21 Nisan 2012 Cumartesi

SAĞA DÖNÜŞTE YAYA'YA YOL VER.

Günlük alışveriş için mahallemizin merkezi diyebileceğim mağaza, dükkan ve banka şubelerinin yer aldığı caddeye ulaşmam için bir ana cadde çıkar karşıma. Ana caddenin karşı kaldırımına geçmek için de ışıklı yaya geçidini kullanmak gerekiyor. Araçlarla aynı anda geçiş verilen ışıklı yaya geçidininden karşıya geçmek ise çoğu zaman ufak bir macera yaşamaktır. 



Trafikte arabanızı sürerken rastlarsınız, bazı caddelerin ana yolla birleştiği yol ağzında sağ tarafta trafik lambalarının hizasında bir uyarı levhası bulunur. Levha, kırmızı ışıkta beklerken gözü trafik lambasında olan her sürücünün kolayca görebileceği bir şekilde konumlandırılmıştır. Sağa dönecek sürücü, kendisine yeşil ışığın yanmasını beklerken bu levhadaki " SAĞA DÖNÜŞTE YAYA'YA YOL VER" yazısını okur. 

Aslında, o levha olmasa bile -kendini bilen- bir sürücü yeşil ışığın yanması ile birlikte yola ok gibi fırlamaz. Yayalar da -yol üstünlükleri olmasına rağmen- hem kendilerine hem de sürücülere yanan yeşil ışığı gördüklerinde yola kontrolsüz, aniden çıkmazlar. 

Peki ne yapıyorlar! 

Gözlemlerime göre yayalar ve sürücüler birbirlerini kolluyorlar. Bu kollamayı iyi niyetle yapılan -koruma- manasında düşünmeyin. Her iki tarafın da niyeti yolu karşı tarafa kaptırmamaktır. Yaya, sürücünün kalkış hızından onun durup yol vermeye niyetinin olup, olmadığını anlamaya sürücü de yayanın duruşundan yola atlayıp, atlamayacağını kestirmeye çalışır.




Her iki taraf, haklarını kaptırmamak ve yolu önce kullanmak hususunda o kadar kararlıdırlar ki; adeta harp meydanında yayalar (piyadeler) ile sürücüler (süvariler veya tankçı birliği) karşı karşıya gelirler. Yayalar en sert ve haşin bakışlarını sürücülerin gözlerine dikip onlara adeta oklarını fırlatırken, sürücüler de yayaların hız ve çevikliğine göre ve -durmak kaybetmektir- şiarına da uyarak bazen hızlı bazen yavaşlayarak da olsa ama -kat'iyyen- durmadan yola devam ederler.

Çoğu sürücünün taviz vermeyen bu tutumu, piyade olmanın ezikliğini yaşayan yayaları büsbütün çileden çıkarır. Gözleriyle attıkları -okların- işe yaramadığını görünce sürücülere el kol hareketleriyle hadlerini bildirmeye çalışırlar. Bir eliyle kendine de yanan yeşil ışığı - Kör müsün???- manasında gösterirken, diğer eliyle de aracı durdurmaya veya tamponuna vurmaya yeltenir. 

Bazı sürücüler, belki yayaların hiddetinden çekindikleri için belki de hakkaniyetli olduklarından, durup yayaların geçmesini -arkasındaki araçlardan gelen korna seslerine rağmen- beklerler. Bekleme dediğim de beş saniyeyi geçmez. Çünkü, bahsettiğim yaya geçidinde hem yaya azdır hem de cadde dört-beş adım genişliğindedir. 

Aslında, geçiş üstünlüğü olan yayalar -piyade taburu gibi- yanyana gelip aynı anda beraber hareket etseler yolu kaptırmazlar. Bazen, çocuk veya yaşlıların güvenliği için beraberce geçmeyi teklif edip, birlik ve beraberliği sağladığım zamanlar olmuştur. Gençler ise zaten hareketlerinin çevikliği sayesinde sorun yaşamıyorlar. Ancak, yaşıtlarımda gözlemlediğim durum genellikle -boş ve manasız- bir öfke ve kızgınlık. Hem ferdi davranıp örgütlenmiyorlar hem de haklarını kaptırınca yaygarayı basıyorlar.

Ancak, güçlü pozisyonda -direksiyonda - iken bizim -yayaların- hakkımızı gasp etmekte hiç tereddüt etmeyen insanların çokluğu endişe vericidir. Kendi hakkını kullanırken karşısındakinin de hakkını gözetebilmeyi içselleştirmiş bireylerin çoğalmasına ihtiyacımız var. 

Aksi takdirde, iki adımlık bir caddede yaya geçidini kullanırken bile kaos yaşarız.






LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...