23 Eylül 2012 Pazar

BAĞBOZUMU...Biri Ölürken Diğeri Doğar...Hayat Böyle Devam Eder

Büyükçe bir salkım üzümü ikram etmek üzere tabağın içerisinde salona getirdiğimde bölüştürmeden evvel bir fotoğrafını çekmek istedim. Birazdan yok olacak salkımı ebedileştirmek değildi gayem, elbette!!! Ama, şarabi renkli taneleriyle salkımın güzelliği ve sehpanın üzerinde duran hazan yaprağının çağrıştırdıkları buna sebep olmuş olabilir. 



Belki de sebep üzüm üreticilerinin yılın en heyecanlı günlerini yaşıyor olmalarıdır kimbilir? Malumunuz, üzüm hasatı mevsimindeyiz. Üzümlerin olgunluğa eriştiği tarihte yöresine göre Ağustos'un ortalarında başlayan bağbozumları, değişik yerlerdeki bağlarda Eylül ayı boyunca devam etmektedir.

Antik çağda, hasadın bereketli olması için üzümün ve şarabın tanrısı olarak kabul edilen Dionysos adına şenlikler düzenlenirmiş. O günlerden beri bilhassa Ege bölgesinde Bağbozumu Şenlikleri yapılmaktadır. 




Üzüm yetiştiriciliğinin, Ege bölgesine has olduğu gibi bir algı olsa da -en azından bende öyledir -  aslında memleketimizin her bir köşesinde üzüm yetiştirilmektedir. Bu sebeple de yetiştiği yerin ya toprağından, ya havasından ya da suyundan, her yörenin üzümleri farklı lezzet ve renktedir.




Üzüm salkımının fotoğrafını çekerken elime geçen sonbahar yaprağından bahsetmiştim. Sararıp, solmuş yaprağın taze üzümün yanında ne işi var diyenlere şöyle diyebilirim. 

"Farkındaysanız, her ikisi de bu mevsime ait" 

Çınar yaprağı, suyu çekilmiş sararmış, dalından kopmuş hatta biten -ölen- bir şeyi temsil ederken, yanındaki salkım üzüm ise taptaze iri ve diri taneleri ile hayatı ve yaşamayı temsil ediyordu. 

Aynı anda, ellerimde hem ölümü yani yokoluşu tutuyorum, hem de hayatı yani varoluşu. 

Başlığa da aldığım gibi biri ölürken, başka bir yerlerde birileri doğuyor. 

Hayat, böyle devam ediyor...





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...