9 Şubat 2018 Cuma

KIZ DOĞDU...

Beş-on hanımın toplanıp, ikindi çayı içtikleri ev ortamında bazen birdenbire bir sessizlik olur. Sessizlik, adeta elle tutulacak kadar somuttur. Ne bir ses, ne bir nefes duyulur. Ev sahibesi ve misafir hanımlar, yeyip-içtiklerinin ağırlığı, uzun saatlerdir yaptıkları sohbetin yorgunluğu ile bir anlık içlerine kapanmışlar, kimbilir hangi düşüncelere dalıp, gitmişlerdir. Bu hal, en fazla sekiz-on saniye sürer. Hanımlar, öylecene sadece susarlar. Böyle bir halin çöktüğü odada hanımın biri durumdan vazife çıkarır ve "Kız doğdu" der.


Çocukluk günlerimde ilk duyduğumdaki şaşkınlığımı hala hatırlarım. Koskoca dünyada aynı anda belki binlerce kız doğuyor ama o gün için ben bir tane kız doğmuş gibi algılamıştım. Büyüklerimizin yanında soru sormamızın ayıp sayıldığı günlerdi. Ayrıca, laf dinlemekle suçlanacağım için de susup, oturmuştum. Yeni doğmuş bir bebeğin hallerini tam olarak bilmediğim için kundaklı, minicik bir bebek hayal ederken, sus-pus oturan bir ailenin varlığı hiç de inandırıcı gelmemişti. Ben çocuk aklımla, doğumda sevinmeyen bir aileyi hayalimde canlandırmaya çalışırken hanım teyzeler, bir iki gülüşmeden sonra başka konulara geçmiş ve hararetli sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi.

Daha sonraları öğrenecektim ki; baba olacak erkekler illaki oğlan çocuk hayal eder ve beklerler. Erkeğin ailesi de hakeza erkek torun beklentisine girer. Bebek doğana kadar geçen aylar süresince erkek bebek bekleyen babanın doğum anındaki heyecanını ve kız bebeğin doğumuyla yaşayacağı sükutu hayali tahmin etmek çok da zor değil. O kadar büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlar ki; günlerce lohusa eşinin yanına uğramayanlar, bebeğini kucağına almayanlar, dünya yıkılmış da altında kalmış gibi dertlenip, hayata küsenler varmış. Bu günün babaları ise ultrason sayesinde bebeklerinin cinsiyetini erken öğrendikleri için durumu hazmedecek bol bol zamanları oluyor.

Bir kız çocuğu olarak, kız çocuklarının istenmediğini öğrendiğim o gün üzüldüğümü hatırlamıyorum. Belki de hanım teyzelerin konuyu ciddiye almayan tavırları ve sadece latife tadında bırakarak konuyu uzatmamaları buna sebeptir. Veya, evimizde böyle bir ayrım olduğuna dair her hangi bir şüphem olmaması da kötü etkilenmemi önlemiş olabilir. O gün etkilenmesem bile bugün kadına şiddet haberleriyle dolu yazılı basında yer alan haberleri okuduğumda, görsel medyadaki görüntüleri izlediğimde hep o gün, bir oda dolusu hanım teyzenin sessizliğini hatırlarım ve o sessizlik içinde bir kadının "kız doğdu" lafı gelir aklıma.

Minicikken ailesinden, büyüyünce sevdiği erkekten şiddet gören, kurtulmak istediğinde de devlet kurumlarından yeterli desteği alamayan ve genç yaşında öldürülen kadınların doğumu sırasında muhtemelen bir yerlerde hiç tanımadığı teyzeler "kız doğdu" demişlerdir.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...