9 Aralık 2016 Cuma

EKŞİ ELMALAR...Yılmaz Erdoğan

Ekşi Elmalar'ı vizyona girdiği gün izlemek için titizlenmeme rağmen maalesef haftalar sonra izleyebildim. Vizyondan kalkmadan yetişmiş olmam tesellim oldu. Uzun yıllar önce TRT'deki Umut Taksi dizisini izlerken dizinin yazarı ve oyuncusu olan Yılmaz Erdoğan'ın ileride iyi işlere imza atacağını hissettiğimi dün gibi hatırlıyorum. TRT hegemonyasının kalktığı ve özel televizyonların bir bir açıldığı yıllarda halkın TRT'ye ilgisi azalmıştı. Katı devlet kurallarıyla idare edilen TRT halkın nabzını tutmaktan çok uzak, kendi bildiğini okuyordu. Bu nedenle de insanlar özel kanallardaki programlara öylesine daldılar ki, ülkeye televizyonu getiren TRT'nin varlığını dahi unuttular.


TRT'nin yasakladığı şarkıların ve sanatçıların yer aldığı özel kanallardaki programları ben de zevkle izlerdim ama Yılmaz Erdoğan'ın yazıp, oynadığı TRT'deki diziyi de hiç kaçırmazdım. Kendimce, geleceğini parlak gördüğüm sanatçının ilk zamanlarına, ilk işlerine şahitlik ediyordum. Yıllar içinde Yılmaz Erdoğan'a dair öngörüm gerçekleşti ve kaleminin gücü, çalışkanlığıyla ona inananları haklı çıkardı. Takip edenler bilir, yazdıklarında kendine has bir lezzet vardır.



Her sanatçı gibi Yılmaz Erdoğan'da en iyi bildiğini yani ailesini ve yakın çevresini yazıyor. Son filmi de önceki filmleri gibi doğup, büyüdüğü toprakların ve insanlarının hikayesi. Bize, yani batıda yaşayanlara memleketini çeşitli yönleriyle anlatma gayretinde. Vizontele ile başlayan filmlerden sonra yine aynı topraklardan ama bambaşka bir hikaye ile karşımızda. Ekşi Elmalar'da terörle anılan toprakların bereketini, çalışkan insanlarını, gençlerin kısıtlanmış hayatlarını anlatıyor. Aslında, Anadolu'nun diğer yerlerinden hiç farklı değil. Babanın otoritesi, annenin ailedeki dengeyi koruma çabası, gençlere nefes aldırmayan çevre baskısı memleketimin her karış toprağında aynı.


Belki de Yılmaz Erdoğan'ın anlatmak istediği de budur. Batı da yaşayanlar için bilinmezlerle dolu doğuyu en yakından bilen olarak anlatarak, ön yargıları kırmak isteği olabilir. Ön yargı, en büyük düşmanımız. Filmdeki bir sahne var ki! ön yargının acımasızlığını bizzat hissettim. Filmdeki o sahnede, Reis Bey'in ortanca kızının büyük bir tutkuyla görmeden sevdiği Antalya'ya kavuşunca denize koşup, coşkuyla bir suya girişi var. O sahneyi izlerken, üzerindeki yerel giysileriyle denize giren kadınlara olan tepkimizi düşündüm. En hafifinden, alaycı bakışlarımızla rahatsız etmekten hiç çekinmeyiz.


Halbuki o kadının, Hakkari'nin köyünde doğup büyümüş değil şehre kasabaya bile inmesi yasak, kaçamak bir bakışla gördüğü adamla evlendirilmiş, gerdek gecesi eşinden Antalya'da ev sözünü almış ama bir türlü sözünde durmayan kocasına kucağındaki bebesiyle posta koyup, Antalya'ya göç kararı aldırmış, dirençli bir kadın olduğunu bilseydik tepkimiz öyle olur muydu?

Ekşi Elmalar, bir çok görev üstlenmiş başarılı bir film. Havadan çekimlerde Hakkari'den muhteşem manzaralar göstererek doğunun tabiat güzelliğini, elma bahçeleri ile toprağının bereketini, Reis Bey'in kızlarına olan davranışları ile baskıcı babaların her yerde aynı olduğunu, buna mukabil kızların da akıllarını kullanarak, sabırlı bir mücadeleyle istediklerini elde edebileceklerini masal gibi anlatarak görevini yerine getiriyor.

Bize de bu masaldan ders çıkarmak kalıyor.

İyi seyirler...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...