11 Kasım 2012 Pazar

HATASIZ KUL OLMAZ...Hatalarımızla varız...

Hatalarımız ve yanlış kararlarımız için umumiyetle gençliğimizi mazeret olarak öne süreriz. Çünkü, çağrıştırdığı bir çok duygu ve düşüncenin yanısıra gençlik kelimesi aynı zamanda cahillik ve tecrübesizlik anlamlarında da kullanılmaktadır. Tahsil, aile ve iş hayatımız ile ilgili almış olduğumuz kararlarımızı düşündüğümüzde, bu gün geldiğimiz nokta vaktiyle almış olduğumuz o kararların neticesidir. 



Bu günkü durumumuzdan memnun isek beis yok kendimizle gurur duyabiliriz amma ve lâkin bu günkü yaşadığımız hayattan daha fazlasını hak ettiğimizi düşünüyorsak gençliğin mazeretine sığınıveririz. Doğru yaptıklarımızı kendi aklımıza ve kaabiliyetimize mal ederken hatalarımızı gençliğe yüklemek ne kadar doğrudur. Demek istediğim, hatalarımız ve yanlış kararlarımız için suçu gençlikte aramak gerçeklerden kaçıştır. 

Çünkü, bir insanda akıl ya vardır ya yoktur. Akıllı insan, çocuklukta da  gençlikte de yaşlılıkta da akıllıdır. Akıl insana doğuşta verilir. İnsanlar yaş aldıkça akıllanmıyorlar, sadece tecrübe ediniyorlar. Aslında, bu tecrübelerden sonuç çıkarmak ve yararlanabilmek için de yine akla ihtiyaç olduğu yadsınamaz bir gerçektir.





Tabii ki, tecrübe çok önemli. Kazandığımız deneyimler, ders almış olmamız kaydıyla hayatta pusulamız olabilir. Hatta, hata yapa yapa hata yapmamayı öğreneceğimiz de bir gerçektir. Ancak, her şey bu kadar basit olamaz. Çünkü, insanlar ileri yaşlarda da hata yapabiliyorlar.

Düşüncelerimin geldiği bu noktada, dürüstlüğün altını çizmek isterim. Her yaşta hata yapabileceğimizi ve yanlış kararlar alabileceğimizi kabullenmemiz, herhangi bir mazeretin ardına sığınmadan, hatalarımızla yüzleşmemiz gerekiyor. 


Orhan Gencebay'ın meşhur şarkısında da dediği gibi,

"Hatasız Kul Olmaz".