Bu aralar, zaman kavramını çok fazla konuşur olduk. Ben dahil etrafımdaki herkes aklımızı fena taktık. Zamanın hızlı geçtiğini düşünüyoruz. Zamanın hızlı geçmesinden rahatsızız. Sohbet esnasında laf dönüp, dolaşıp her defasında hızla akıp giden zamana geliyor ve başlıyoruz şikayete. Aslında, sadece zaman geçse hiç derdimiz değil. Bizim derdimiz geçen zamanla birlikte yaş alıp, yaşlanmak. Kadınıyla, erkeğiyle insanlar yaşlanmak istemiyor. Hepimiz yaşlanmaktan ölesiye korkuyoruz.
Kozmetik sanayii, estetik cerrahi ve cümle estetisyenler, yazılı ve görsel basında yer alan reklamlarında devamlı yeni ürünleri ve yeni yöntemleri duyurarak bunu bize empoze ediyorlar. Yaşlılığın ayıp bir şey olduğu algısını zihinlerimize yerleştirmeye çalışıyorlar. "Bu kadar ürün ve yöntem varken yaşlanmak niye, bunları satın al ve genç kal"diyorlar. Buradaki anahtar kelime satın almak yani ticaret. Bize gençlik sattıklarını düşünüyorlar. Tüm bu beyin yıkamaların sonucunda da olan bize oluyor. Geçen günler ve haftalar bize yaşlanmayı hatırlatıyor ve biz de başlıyoruz ahlanıp, vahlanmaya.
yaşlanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşlanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ocak 2016 Cumartesi
ZAMAN GEÇİYOR...Yaşıyorsan, Yaşlanırsın...
Etiketler:
deneyim,
Dünya,
Ergül Sırkıntı,
Havadan sudan,
Hayat,
Hayata Dair,
insan,
izafi,
Rabia Serteli,
şiir,
tecrübe,
yaşam,
yaşlanmak,
yaşlılık,
zaman
3 Nisan 2012 Salı
HAYAT DEVAM EDİYOR...
Bugün Nisan'ın ikinci günü, dün 1 Nisan doğum günümdü ve ben bir yaş daha aldım. Her yıl aynı şey oluyor. Ben istemiyorum ama almayayım da diyemiyorum. Halbuki memnuniyetle bu alacağımdan feragat edebilirim. Yaş almak, almak fiilinden ötürü sahip olmak manasına geliyorsa da bu iki kelime yanyana gelince başka bir durumu çağrıştırıyor ki; yaş almak aslında yaşlanmak oluyor.
Doğduğum gün uzaklarda kaldı. Her yıl daha da uzaklaşıyorum. Buna rağmen doğum günümü kutlamak, hayal-meyal hatırlanabilen vaktiyle terkedip gitmiş eski bir sevgiliyi anmak gibi mazoşist bir durum anlayacağınız.
Doğduğum gün uzaklarda kaldı. Her yıl daha da uzaklaşıyorum. Buna rağmen doğum günümü kutlamak, hayal-meyal hatırlanabilen vaktiyle terkedip gitmiş eski bir sevgiliyi anmak gibi mazoşist bir durum anlayacağınız.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
