11 Mayıs 2012 Cuma

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE...Fular Önemli...

Bu yaşıma geldim bedenimi beş-on yıldır tanımaya başladım diyebilirim. Uzun yıllar boyunca her yıl kış-yaz demeden bilhassa bahar aylarında soğuk algınlığı ve farenjit'ten muzdarip en az bir hafta ateşler içinde yatak-döşek yatardım. Hastalık neyse-ne de güzel havalarda eve kapanmak yok mu! 



Bilhassa bahar aylarında pencerenin arkasından masmavi gökyüzünü seyretmek adeta işkence olurdu. Gel zaman, git zaman anladım ki; beni her defasında yatağa düşüren sebep boğaz ve bademciklerimin hassasiyetiymiş. 

Evvelce, günlük-güneşlik havalara kanar güneşi görünce boynum-boğazım açık dışarı çıkardım. Halbuki, güneş bütün ihtişamıyla parlasa bile bahar aylarındaki esintiler beni üşütmeye yetiyormuş. Her neyse, o gün bu gündür dışarıya çıkarken çok sıcak yaz ayları haricinde boynuma mutlaka bir fular dolarım. 



Şansıma da yıllardan beri devam eden bir fular modası var. Kış aylarında soğuğa karşı eskiden beri mecburen kullandığımız yün atkılar bile bu modayla beraber daha da çeşitlendi. Beni asıl ilgilendiren ise mevsim geçişlerinde bahar esintilerine karşı boynumu-boğazımı koruyan fularlar. 

Bunun için de ipek ve pamuk ipliğinden mamul çok hafif, ufak bir esintiyle uçuşan, varlığı hissedilmeyecek kadar incecik fularları çok seviyorum. O kadar güzeller ki; sağlığımı korumak maksadıyla kullanmaya başladığım fularlarım, epey bir zamandır kıyafetlerimi tamamlayan vazgeçilmez aksesuarlarım oldular. 

Ümidediyorum, bilhassa bahar aylarında benim gibi sık sık farenjit olup, yatağa düşenler için yol gösterici olmuşumdur. Aslında, bu gün niyetim çok başka bir konu hakkında yazmaktı ama giriş bölümü uzayınca, yazımızın konusu da farenjit ve fular oldu. 

Neye niyet, neye kısmet...



Yazarın notu: İnternet ortamında, atkı ve fular modelleri o kadar şık, güzel ve çok ki; sayfam için seçim yapmakta çok zorlandım. 




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...