9 Ocak 2015 Cuma

MERHAMET...İçimizi Isıtanlar...

Geçen hafta, yağmurlar sebebiyle aksattığım yürüyüş için dışarı çıktım. Havada yağmur yoktu ama insafsız bir soğuk vardı. Yün atkı, eldiven, manto ve çizmelerimle soğuğa karşı önlemimi almış yürüyordum. Boynum boğazım kapalı, yürüyüş sırasında artan vücud harareti ile üşümüyordum ama soğuk havayla temasta olan yüzümün soğuktan etkilendiğini hissettim. Hatta, çerçeveci dükkanının önünden geçerken göz attığım vitrindeki altın varaklı aynada kızarmış yanaklarımı görünce, utangaç genç kızların kızaran yanaklarına benzettim.




Kafamda iyi-kötü binbir düşünceyle bakınarak yürürken sol tarafımdaki apartmanın giriş katı dairesinin önünde bir adam, balkondaki kadından bir şeyler aldı ve oradan ayrılıp, yanım sıra yürümeye başladı. Bir elinde, içinde iki dilim kakaolu yaş pasta olan bir tabak, diğer elinde büyükçe, kulplu, dumanı üstünde bir kahve kupası tutuyordu. Ayaklarında lastik çizme, başında yün beresi ile sıkı giyindiği belli bu adamın yüzüne baktığımda mesut bir ifade gördüm. Ben de gayrı ihtiyari gülümsedim, duyurmaya çalışarak,
-Afiyet olsun, dedim.
Yüzündeki mesut ifade hafif bir gülümsemeye dönüşürken, başıyla selam vererek, teşekkür etti ve yoldan ayrılarak, sola doğru seğirtti.

Meşhur marketler zincirinin bir şubesi olan dükkana yönelen adamın, marketin önündeki meyve-sebze reyonunda çalışan bir market elemanı olduğunu anladım. Yan apartmanın giriş katında oturan hanımefendi, sıcak evinde belki yalnız, belki de misafiriyle yiyeceği pastasını ve kahvesini yandaki marketin elemanıyla paylaşma gereğini duymuş, belli ki boğazından geçmemiş.

Merhamet, bence bir insanın sahip olabileceği en üstün meziyet. Her insan merhamet sahibi olamaz. Merhamet, içinde daha pek çok başka duyguyu da taşır. İçinde mutlaka sevgi vardır. Bu sevgi kişisel olduğu gibi insana ve diğer tüm mahlukata karşı duyulan uhrevi bir sevgi de olabilir. Sevgi, saygısız mümkün olamayacağına göre saygı ve şefkat de merhametin olmazsa olmazlarıdır. Merhametli insan, -Aman sende! diyemez.
-Bana ne! diye arkasını dönüp, gidemez. O, vicdanının sesini dinler. Çünkü, vicdanımızın sesi bize doğruyu gösteren bir terazidir.

Her türlü havada, kış aylarının dondurucu soğuğunda, yaz aylarının yakıcı sıcaklarında açık hava mekanlarında bizim için çalışan, hatta o şartlarda çalışırken kaprislerimize boyun eğen, sorularımızı cevaplayan ve tüm bunları yaparken, nazik, neşeli ve ilgili olmasını istediğimiz, belki de ufak bir ihmallerinde azarladığımız bu insanlara karşı biraz minnet, biraz mahcubiyet, daha da çok üzerimizde haklarını hissettiğim için olsa gerek; hanımefendinin davranışı ile üzerimde bir hafiflik hissettim.

Teşbihte hata olmaz! "Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisinin hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur." (Maide suresi:32) ayetine atfen, naçizane "kim bir insana merhamet ederse bütün insanlara merhamet etmiş olur," diye düşündüm.

O hanımefendi, üşüyen bir işçinin içini ısıttığını düşünürken aslında hepimizin, tüm insanlığın içini ısıttı.



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...