6 Ocak 2014 Pazartesi

BUZDOLABI BÖREĞİ...Patatesli Börek Sevenler İçin...

Bir vakitler yokluk/yoksulluk içinde kendi yağı ile kavrulan ülkemizde buzdolabı lüks bir eşya idi. İlk defa ithal Amerikan malı Frigidaire (frijder) marka buzdolabı ile tanışan insanımız, ilk zamanlar buzdolabına frijder dedi. Yerli üretim olmadığı için buzdolapları ithal ediliyordu. İthal buzdolabı satan mağazaların sayısı bir elin parmaklarını geçmediği gibi bu mağazalar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde bulunurdu. Bu mağazalardan ithal malı beyaz eşya satın alabilecek aile sayısı da sınırlıydı. 



Buzdolabı satın almak her ailenin harcı değildi ama aslında ailelerin çoğu buzdolabına ihtiyaç da duymuyorlardı. Çünkü, memleketimizin her bölgesinde olduğu gibi İstanbul'un da eski geleneksel evleri genellikle iki veya üç katlı müstakil evlerdi. Giriş katları taş ve tuğla, üst katları ise ahşap malzeme ile inşa edilirdi. Evin sokak kapısı, zemini Malta taşı ile kaplı Taşlık tabir edilen geniş bir alana açılırdı.

Taşlığın bir tarafında zemine gömülmüş su küpleri ile mutfağa yakın yerde de su kuyusu bulunurdu. Taşlık, mutfak ve bir de günlük oturma/yemek odasının bulunduğu evin giriş katı yaz mevsiminin en sıcak günlerinde dahi serin olurdu. Serinliğinden dolayı yaz günlerinde bile yeleksiz dolaşılamayan taşlık ve kiler/mutfak'da haliyle buzdolabı ihtiyacı hissedilmiyordu.



Ne zaman ki; bu eski ahşap evler müteahhitlerin ilgi alanına girdi ve sahiplerinin de modern hayatın cazibesine kapılıp, apartman katlarında yaşama arzusu ağır basınca ahşap evler birer ikişer yıkılıp, yerlerine apartmanlar diktirildi. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Eski evlerinden kurtulup, büyük bir mutlulukla apartman hayatına adapte olmaya çalışan aileler yaz sıcaklarında ne yapacaklarını şaşırdılar. Buz gibi suyunun içinde karpuzlarını, üzümlerini soğuttukları kuyularını, serin taşlıklarını ve bilhassa mutfaklarını çok aradılar. 




Yaz sıcaklarında yemeklerin ekşidiği, içme suyunun ısındığı apartman mutfağında çaresiz kalan ev hanımlarının imdadına ithal buzdolapları yetişti ama ailenin bütçesinde de büyükçe bir gedik açıldı. Memleketin bu halleri sanatçı taifesinin de dikkatinden kaçmamıştı ki; İstanbul Radyosunun perşembe geceleri yayınlanan Radyo Tiyatrosu saatinde Buzdolabı isimli bir temsil yayınlanmıştı. Tiyatro sanatçısı rahmetli Halide Pişkin'in de olduğu piyeste, zengin görünme hevesindeki ailenin satın aldıkları buzdolabı yüzünden düştükleri komik durumlar canlandırılmış ve ailenin acınacak haline çok gülmüştük. 

Büyük şehirlere göçün başladığı 50'li yıllar ve göçün hız kazandığı 60'lı yılların başından itibaren eski evlerin yıkılıp, apartmanların dikilmesi ile başgösteren buzdolabı ihtiyacı, gören gözlerden kaçmadı ve ilk yerli buzdolabı 1960 yılında Arçelik markası ile üretildi.




Bu arada, hamarat ev hanımları düne kadar kullandıkları tel dolaptan buzdolabına geçişte hiç zorlanmadıkları gibi buzdolabının buzluğundan yararlanarak çeşitli börek ve pasta tarifleri ürettiler. Bugün buzluk böreği diye lanse edilen börek aslında o yıllardan kalma eski bir tariftir. Bu tarifleri uygulayabilen yani evinde buzdolabı olan ev hanımları o günler için ayrıcalıklı, şanslı kadınlardı.

Geçen gün, çayın yanında hafif bir börek yapmak isteyince eski defterlerde Patatesli Buzdolabı Böreği'nin tarifine rastladım. Eski bir tarif olduğu için anneden kızına aktarılarak bu güne kadar gelen bu böreği herkes bilir. Burada paylaşmamın sebebi bu böreğin beni götürdüğü eski günlere sizlerle beraber ufak bir zamanda yolculuk yapmaktı.

Eski ağıza yeni taam arayanlar için Patatesli Buzdolabı Böreği tarifi hepinizin malumudur ama ben yine de  tedbir amaçlı olarak yazıya ekledim.

Afiyet olsun! 
  

Malzemeler:

3 yufka
4 tane patates
2 yumurta
1 su bardağı süt
yarım su bardağı kaşar peyniri rende
tuz, karabiber
tepsiyi yağlamak için sıvı yağ

Yapılışı:

Patatesleri haşladım, soydum ve büyükçe bir kabın içine rendeledim. 
Başka bir kapta çırptığım yumurtaları, peynir rendesini ve sütü ilave ettim. 
Tuz ve karabiberle de lezzet kattığım malzemeyi iyice karıştırdım.
Birinci yufkayı serdim. Üzerini sıvıyağ ile yağladım.
Patatesli malzemenin 1/3 ni kaşık yardımıyla yufkanın üzerine her yerine düzgünce sürdüm. 
Üzerine ikinci yufkayı serdim, yağladım ve üzerine aynı şekilde iç malzemesini yaydım.
Üçüncü yufkaya da aynı işlemi yaptıktan sonra tümünü birden rulo şeklinde sardım.
Tepsimi yağladım. Ruloyu bıçakla üçe böldüm ve tepsiye yerleştirdim.
Tepsiyi, streçle kapatarak, buzdolabına kaldırdım. 
Buzdolabında yeteri kadar soğuduktan sonra bir parmak kalınlığında dilimledim. 
Pişecekleri yağlanmış tepsiye yanyana yerleştirdim.
Orta hararetteki fırında üzerleri hafif kızarana kadar pişirdim.

Afiyet olsun!






LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...