Reçel dediğin tadı iç bayıltacak, tereyağlı ekmek diliminin üzerine az bir miktar sürülmesi yetecek. Son yaptığım kuşbaşı doğranmış ayva reçelini az su ve az şekerle kaynattığım için iç bayıltmak bir yana hafif tadıyla bilhassa iç açıyor ve yemelere doyamadığımız için de reçel kavanozu tez vakitte boşalıyor.
Semt pazarındaki taze sebze-meyvelere dayanamayıp, her zaman ki gibi ihtiyacımdan fazlasını satın aldığım için bir hafta önce kaynattığım reçel bitmediği halde kalan ayvaları pişirmek için mutfağa girdim. Bu sefer tadı yerinde, tam reçel kıvamında pişirmeye karar verdim. Güzelce yıkadığım ayvaları kabuklarıyla rendelemeye başladım.
16 Kasım 2013 Cumartesi
14 Kasım 2013 Perşembe
ORHAN VELİ KANIK...14 KASIM 1950...Ölümünün 64 üncü yılında anıyoruz!
Orhan Veli Kanık, 1950 yılında aramızdan ayrılmış. Bu ölüm tarihi kesin olmasa, ben yemin edebilirim şairin o tarihte ölmediğine. Haydi bebeklik, çocukluk yıllarımdan geçtim ama ilk gençlik yıllarımda şiirlerini şiir defterime özenle yazdığım şairin o yıllarda hayatta olmadığını nasıl kabul edeyim!
12 Kasım 2013 Salı
ARMUTLU PASTA...
Uzunca bir süredir şerbetli tatlıları hayatımızdan çıkardık ama bizim sofralar tatlısız olmaz. Yaz aylarında çeşit çeşit sütlü tatlılar pişirdim ve birçoğunu da buradan paylaştım. Yaz mevsimi geçip, havalar serinleyince sütlü tatlılar yerine başka bir şey denemek istedim ve bir kaç reçetenin karışımından bembeyaz bir pasta ortaya çıkardım.
Pasta, çay sofralarına yakıştığı gibi bilhassa doğum günleri, nişan ve düğün törenlerinin baş ikramıdır. Aslında, pastayı pastacıdan satın almayı tercih ederim. Evde amatörce yapılan pastalar, malzeme çeşidinin temininde ve profesyonellik bakımından pastane pastalarıyla boy ölçüşemez.
Pasta, çay sofralarına yakıştığı gibi bilhassa doğum günleri, nişan ve düğün törenlerinin baş ikramıdır. Aslında, pastayı pastacıdan satın almayı tercih ederim. Evde amatörce yapılan pastalar, malzeme çeşidinin temininde ve profesyonellik bakımından pastane pastalarıyla boy ölçüşemez.
7 Kasım 2013 Perşembe
AYVA REÇELİ...Kuşbaşı Doğradım...Tadı Jöleli.
Yaz bitti, sonbaharın bu son ayında yazdan kalma günler yaşıyoruz ama kış kapıda. Kış mevsiminin çetin şartlarında evlerde mahsur kalırız korkusuyla olsa gerek kavanoz kavanoz konserveler, turşular, reçeller yaptık. Bu işlerin bir büyüsü var herhalde ki kendimi alamıyorum. Her boş kavanozu doldurdukça, görevini yapmış bir insanın rahatlığını hissediyorum.
Yaz meyvelerinden reçeller kaynattım. Mesela, Mürdüm Eriği Reçeli bunlardan biri ve tarifini de bu sayfalarda paylaştım. Reçelleri az şekerli ve meyve yoğunluklu yaptığım için bize reçel dayanmıyor. Yazın kaynattığım reçellerin hepsi bitti.
Yaz meyvelerinden reçeller kaynattım. Mesela, Mürdüm Eriği Reçeli bunlardan biri ve tarifini de bu sayfalarda paylaştım. Reçelleri az şekerli ve meyve yoğunluklu yaptığım için bize reçel dayanmıyor. Yazın kaynattığım reçellerin hepsi bitti.
5 Kasım 2013 Salı
ÖLMEK...Öleceğini Bilmenin Dayanılmaz Ağırlığı
Eşref-i mahlukat olarak tanımlanan insan, diğer yaradılanlardan farklı olarak akıl, fikir, düşünce, muhakeme ve daha bir çok üstün yetenekle donatılmıştır. Bu üstünlük bir yandan da insanın handikapıdır. Çünkü, üstün yaratılan insanın büyüklüğüne yaraşır davranışlar göstermesi beklenirken aksine çoğu insan üstünlüğünü güçsüzler üzerinde kullanmaktan çekinmemiştir. Oysa üstünlük, azamet ve güç, muhtaçları korumak ve kollamak için kullanılırsa sahibine şeref kazandırır. Bunun için de insanın mütevazi olması gerekir. Üstünlüğünü bile bile mütevazi olabilmek kolay olmadığı için tevazu sahipliği de ayrı bir meziyettir.
Aslında, tüm azametine rağmen insan bir bakıma zavallıdır. Çünkü, öleceğini bilen tek canlı insandır ve ölüm gerçeği en büyük korkusudur. Ölüm, insan zihninde, yitmek, yok olmak, sahip olduklarından ve sevdiklerinden ayrı kalmak demektir. İnsanoğlu belki de kendisine verilen üstün yeteneklerinin bedelini ölüm korkusu ile ödemektedir.
Aslında, tüm azametine rağmen insan bir bakıma zavallıdır. Çünkü, öleceğini bilen tek canlı insandır ve ölüm gerçeği en büyük korkusudur. Ölüm, insan zihninde, yitmek, yok olmak, sahip olduklarından ve sevdiklerinden ayrı kalmak demektir. İnsanoğlu belki de kendisine verilen üstün yeteneklerinin bedelini ölüm korkusu ile ödemektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

