12 Temmuz 2016 Salı
PUSLU KITALAR ATLASI...İhsan Oktay Anar
8 Temmuz 2016 Cuma
ZEYTİNYAĞLI AYŞE KADIN FASULYESİ...Yaz Yemekleri...
Yaz aylarını uzun yıllardır Trakya'nın Kuzey Ege sahillerinde geçiriyoruz. İl ve ilçe merkezinde veya yakın illerde yaşayan ailelerin çoğunluğu teşkil ettiği bir nüfusu vardır. Ancak, Türkiye'nin her köşe bucağına gitmekte hiçbir beis görmeyen İstanbul'lular burada da trakyalı nüfusla yarıştalar. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında yazlık evimize doğru yola çıkarız. İlçe merkezine vardıktan sonra sahile kadar olan yol boyunca yolun her iki tarafında ayçiçeği tarlaları uzanır. Bol yapraklı bodur gövdelerinden tanımanın mümkün olmadığı ayçiçeği bitkisi Temmuz ayına doğru boy atar ve gövdenin en ucunda meşhur sarı yapraklı çiçekleri günden güne büyür, çekirdeklenir.
Köylü, yağlık ayçiçeği, buğday gibi sanayi ürünleri dışında tarlalarının bir bölümünü sebze yetiştirmeye ayırır. İkliminin gereği Temmuz ayında ancak olgunlaşan kırmızı ve pembe domatesler, bamyalar, acı-tatlı sivri, çarliston ve dolmalık biberler ve top patlıcanların lezzetleri ve tazelikleri ile sofralarımız her öğün bayram sofralarına dönüşür. Ağustos güneşinin bereketiyle dalında olgunlaşan çeşitli meyveler ve tarlalarda yata yata büyüyen kavun ve karpuzlar ayın sonuna doğru bostanların bozulmasıyla traktör kasalarında yazlıkçılara satış için dolaştırılır.
Köylü, yağlık ayçiçeği, buğday gibi sanayi ürünleri dışında tarlalarının bir bölümünü sebze yetiştirmeye ayırır. İkliminin gereği Temmuz ayında ancak olgunlaşan kırmızı ve pembe domatesler, bamyalar, acı-tatlı sivri, çarliston ve dolmalık biberler ve top patlıcanların lezzetleri ve tazelikleri ile sofralarımız her öğün bayram sofralarına dönüşür. Ağustos güneşinin bereketiyle dalında olgunlaşan çeşitli meyveler ve tarlalarda yata yata büyüyen kavun ve karpuzlar ayın sonuna doğru bostanların bozulmasıyla traktör kasalarında yazlıkçılara satış için dolaştırılır.
26 Haziran 2016 Pazar
DERT EDİNMEK...Başkaları ve Biz
Geçtiğimiz kış hiç aklımda olmayan bir iş geldi başıma. Doğrudan doğruya kendi dalgınlığım ve dikkatsizliğim sebebiyle yaşadığım olay belki hayati bir konu değildi ama kâbus gibi üzerime çöktü. Düzeltilmesi zaman alacağı gibi aileyi de meşgul edecekti. Sorunu yaratan kişi olarak adeta "Dünya yıkılmış ben de altında kalmıştım". Hatamı telafi için aklım devamlı çare aramakta, beynim uyku saatleri haricinde tam mesaideydi.
Günlük hayatta herkes gibi ben de bir çok problemle karşılaşıyorum, sıkıntılar oluyor ama genelde kısa bir üf! çektikten sonra kendime üzüntü yapmadan sorunu çözmeye çalışırım. Problemin çözülmesi zamana yayılacaksa, başlamak yolun yarısıdır deyip, sabırla beklemeyi de bilirim. Ancak, bu defa öyle olmadı. Sorunun benden kaynaklanması ve sonuçlarından ailemin de etkileniyor olması problemi bir an önce çözmeye itiyordu beni.
Günlük hayatta herkes gibi ben de bir çok problemle karşılaşıyorum, sıkıntılar oluyor ama genelde kısa bir üf! çektikten sonra kendime üzüntü yapmadan sorunu çözmeye çalışırım. Problemin çözülmesi zamana yayılacaksa, başlamak yolun yarısıdır deyip, sabırla beklemeyi de bilirim. Ancak, bu defa öyle olmadı. Sorunun benden kaynaklanması ve sonuçlarından ailemin de etkileniyor olması problemi bir an önce çözmeye itiyordu beni.
14 Haziran 2016 Salı
ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR...Muhteşem İkili...
Mevsimindeyiz ya ardarda yeniden yeniden enginar pişirme günlerindeyim. Biri bitiyor, yenileri alınıyor ve farklı tariflerle pişiriliyor. Zannedersiniz ki, enginar festivali var da yer gök enginar olmuş. Sebze pişirmek istediğim zaman gözüm sadece enginar tezgahlarında. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum ama bir an önce bitse iyi olur. Çünkü, yaz sebzeleri burnumda tütüyor. Her defasında son bir defa daha diyerek enginar tezgahına yöneliyorum. Yok yok! hakikaten bu son olsun.
Madem ki son defa pişiriyorum yine annemin usulünde olsun istedim. İyi ki de öyle düşünmüşüm zira iç baklalı enginarı özlemişim. Şu anda bu sayfada ziyaretçi olanlar yani tarifimi merak edip gelenler mutlaka enginarı sevenlerdir. Ancak, enginarı sevmeyen ve asla yemem diye direten çok insan var maalesef.
Madem ki son defa pişiriyorum yine annemin usulünde olsun istedim. İyi ki de öyle düşünmüşüm zira iç baklalı enginarı özlemişim. Şu anda bu sayfada ziyaretçi olanlar yani tarifimi merak edip gelenler mutlaka enginarı sevenlerdir. Ancak, enginarı sevmeyen ve asla yemem diye direten çok insan var maalesef.
2 Haziran 2016 Perşembe
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR...Garnitürlü
Bizim evin mutfağı annemize aitti ve yemek pişirirken ayak altında dolaşmamıza tahammülü yoktu. Annemiz, yemek pişirmesini kimden ve nasıl öğrenmiş bilmiyorum ama kendine ait özel bilgilere ve yemek zevkine sahipti. Herhangi bir et yemeğine ilave edilecek sebzelerin çeşidi onun için belliydi ve yemeklerinde en ufak bir farklılık olmazdı. Keza, zeytinyağlıların da pişirme tekniği ve ilave edilecek sebzeleri değişmezdi. Örnek vermek gerekirse, Zeytinyağlı Enginar yemeği tüm malzeme çiğden konularak pişirilir ve garnitürü de mutlaka iç bakla olurdu.
Annem yaşlandıkça ve bazı rahatsızlıklarından dolayı gücü azalınca, yavaş yavaş mutfakla ilişiğini kesti ama o üzülmesin diye her yemeği ona sorarak pişirdim. Yeni tarifler her zaman için ilgimi çekmiştir ve denerim ama anne yemeği diye de bir gerçek var. Annemin yemekleri, pişirme usulleri bakımından sağlıklı olduğu kadar lezzetleri de yerindedir. Damak tadımızı şekillendiren anne yemekleri hiçbir zaman unutulmuyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
