan muhtaçları düşünmek demektir. Ramazan vermek demektir. Ramazan, Allah'a takvada yarışılan günlerdir. Ramazan, daha bir çok şey demektir ama asla, ziyafet sofralarına dönüşen iftar sofraları demek değildir.
Ve, ben inanıyorum ki; aslında siz bunu çok iyi biliyorsunuz ama zamanın getirdikleri size bu yanlışlıkları yaptırıyor. Lütfen, kendimize gelelim...


Güzel paylaşımın için çok teşekkürler canımm kandilin kutlu olsun ,sevgilerimle..
YanıtlaSilBence orucun gayesinin açlıkla çok ilgisi yok, yani ilk gayesi değil. İlk gayesi nefse hakim olmak, nefsi kontrol etmek.
YanıtlaSilNe güzel ne anlamlı bir yazı olmuş teşekkür ediyorum, sevgiler.
YanıtlaSilÇok haklısınız,özellikle reklamlara çok kızıyorum, sucuk, kola, peynir gibi reklamlarda ziyefet sofraları gösteriliyor hep. Her seferinde aklıma geliyor ailelerinin maddi gücü yetersiz olan çocuklar... Ne sanıyorlar anlamıyorum herkesin maddi gücü yetiyor da o reklamı görünce koştura koştura marketlere saldıracaklarını mı? Tamam ürününün reklamını yap yine ama bu kadar cosss diye dönerler, ekmeğe banılan sucukları göstermenin amacı ne? Ayıptır, günahtır...
YanıtlaSil