3 Haziran 2015 Çarşamba

HARİÇTEN GAZEL OKUMAK...Yıllar öncesinden...

Hayatın hoş ve güzel taraflarından bahsetmek istiyorum ve bunun için kendimi zorluyorum ama nafile! Toplumu sarıp,sarmalamış olan güvensizlik ve gelecek endişesi ile öyle bir karamsarlık havasına büründük ki; gördüğüm, yaşadığım güzellikler sanki görünmeyen bir el tarafından aklımdan silinip, gidiyor. 



Memleketim öyle bereketli topraklar üzerinde kurulmuş ki her bir yerinden ayrı sesler çıkıyor. Olan bitene duyarlı insanlar olarak başımızı tenis maçındaki seyirciler gibi bir sağa, bir sola çevirerek hareketleri kaçırmamaya çalışıyoruz. Tamam buna da razıyız. Tenis maçı seyreder gibi bir sağa bir sola dikkat kesilelim ama ortada tek bir oyun yok ki! 

Maşallah! memleketin her bir köşesi ve bucağında ayrı kortlar kurulmuş, ayrı oyunlar oynanıyor. Kimimiz memleketin dört bir tarafından gelen haberlere dikkat kesilmiş bu oyunları anlamaya çalışırken, kimimiz de her şeyi anlamış, her oyunu çözmüş gibi bulduğu her yerde başlar anlatmaya. 

Ne çok severiz hariçten gazel okumayı. 

Ben çok küçükken de başlarlardı klasik söylevlerine "Önce bir kaç kişiyi sallandıracaksın şöyle ibret-i alem için Taksim meydanında bakın o zaman nasıl her şey yoluna giriyor"diye. Velhasılı-kelam; evde, sokakta, parkta, insanların toplandığı heryerde kahvehane, meyhane farketmiyor seviyoruz günlük politikadan konuşmayı.  

Politika konuşulmasın diyemem elbette ama bence fazlası vakit kaybı. Aslında bu durum insanlarımızın işsiz-güçsüz olmalarından kaynaklanıyor. Genç emekliler ülkesi memleketimde hepimizin istemediğimiz kadar bol zamanlarımız var. Haliyle, bizi içine çeken seviyesiz ve kısır günlük siyasetin aleti oluyoruz. 

Bir de gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki; günlük siyaseti en çok, en ateşli konuşan insanlar, özel hayatını düzene oturtamamış, kendini başarısız hisseden mutsuz insanlar. Çözemedikleri problemleri karşısında duydukları öfkeyi bu kanaldan dışa vuruyorlar. Fanatik futbol taraftarı gibi küfür-kıyamet içlerindeki yangını bu şekilde söndürmeye çalışıyorlar.

Bu gibi insanlar ailelerinde ve yakın çevrelerinde gerilim yaratıyorlar. Gerilimli toplulukların oluşturduğu toplumda da ufacık bir kıvılcım bile yangın çıkmasına sebep oluyor. Bu insanların bir durup, kendilerine kendi dünyalarına kendi ailelerine bakmaları gerekir. Baktıkları yerlerde her şey yolunda mı? Kendi içindeki savaşı bitirip, barışmış mı? Ailesinde sulh ve sükun hakim mi? 

Demem o ki; biz millet olarak hepimiz aynıyız. Yönetenler de yönetilenler de bu memleketin toprağından ve suyundan beslendiler. Yok birbirimizden farkımız. Bugün yönetilen olursunuz, yarın yönetici. Yani ikisi de aynı insan. Bu günün yöneticileri, dünün yönetilenleriydi. Milleti oluşturan fertler olarak tek tek hepimiz ne zaman dürüst, ahlaklı ve düzgün insanlar oluruz, o zaman bizi yönetenler de dürüst, ahlaklı ve düzgün insanlar olacaklardır. Çünkü, milletler layık oldukları şekilde yönetilirler.

Ben de yakında kendimle barış görüşmelerine başlamayı düşünüyorum. Daha sonra yakın çevremle münasebetlerimi mercek altına yatıracağım. Sonrasına bakacağız artık! Şaşırmanıza hiç gerek yok, ben de bu milletin bir ferdiyim. Herkesin yaptığı gibi oturduğum yerden ahkam kesiyorum. 

Veya, diğer bir deyimle hariçten gazel okuyorum.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...