19 Nisan 2017 Çarşamba

VATANDAŞLIK...Vatan Kardeşliği...

Referandum için oy kullandıktan sonra facebook'daki sayfamda duygularımı paylaşmak istedim. Vatandaşlık görevimi yerine getirdiğimi ve kısaca temennilerimi yazdım. Ancak, kendi yazdığıma kendim yabancı kaldım. Zira, vatandaş kelimesini günlük hayatımızda kullanmadığımızı, sadece seçim günlerinde hatırladığımızı farkettim. Halbuki, vatandaş olmanın derinlikli bir manası var. Sonuna aldığı "daş" ekiyle kardeş manasına gelen karındaş gibi birleştirici ve aidiyet hissi taşıyan bir kelime. Burada haksızlık yapmak istemem, vatandaş kelimesini bir de seyyar satıcılar kullanırlardı eskiden. Gel vatandaş! diye bağırarak müşteri toplamaya çalışırlardı...


Kardeşi olmayan insanlara belki izah edemem ama kardeşi olanlar bilir. Kardeşlik, annenin kendi içinde büyüttüğü çocuğuyla arasındaki bağa benzeyen, aynı annede beslenip, büyümenin yarattığı bir sevgi bağı ile bağlanmaktır. Çocukları üzerinde anne babaların emekleri olduğu gibi kardeşlerin de birbirleri üzerinde emekleri vardır. İnsanlar aile kurup, kendi çocuklarını büyütürken kardeşleriyle olan bağlarında bir gevşeme hissedilse bile o bağ hiç bir zaman kopmaz.

10 Nisan 2017 Pazartesi

KADINA BAKIŞ...Kadının Bakışı...

Bir arkadaşımla telefon sohbeti yapıyoruz. Daha doğrusu o anlatıyor, ben dinliyorum. Bir vesileyle iki kelam etmek için açtığım telefon uzadıkça uzadı. Tanımadığım bir arkadaşı ameliyat olmuş onu anlatıyor, ben de arada üzüldüğümü ah! vah! ederek ifade ediyorum. Gençlik günlerinden uzaklaştıkça sohbetlerimiz hastalık, ölüm haberleriyle karamsar, iç kapayıcı ve dertlendirici bir hale büründü. Nerede! o gençlik günleri, bir söyleyip bin güldüğümüz tasasız günler. Ne çabuk geçip, gittiler.


"Ben söyledim ameliyat sonrası bakım çok önemli, istirahatine dikkat et ama dinleyen kim." diye anlatan arkadaşım devam ediyor, "Ben ameliyatımın sonrasında çok dikkat etmiştim." Dinliyorum ama konu uzadıkça, bende yorgunluk alametleri başladı. Dikkatim dağıldı, aklım başka yerlere gidip, gidip geliyordu ki arkadaşımın bir sözü beni kendime getirdi. Vaktiyle geçirdiği ameliyat sonrasında taburcu olurken doktorunun tembihini anlatıyor. Beni o anlık dalgınlığımdan uyandıran da bu oldu. Doktor, "Kocanın kravatı yere düşerse almak için eğilme, ayağınla al" demiş.