6 Temmuz 2019 Cumartesi

KALBURA BASTI...Adı Anılarda, Tadı Damaklarda Kaldı...

Kalbura Bastı, çok eskilerden bir hatıra olarak hafızamda yer etmiştir ama Allah biliyor ya bu güne kadar yapmak hiç aklıma gelmedi. Çok eskiyi anlatmak bakımından sevdiğim bir tabir vardır, "fi tarihi" deriz, işte bu tatlı da benim için fi tarihinden kalmadır ve orada da kalmıştır. Hal böyleyken, son zamanlarda sosyal medya hesaplarında sıkça bahsi geçer oldu.


Her gördüğümde de aile geçmişimize dair anılar hafızamda bir bir canlandı. Yakın akrabalık ilişkileri içinde ne çok iftarlar, bayramlar ve özel günler yaşadık. O müstesna günlerde sayısız sofralar kuruldu. Aile büyüklerinin evlerinde özene bezene hazırlanan yemeklerin, böreklerin ve tatlıların tadı bu gün bile hala akıllarda.

28 Mayıs 2019 Salı

YALANCIKTAN BAKLAVA...Çıtır çıtır...

Mutfağımızın zenginliği malum. Yörelerimizin coğrafi özelliklerine göre çeşitlenen birbirinden lezzetli yemeklerimiz ve harika tatlılarımız var. Tatlılarımız o kadar çeşitli ki en iştahsız insanımız bile bir çırpıda 8-10 çeşit tatlı ismi sayabilir, ama ben her zaman birinciliği baklavaya veririm. Baklava, eğer ustasının elinden çıkmış ise tadına doyum olmaz. Vaktiyle, Karaköy Güllüoğulları Baklava'nın sahibi Nadir Güllü, televizyon ekranından baklavanın özelliklerini çok güzel anlatmıştı da biz de öğrenmiştik. Çatalı neresinden batıracağından başlayıp, ilk ısırıkta çıkarttığı ses ve sonrasında damakta oluşan lezzeti öyle bir anlatırdı ki canımız çekerdi de olsa da yesek diye iç geçirirdik.

  

Ayrıca, imalathanelerinden de yayın yapılırdı. Onlarca ustanın çalıştığı imalathanede hamurkârlar, yufka açanlar, tepsiye döşeyenler, iç harcını yayanlar, fırından çıkan tepsiye şerbetini verenler. Her bir aşaması çok önemliydi ve ustası tarafından itinayla yapılıyordu. En ilginci ve hayranlığımı kazanan ise baklava yufkasının inceliğiydi. Yufkaların inceliğini anlatmak için çeşitli gösteriler yaparlardı. Bir defasında baklava yufkasının ardındaki al bayrağımızı görmüştük de yufkanın inceliğine hayran kalmıştık.

2 Mayıs 2019 Perşembe

İMAR BARIŞI...Gözümüz Doymuyor...

Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan eski bir tanıdığa yolda rastladığımda babadan miras 5 katlı evin kaçak olan son katıyla ilgili olarak İmar Affından yararlanmak için bir kaç günlüğüne geldiklerini anlattı. Merak edip araştırınca, 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için getirilen İmar Barışı için Yapı Kayıt Belgesi başvuru süresinin 15 Haziran 2019 tarihine kadar uzatıldığını öğrendim. Bu kanunla mevzuata aykırı, ruhsatsız binalar iskanlı sayılacağından bina sakinleri müstakil tapularını alabilecekler. Bir başka deyişle, yapılanlar yapanların yanına kâr kalacak.


Kaçak yapıdan ev satın alanları suçlayabiliriz ama bu her zaman doğru olmaz. Çünkü, insanlar kaçak yapıdan bilerek ev almıyorlar. Eskiden beri topraktan satış vardır. Müteahhid, inşaatının temelini atarken bir yandan da dükkan veya dairelerinin bir kısmını satışa çıkarır. Senet imzalayan alıcı inşaat boyunca aylık ödemelerini yapar, parasız müteahhit de yapılan bu ödemelerle inşaatı tamamlamaya çalışır. Ev alacak toplu parası olmayanlar için uygun bir ödeme şeklidir. Bina bittiğinde diğer bölümler daha yüksek bedellerle satılırken temelden alanlar kendilerini şanslı addederler. Bu tür binalardaki kaçak kat veya ilavelerden tamamiyle müteahhit ve bina denetimlerini yapmayan devletin memurları sorumludur.

8 Nisan 2019 Pazartesi

SÜTLÜ İRMİK HELVASI...Cevizli ve Tarçınlı...

Helva bence çok talihsiz bir tatlı. Un veya irmik farketmez. Toplumumuzda helva genellikle cenazelerde pişirilip, dağıtılan bir tatlıdır. Cenazenin toprağa verileceği gün mutfak işlerine eli yatkın eş-dosttan bir kişinin başkanlığında diğer yakınların da yardımıyla büyükçe bir tencerede helva kavrulur. Kabristan dönüşü eve gelenlere ve daha sonra yapılan dua törenine katılan misafirlere ikram edilir. Bu arada, ölenin yakınlarına da 'Aç yeri ayrı acı yeri ayrı' diyerek helvadan tatmaları istenir. Israrla bir kaç kaşık da olsa yedirilir.


Anası, babası veya eşi veya evladı ellerinden kayıp gitmiş bir insanın yemek içmek gibi dünyevi istekleri olamaz, aklına bile gelmez. Ancak, gün boyunca ağzına lokma girmemiş acılı insanlara zorla da olsa verilecek bir kaç kaşık helva onlara bir nebze de olsa güç-kuvvet verir, ayakta durmalarını sağlar. Bu bakımdan, cenaze evinde helva kavrulması doğrudur. Hatta cenaze sahipleri dışında acıyı paylaşmak üzere cenaze törenine katılan, kabristana kadar cenazeye eşlik eden eş-dostun da bir şeyler yeme-içme ihtiyacı olacaktır.

26 Mart 2019 Salı

HAVADA BAHAR KOKUSU...Ve Atık Kağıt Toplayıcısı...

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır ata sözüne inat bu yıl Mart ayı bahar günlerine yakışır güzellikte geçiyor. Yaz günlerine özlemimizi biliyormuş gibi ışıklarını cömertçe yollayan güneşin ısıttığı günler yaşıyoruz. Gerçi, bazı günler bulutların arkasına saklanıyor, rüzgar esintileri ile ortalık serinliyor ama yine de deniz kenarlarında, çiçekli parklarda gezinmek için ideal günler. Dün yine havayı günlük güneşlik görünce evde kalmaya gönlümüz razı olmadı ve açık havada kahve içmek üzere arkadaşımla sözleştik.


Bu havalarda gezintiye çıkmak elbette istediğimiz bir şey ama giyimimize karar vermek de bir o kadar zor. Kış ve yaz bu bakımdan en rahat mevsimler. Kışın kışlığını bilirsin mantonu giyer atkına sarınırsın, yazın da yazlığını bilir ince giysilerle püfür püfür gezersin. Bahar ayları öyle mi ya! İnce giyinsek üşümek var, sıkı giyinsek terlemek. Bu yüzden giyinmem uzun sürünce randevu yerine zamanında varmak için hızlı yürümem gerekti.

19 Şubat 2019 Salı

HANGİSİNİ TERCİH EDERSİN? MİM

Mimlenmek blog dünyasının bir gerçeği ama bazen mimlere cevap vermek zor olabiliyor. Vaktinde cevap veremediğim için mahcup olduğum arkadaşlarım var. Bu defa fazla gecikmedim umarım. Mim daveti blog ve instagram arkadaşım Makbule Abalı'dan geldi. Haberini ise deeptone verdi. Bu iki değerli arkadaşımıza buradan selam olsun. Makbule hanım'ın mimini buradan okuyabilirsiniz.


Şimdi gelelim mim sorularına ve verdiğim cevaplara; 

1-Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneği mi yoksa su altında nefes alabilmeyi mi? Neden?
Kuşlar gibi uçmak isterim. Çocukluğumda rüyalarımda sık sık yemyeşil kırların üzerinde uçtuğumu hatırlıyorum. Benim için uçmak, özgür olmak, gitmek, keşfetmek demek. 

18 Şubat 2019 Pazartesi

İRMİKLİ KESME TATLI...Dışı Sert...Tadı İçinde Saklı...

Sıcak yaz günlerinde bol sulu meyveler, soğutulmuş karpuzlar varken tatlı pişirmek, hele şerbetli tatlı pişirmek hiç aklıma gelmez. Ancak, bazı zamanlar vardır ki teslim olur toplumun çoğunluğuna uyarsın. Bayramlardan bahsediyorum. Bir süredir yaz aylarına tesadüf eden Ramazan ve Kurban Bayramı'ndan. Kış soğuklarını yaşarken yaz günleri de aklına nereden geldi derseniz. Bir kenarda taslak halinde duran ve bir türlü elim varıp da yayınlayamadığım tatlı tarifini paylaşmak istiyorum.


Geçtiğimiz yaz Kurban Bayramında yazlık yerde olmamıza rağmen bayram adetlerinden olan bayram tatlısı için balkonlarında baklava yufkası açan komşularımı görünce ister istemez etkilendim. Bazen, bana ne diyemiyorsun. Onlar bana el emeği baklavalarından ikram ederken ben onlara evin önünden geçen karpuzcudan aldığım karpuzu kesersem ayıp olurdu.

12 Şubat 2019 Salı

TAHİNLİ KEK...Üzeri Susamlı...

Yazlık sitelerde bazı ev sahipleri evlerinin bir bölümünü kiraya verirler. Bu durum aniden ortaya çıkan bir ihtiyaç sebebiyle olabileceği gibi gelir kaynağı olsun diye sırf kiraya vermek üzere ev satın alan aileler de vardır. Ev sahipleri, pansiyon işletir gibi kiraya vermektense evlerini sezonluk vermeyi tercih ederler. Böyle bir komşumuz yani kiraya vermek üzere fazladan evi olan komşumuz evvelki yıl evine sezonluk bir kiracı bulduğu için çok memnundu. Bu kiracı aileyi bizlerde sevdik ve yaz boyunca komşuluk yaptık. Ailenin babası Susam-Tahin ticareti işindeydi ve ev sahibi komşumuzun anlattığına göre çok da cömert insanlardı.


Günlerden bir gün aynı komşumuzun balkonunda ailece oturmuş sohbet ederken çayın yanında ikram edilen kekin aroması ve lezzeti o kadar hoşuma gitti ki gayrı ihtiyari tarifini istedim. Komşum hatırlamaya çalışarak kekin malzemesini sayarken, tahin ticareti yapan kiracısının verdiği tahin ile yine onların verdiği tarifle pişirdiğini söyledi. Yanlış hatırlamıyorsam hamuruna ve piştikten sonra da üzerine olmak üzere iki su bardağı tahin ile pişirmişti. Aramızda şakasını yaptığımız bedava tahinle yapılan kek muhabbeti yaz boyunca sohbetlerimizde bizi güldürmeye devam etti.

13 Aralık 2018 Perşembe

MÜSLÜM Baba...Arabeskin Efsane İsmi...

Beş yılı aşkın bir süre önce "Müslüm Baba'ya Acil Şifalar" başlıklı bir yazı ile yoğun bakımda yatmakta olan Müslüm Gürses hakkında duygularımı ve dileklerimi paylaşmıştım. Acil şifa dileklerim maalesef  ecele yenildi ve Müslüm Gürses bu dünyadan göçtü, gitti. Beş yıl sonra Baba'nın ardından hayırsever, değerbilir, vefakar birileri güzel bir işe kalkıştılar ve Müslüm Gürses'in hayatını beyaz perdeye aktardılar. Ben durur muyum? Elbette hayır. Sanata, sanatçıya saygılı olan insanlara biz de ilgi ve alakamızı eksik etmeyiz.


Vizyona girdiği gün olmasa da takip eden haftalardan birinde bir gün sinemanın yolunu tuttuk. Bilet için yanaştığım bankodaki görevliye yekten "Müslüm nasıl gidiyor?" diye sordum. Medyada filmle ilgili gişe sonuçlarından o kadar çok bahsedildi ki; sadece maliyetini çıkarabilmesi için bile milyonlarca bilet satılması gerektiği o kadar söylendi, yazıldı çizildi ki ben de onların tesiriyle olsa gerek böyle bir şey sorabildim. Film bildiğim kadarıyla 1000 kopya ile vizyona girdi. Büyük bir yatırım ile binbir itina ile gerçekten özenle yapılmış bir film.

27 Ekim 2018 Cumartesi

ŞORTUMA DA BAŞÖRTÜME DE KARIŞMA...Kadın Dayanışması...

Son yıllarda sosyal medyada, televizyonlarda bir takım adamlar kimisi modern görünümlü kimisi sakallı, kerameti kendinden menkul hoca efendiler kameraların karşısına geçip, ahkâm kesiyorlar. İnsanların yaşayışlarına, giyim kuşamlarına, hal ve tavırlarına karışmak diyebiliriz ama bence karışmanın da ötesinde hüküm veriyorlar. Kendilerince olması gerekeni din üzerinden empoze etmeye çalışıyorlar. Toplum bilimci, sosyolog veya psikologların alanına girecek konularda bile gayet rahat, fütursuzca fetva vermeye kalkıyorlar.


Halbuki bir dindara, insanları *zemmetmek yakışmaz. Dindar insan, hele ki din alimi ise insanlara kusur atfetmez. Onları rencide etmez. Şeytanın aklına gelebilecek fikirleri insanların aklına sokmaz. Aksine, insanlarda gördükleri iyi hasletleri överler. Yanlış yolda olanları münasip bir lisanla ikaz ederler. İlim sahibi, alim kişi büyüklenmez, bilmeyenleri hakir görmez. Alaycı bir dil kullanmaz. Duruşu ciddidir ama insanlarla olan münasebetlerinde her daim mütebessimdir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...