16 Mayıs 2016 Pazartesi

DERDİNİ ANLATMA...Dinleyen Yok!

Herkes anlatmak istiyor ama kimse dinlemiyor. Dinleyen olmayınca da anlatmanın manası kalmıyor. Kabul günlerinde veya dışarıdaki buluşmalarda karşılıklı hatır sorduktan sonra o günlerde yaşadığın bir derdini, bir sıkıntını veya sevincini doğal olarak anlatmaya başlıyorsun. Bir iki cümle kurdun kurmadın arkadaşın ağzından çıkan lafı kapıp başlıyor anlatmaya.


Mutlaka sizin de başınıza gelmiştir. Çünkü, bu durum son zamanlarda fazlalaştı. Bazen dinliyor gibi yapılıyor ama çoğu zaman buna bile lüzum görülmüyor. Lafını bitirmeni beklemeden alakasız bir konuya giriveriyorlar. Sen de öylece kalakalıyorsun. Hafif bir şok halinden sonra kendine dönüp bir iç muhasebesi yapıyorsun oracıkta. "Acaba fazla konuşmuş olabilir miyim?" diye ama bunun doğru olmadığını biliyorsun. Zira daha bir kaç cümle ya kurdun ya kurmadın.

Bu durumun seninle hiçbir alakası yok. İnsanlar değişti, sabırsız ve tahammülsüz oldular. Bu durumda yapacağın iki şey var. Ya ağzını açmadan oturup, konudan konuya atlayan arkadaşını ses çıkarmadan dinleyeceksin. Ya da arkadaşını kendi silahıyla vurmak üzere sen de onun gibi davranacaksın. Ağzından lafını alıp, başlayacaksın anlatmaya. Bazen, arkadaşın sesini keser, dinlermiş gibi yapar sen sevinirsin iki çift laf edeceğim diye. Bazen de karşındaki senden dişli çıkar senin lafı aldığını farketmez görünüp, konuşmaya devam eder. Sen yine susup, oturabilirsin ya da arsızlığı ele alıp, konuşmana devam edersin.

Öyle olur ki; sözünün kesildiğini anlamazdan gelerek konuşmaya devam eden arkadaşın ve lafı aldığını zanneden sen ikiniz bir ağızdan konuşmaya başlamışsınız. İnsan hem konuşup, hem de dinleyemeyeceğine göre anlattıklarınız havada kalıyor demektir. Bu durumda, "Paylaştıkça azalan dertler ve paylaştıkça artan mutluluklar" klişesi koca bir yalan oluyor.

İki kişilik sohbette durum böyle ama bir de bunu kalabalık bir arkadaş toplantısında gözünüzün önüne getirin. Daha doğrusu kulaklarınızın durumunu düşünün. Akşam üzeri kabul gününden ayrılan hanımların tek istediği bir an önce kendini eve atıp, yarım bardak su ile başağrısı hapı alıp, yatağa girmek veya en azından kanapeye uzanmak olacaktır.

Anlayacağınız iki çift laf etmek de artık zorlaştı. Siz siz olun, derdinizi dinleyen, mutlu olduğunuzda sizinle neşelenen bir arkadaşınız varsa kıymetini bilin.