13 Aralık 2012 Perşembe

ÖFKE BALDAN TATLI...

Sevgide güneş gibi ol
   Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
      Hataları örtmede gece gibi ol
         Tevazuda toprak gibi ol 
            Öfkede ölü gibi ol 
               Her ne olursan ol 
                  Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.


10-17 Aralık tarihleri arasında düzenlenen Hz. Mevlana'yı anma törenleri vesilesiyle gündeme gelen her satırı ayrı ayrı çok değerli olan bu sözlerden biri olan "Öfkede ölü gibi ol" sözü, son yıllarda yaşanan şiddet olayları nedeniyle daha bir öne çıkıp, daha bir anlam ve önem kazanıyor. Biz, uzun zamandır öfkeli bir toplum olduk. Aslında, bu hep böyleydi ama zaman zaman demokrasi hayatımızda meydana gelen duraklamalar ve bunun doğal sonucu bazı kısıtlamalar -sayesinde- insanlar öfkelerini kontrol etmek zorunda kaldılar. 

Ancak, buradaki öfke kontrolü istek dışı cereyan ettiği ve mecburi olduğu için insanların bünyelerinde yerleşemedi. Çünkü, insanın beyninde kabul görmemiş ve özgür iradesi dışında gelişen bir durumun başarıya ulaşma imkanı sözkonusu bile olamaz. Nitekim, olmadı da. Olmadığı gibi mevcut öfkeyi de arttırdı. Adeta- öfkesi burnunda- bir nesil yetiştirdik.

Öfkenin tanımını yapacak olursak, hoşa gitmeyen ve istenmeyen herhangi bir durumda tüm insanlarda ortaya çıkabilecek bir -tepki- duygusudur. Öfkelenmek herkesin de hakkıdır. Duyarlı insanlar öfkelenir. Zaman zaman, öyle yanlış olaylara şahit oluyoruz ki, öfkelenmemek elde değil. Bu öfke sayesinde şahidi olduğumuz haksızlıklara dikkat çekebiliriz. Aksi takdirde, öfkesizlik bizi duyarsızlığa kadar götürebilir.

Ancak, "öfke baldan tatlıdır" atasözüyle de anlatılmak istenen, bazı insanların bu duyguya yenilmesidir. Zira, öfke insani olduğu kadar da tehlikeli bir duygudur. Diğer duyguların aksine öfke duygusu kişiyi olduğundan daha güçlü gösterir. Bu güç gösterisi kişinin kontrolünden çıkarsa hem kendisine hem de etrafına zarar verir. Bunun örneklerini her gün gazetelerde okuyoruz. Hastanelerde hasta yakınlarının doktorlara davranışları, futbol sahalarında yenilen takımın taraftarlarının sahalara ve sokaklardaki göstericilerin şehre verdikleri zararlar v.s. gibi...

Bu gün ilim, öfkeyi bir rahatsızlık olarak kabul ediyor ve öfkenin kontrolünü sağlamak için yöntemler geliştiriyor. Bu yöntemleri öğrenerek ve Hz. Mevlana'nın sözünün de ışığında telafisi mümkün olmayacak hatalar yaptıran öfkemizin -dizginlerini- kontrolünü elimize almanın zamanı gelmiştir.

Hz. Mevlana'nın, hayranlıkla okuduğum ve içinde barındırdığı hikmetlerden nasiplenmeyi arzu ettiğim sözlerinin dünya durdukça, tüm insanlığa yol göstermeye devam etmesi ümidiyle...







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...