26 Nisan 2018 Perşembe

ŞEKER PORTAKALI...José Mauro de Vasconcelos...Zezé

Kahramanı çocuk olan romanları çok daha farklı seviyorum. Çoğunlukla yazarın kendi çocukluğu olan bu romanlar benim için bir nevi başucu kitabı gibidir. Dertlerimi yakınlarıma açan bir insanım ama kederimi kendi içimde yaşamak istediğim zamanlar da oluyor. Öyle zamanlarda, daha evvel kaç kere okuduğum hiç önemli değil, sevdiğim bir kitaptaki roman kahramanı çocuğun hüzünlerine ortak olurum. Onunla ağlar, onunla gülerim. Gözlerimden akan yaşlarla kederimi unutur, sevinçleriyle de sızılarımın azaldığını hissederim.

 

Bugün burada bahsedeceğim kitabımız üç kitaplık seri romanın ilki olan Şeker Portakalı'da kahramanı çocuk olan bir roman. Yazarı, José Mauro De Vasconcoles, yarı kızılderili yarı portekiz yoksul bir ailenin 11 çocuğundan biri olarak 26 Şubat 1920 de doğdu. İki yıl tıp eğitimi olan yazar deyim yerindeyse hiçbir işte dikiş tutturamadı. Girip çıkmadığı, yapmadığı iş kalmadı ama 1942 yılında yazdığı ilk romanı Yaban Muzu ile gözlem ve anlatıcılık yeteneğini ortaya koydu. Ardından gelen diğer romanlarıyla ünü Brezilya'nın sınırlarını aştı. Kitapları hala tüm dünya ülkelerinde büyük bir ilgiyle okunan yazar 1984 Temmuz'unda hayata veda etti.

Yazarın, "Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü" notuyla başladığı romanın kahramanı Zezé, hayal gücü çok güçlü bir çocuktur. Evlerinin arka bahçesindeki portakal ağacı fidesiyle konuşup, dertleşir. Henüz 5 yaşında iken evde kendi kendine okumayı sökecek kadar akıllı ama çevresine vereceği zararları hiç düşünmeden eğlenmek için her türlü yaramazlığı yapan, yaptığı yaramazlıklar için de ailesindeki herkesten tonlarca dayak yiyen bir çocuk.


Zezé'nin, yoksul ailesiyle yaşadığı evi, akıl danıştığı dayısı ve öğretmenini çok sevdiği okulu arasında geçen günlük hayatının dışında bir de sokaktaki hayatı vardır. İşsiz babası, evi geçindirmek için bir kaç işte birden çalışan annesi, kendi havalarındaki ablaları ve ağabeyi ile evde anlaşılmadığını, hatta sevilmediğini düşünen Zezé, sokaklarda mutludur. Ancak, bu mutluluk kısa sürecektir. Zezé, 5 yaşındaki çelimsiz bir çocuğun kaldıramayacağı kadar büyük bir acı ile altüst olur, yataklara düşer.

On iki günde yazdığı bu romanı için "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyleyen yazar, Zezé'nin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri Güneşi Uyandırmak ve Delifişek adlı romanlarıyla anlatmaya devam etmiştir.

Bu üçlü seri romanları dilimize Aydın Emeç çevirmiştir. Aydın Emeç'in gazeteci, yazar, yayıncı ve çevirmen olarak kültür dünyamıza katkıları büyüktür. E yayınlarının kurucusu olup, daha sonra Hür Yayın'ı ve Cumhuriyet gazetesinin kültür servisini yıllarca yönetmiştir. Dünyaca tanınmış yazarların bir çok eserini dilimize kazandıran yazar, 1986 yılında henüz 47 yaşında iken hayata veda etmiştir.

Hep söylerim, ana dilimizde yazılmamış bir kitabı ana dilimizde yazılmış gibi kolaylıkla okuyor ve roman kahramanının duygularını içimizde hissedebiliyorsak bu bir başarıdır ve bu başarının sahibi de kitabın çevirmenidir. Bize güzel eserleri kazandıran çevirmenlerimize buradan selam olsun.

Aydın Emeç gibi bu gün aramızda olmayanların da ruhları şad olsun.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...